Kırım’ın Bağımsızlığını Kazanması

Tarih: 17 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 2.411  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kırım özerk cumhuriyetiKırım’ın 1783’te Çarlık Rusyası’na katılmasından sonra, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl boyunca buradan Türkiye’ye olan büyük göç dalgaları yüzünden, eski Kırım Hanlığı topraklarından nüfus 3,5 milyondan 1897 yılında 564,592’e kadar düşmüştü.

Kırımlı aydınlar arasından çıkan Gaspıralı İsmail Bey (1851-1914) yarım kalmış birçok gazete çıkarma girişiminden sonra başlattığı Tercüman gazetesini ömrünün sonuna kadar sürdürmeyi başardı ve onun yetiştirdiği gazeteciler bu gazeteyi Gaspıralı’nın ölümünden sonra da 1918 yılı ortalarına kadar çıkardılar.

Gapıralı İsmail Bey hem bu gazetesi hem de çeşitli kitap ve risale yayınlarıyla yanlız Rusya’daki Türkler arasında değil, başka ülkelerdeki Türkler arasında da bir yandan uyanış ve yenileşme hareketlerinin artmasında, başka yandan ise Türkçülük akımın güçlenmesinde etkili oldu. Onun Tercüman gazetesinde bir süre sonra kullanmaya başladığı “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı sonraki yıllarda Türkçülerin ortak şiarlarından biri oldu.

Gaspıralı İsmail Bey modern eğitimi uygulayan ilk cedit okulunu Kırım’ın Bahçesaray şehrinde açmasından sonra, cedit okulları Çarlık Rusyası’nın çeşitli yörelerine, özellikle İdil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan’a yayılmaya başladı.

Tatarlardan dinî alanda yüksek eğitimlerini Buhara medreselerinde almış olan aydınlar arasından Abdünâsir Kursavî (1771-1812), Şehâbeddin Mercânî (1818-1889), Abdul-Kayyûm Nâsırî (1824-1902), Rızaeddin Fahreddin (1858-1936), İbrahim Halfin (1778-1829), Zahir Bigi (1870-1902), Musa Carullah Bigi (1875-1949), Alimcan Barudî, A. Hadi Maksudî, Şakircan Tahirî, Sadri Maksudî, Ayaz İshâkî, Fatih Emirhan, Fatih Kerimî ve başkaları bir yandan İslam dininde o günün şartlarına uygun yenilikler yapılması, başka yandan ise başta Buhara’dakiler olmak üzere doğmatik eğitime yönelmiş medreselerin yenileşmesi düşüncesini eserleri ve öğrencileri yoluyla yaymaya çalışıyorlardı.

Tatar aydınları Kazan’da üniversite kurulması ve orada dinî bilimler yanında müsbet bilimlerin de öğretilmesi konusunda çeşitli projeler geliştirdiler. Kazan’da kitap basımı ancak 1800’de basımevi kurulmasına izin verildikten sonra mümkün oldu.

Orkun Kutlu
Okur, yazar, çizer, beğenmeyip siler, tekrar karalar... Hayatı, karmaşık bir ifadeler bütünü olarak algılar ve bunların paylaşıldıkça anlam kazandığını bilir. Bazen ağır abi, bazen yaramaz öğrenci gibidir. Düzensizlikte düzeni, sınırlarda sonsuzluğu yakalamaya çalışır. Biraz manyak, bir o kadar filozof kılıklı, en ilginçlikler üzerine kafa yoran, hayata restini çekebilen, takıntılı; ama duygusallıklarıyla bile barışık bir fenomen. İlkel benliğini kuşlara yedirmiş, süper egosunu denizlere atmış bir insan-ı kâmil. Dahası kalabalıklar içinde bir yalnız kurt, kendi medyasını yöneten bir patron, insanlarla kafa bulan akıllı bir yaratık. Kaleminin ucunda bazen çiçekler açan, bazen kanlar damlayan bir yazar. İşte bu benim, giriş cümlelerim...
   
Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.

*

  Yukarı çık!