Kız Çocuklarda Ergenlik

kız çocuklarda ergenlikAnna Frank, tuttuğu hatıra defterinde, “Başıma gelenler, sadece gözle görülebilenler değil, içimde olanlar da o kadar tuhaf ki” diye yazmıştı. Hakikaten kız çocuğunda ergenlikle gelen fizyolojik belirtiler (memelerin büyümesi, kıllanma, âdet görme), erkeğinkinden değişik olmakla beraber, hissettiği korku ve tedirginlik hemen hemen aynıdır. Değişim göğüslerin gelişmesiyle başlar. Kadında meme bezi birçok küçük bezin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Meme ucuna kadar gelen bu bezler daha sonra süt vermeyi mümkün kılar. Meme bezi kendine şeklini ve büyüklüğünü veren yağlı bir dokuyla kaplıdır, bu doku aynı zamanda koruyucu vazife de görür. Bunun sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte, memelerdeki gelişme sol memeden başlar, aynı şekilde bir meme, diğerinden daha küçüktür. Memenin yetişkin bir kadındaki şeklini alması ve gelişimini tamamlaması için en az üç sene gerekir. Memelerin yapısı bir kadından diğerine olduğu kadar, ırklar arasında da farklılık gösterir. İrsiyet faktörlerinin de önemli rol oynadıkları bu şekillenmede, hormonların etkisi de büyüktür. Ergenlikte memeler yepyeni bir hassasiyet kazanırlar.

Bundan sonra venüs tepesi ve kol altlarındaki kıllanma gelir. Ve nihayet beliren âdet kanamaları ergenliğe kesin bir kronoloji getirir. Genelde 12 yaşma doğru beliren bu kanamalar, bilhassa irsi faktörler etkisinde, değişiklikler de gösterebilir. Sonuç olarak bu yaş 9-10 yaşlarından, 15-16’ya kadar değişebilir. Burada da hayat tarzı ve beslenme önemli bir rol oynar.

Adet Kanamaları Üzerine Fikirler

Yüzyıllar boyunca, manstrüasyon (âdet kanamaları) hakkında birçok batıl inanç ve tabular oluşturulmuştur. İlkel insanlar, bu kanamaların olduğu devrelerde kadınların olağanüstü güçler edindiğine inanırlardı. Açık havada çırılçıplak durmak şartıyla, fırtınaları durdurup, yıldırımları önleyebilirlerdi. Kaybedilen kanın birtakım özellikleri olduğuna inanılırdı: Yangınları söndürebiliyor ve erkekleri savaşlarda aldıkları yaralardan kurtarıyordu.

Hayatın ve ölümün sembolü olan ve hayat için vazgeçilmez bir değer taşıyan kanın akması haklı kaygılarla birlikte, şuursuz korkular da getirebilir. Tıpkı erkek çocuk gibi, kız da içinin boşalacağından korkar. Bunun dışında hissedilen rahatsızlık, meydana gelen koku, kullanılması gereken eşyalar, kıyafetler üzerine geçebilecek lekeler, âdet günlerini tatsız bir hale sokar. Endüstride gelişmiş toplumlarda, vücuttan çıkan her türlü sızıntıya (terleme, çeşitli sıvılar) hayvansal bir yaklaşımla bakılmış ve dolayısıyla bunların tahammülü zorlaşmıştır.

Vücut kokularını gideren her tür deo-doranın nasıl tüketildiği meydandadır. Âdet kanamalarının kadınlara bazı insanüstü ayrıcalıklar sağladığına inanılan ilk devirlerden sonra, bazı toplumlar, aksine, âdet gören kadınların çeşitli karışıklıklara neden olduklarına inanmışlardır: Orta Çağ’da kadınların bu dönemde kiliseye ayak basmaları yasaklanmıştır. Silber-mann “Manstrüasyon Psikolojinin Katkısı (1950)” adlı eserinde bazı Musevi toplumlarda, âdetin ilk gününde küçük kıza annesinin bir tokat attığını ve böylelikle vücudun “alt kısmında” oluşan şeyi “yukarı” yöneltmeye çalıştığını söylemiştir.

Bugün bile bilimsel ve tıbbi hakikatlerle hiçbir ilgisi olmayan, fakat toplumlarm biiinçaltlarmda yerleşmiş bulunan bazı inançlara rastlamak mümkündür. G.Tord-jman, “Cinsel Hayatın Sorunları ve Gerçekleri” adlı eserinde, bu konuda doktor Paulsen tarafından derlenmiş olan şu satırlara yer vermiştir: “Âdet kanıyla kirlenmiş vajinal tamponu eline geçirmiş bir erkeğin yapacağı aşk tekliflerini bir kadın reddedemez. Erkek kaybetmiş olduğu cinsel iktidarını âdet kanından içerek kazanabilir. Yastığın altına yerleştirilecek âdet kanlı bir tampon kadının hamile kalmasını önleyecektir.”
Bu günlerde mizanplinin de tutmadığı ve saçları yıkamaktan kaçınılması gerektiği sık raslanan inançlardır.

Gerçekte, kadında adet hali, tıpkı sindirim gibi, çok olağan fizyolojik bir faaliyettir. Bunun için temel temizlik kuralları sınırları içinde ve şahsi cinsel tercihler doğrultusunda, başka hiçbir kısıtlama gerektirmeyen bir dönem olarak görülmelidir.

Adetler Normalde Hep Sancılı mıdır?

Katı bir ifadeyle âdet öncesi ve âdet sırasında hissedilen şamaların rahim kaslarının kasılmasından kaynaklandığı söylense de, uzmanların hepsi bu görüşü paylaş-mamaktadır. Organik bazı nedenler de bu sancılara sebep olabilir: Kızlık zarının kapalı olması ve kanın dışarı serbestçe aka-maması durumu; vajinal enfeksiyonlar ya da çocuksu yapıda bir uterus. Yine de, bütün bu organik faktörlerin yanısıra psikolojik şartlanmalar da var olabilir. Bunlara âdet öncesi döneminde görülen yorgunluk, coşkunluk veya aksine melankoli halleri, karın bölgesinde şişkinlik, gerilmiş ve acıyan memeler gibi durumlar da eklenince ergenlik döneminin getirdiği tedirginlik anlaşılabilir.

Diğer bir önemli nokta ilk âdet kanamalarının başlamasından evvel görülen beyazımsı akıntılardır. Birçok genç kız tarafından bir enfeksiyon belirtisi zannedilen bu salgılar, aslında ergenliğe bağlı hormo-nal değişiklikler sonucunda ortaya çıkar ve ‘smegma’ adıyla bilinir. İlk âdetin görülmesi ile birlikte çocukluk sona erer. Çocuğa bu olayı kadınlık ve doğurganlık yolunda mutlu bir olay olarak anlatmak önemlidir. Nitekim menopoza da kadınlığın sona ermesi olarak değil, organizmanın kendini dinlendireceği bir dönem olarak bakmak gerekir.

Memeler

Ergenlikte büyüyen memeler, vücudun sadece estetik değerini arttırmakla kalmayıp, haz dolu yepyeni duyguların da merkezi haline gelir. Şuuraltında bu tip konular karşısına dikilen engeller taşıyan bazı genç kızlar için bu duyarlılık büyük bir korkuyla karışır. Vücuttaki libido tatminine yönelik bu gelişmeler çocuk tarafından, bilhassa eksik ve hatalı bilgiler verilmişse, birer tehdit unsuru olarak algılanır.

Bir dert: Kıllanma

Pübis çevresindeki kıllanma, gerek kendini göstermeye başlayan kadınlığın bir işareti olduğu ve gerekse bakışlardan uzak gizli bir kesimde bulunduğu için genelde çok sorun yaratmaz.

Koltukaltlarında ve vücutta görülen tüy-
lenme (kollarda, bacaklarda, karın ve dudak burun arasında, bazen meme uçlarının etrafında) kadın vücudunu çirkinleştiren bir unsur olarak algılandığı için hoş karşılanmaz. Tıraş ya da epilasyon oyununda anne ya da baba taklit edilir.

Eğer tüylenme çok fazlaysa, yeni yetişen genç kız başkaları gibi olmadığını hissederek bu durumdan büyük rahatsızlık duyar. Bu durumun çaresi, uygun bir hor-monal tedavisi uygulamak ve gerekli estetik bakımları yaptırmaktır.

Yeni Genç Kızın Tasaları

Güzellikte ilgili kaygılar, mastürbasyon ve erotizmin çekiciliği günün konusudur. Daha dün, hamile kalma korkusu ve el değmemiş bir kızlık zarını muhafaza etme kaygısı cinsel deneylere atılma isteğini daha başında öldürüyordu. Bugün ise doğum kontrolünün yaygınlaşması, bu amaçla kullanılacak araçların ailenin bilgisi dışında da elde edilebilmesi ve kızlık zarının korunmasına verilen önemin gitgide azalması ile yeni yetişen nesil, içgüdüleri üzerinde büyük bir serbestiye sahip olmuştur.

Kadın cinselliği ile ilgili yasakların düşüncelerden tam anlamıyla silinmemiş olmalarına rağmen, modern genç kızlar cinsel hayatlarına daha çok serbest ve huzurla bakmaktadırlar.

Kadın ve erkeğin sosyal ve cinsel rollerindeki giderek artan değişikliğin ve erotizm üzerine yayınların artmasının da bu gelişmede büyük rolü olmuştur.

Bununla beraber birçok, erkek ya da kız, açıkça istedikleri bu hakların getireceği yükü ve doğuracağı fiziksel ya da duygusal sonuçları taşıyabilmekten çok uzaktır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!