Kırım Türkleri (Tatar Türkleri)

kırım tatar türkleriKırım çok eskidenberi Türklerin işgal ettiği tarihî bir saha olmuştur. Burası gerçekten de daha ortaçağda Hazar devletinin bir parçası olması dolayısı ile Gazariya adını almış, Hazar devletinin düşmesi üzerine de VII – VIII. yüzyıldan itibaren, çeşitli Türl< boylarının yerleşmesine sahne olmuştur.

XIII. yüzyıldaki siyasi olaylarla Volga boyundan ve Nogay is-teplerinden kopup gelen, Türk göçleriyle saha, kesif bir Türk akı-nma uğramış, böylece yarımada çok kısa zamanda Türkleşmiştir. Kırım Tatarları, deyimi ise etnik olmaktan ziyade siyasî olup, Haci-Giray hanın idaresi altında, 1450’de müstakil bir devlet olduktan ve 1478 yılında Mengli – Giray hanın Osmanlı İmparatorluğu himayesini kazandıktan sonradır ki, AvrupalIlar tarafından bura halkına verilmiş bir addır. Bununla beraber Kınm hanlığı, millî varlığı ile 1783 tarihine kadar yaşamış, nihayet Rusya baskısına dayanamıyarak bu tarihte ilhak edilmiştir. karakalpaklar

Kırım’ın Rusya’ya ilhakı bura Türklerinin maddî ve manevî felâketine sebep olmuştur. Hele Osmanlı – Rus devletleri savaşlarına sahne oluşu, halkı büsbütün çileden çıkarmış, emsalsiz göçlere ve yeni yeni vatan edinmelere yol açmıştır. Bu yüzden yarımadanın Türk halkı, güngeçtikçe azalmış, saha, tersine rus, grek, ermeni, ukraynalı gibi yabancılarla dolmağa başlamıştır. Nihayet ikinci dünya savaşlarında, yersiz ve mânâsız bir takım gerçeğe uymayan bahanelerle bütün Türk halkı Stalin’in emriyle Özbekistan’a sürülmüştür. kargaslar kargas türkleri

Sürgünden öncesine ait Sovyet Rusya sayımına göre 1939 da Kırım Türklerinin sayısı 280.000 kişiden ibaret olmuştur. Buraya 30 yıla yakın zaman aşımının % 2 artışını ekliyecek olursak, bugün Kırım Türkünün sayısı rahat rahat 400.000’i aşmış olacaktı. Fakat ne yazık ki, acıklı ve karabahtlı bu tarihi ve millî varlık için hayırlı Türk kitlesinin karayazısı yakasını bir türlü bırakmamış, düşman öcünü millî imha siyasetiyle alma yoluna gitmiştir. Bazı Rus bilginleri hiç hicap duymadan bunları, Özbekistan Cumhuriyetinin küçük bir etnik yapısı olarak kabullenmekten geri kalmamaktadır.

Kırım Türklerinin ötedenberi teşekkül etmiş bir edebiyatları vardır. Mengli Giray, Saadet Giray, Sahib Giray, Devlet Giray, II. Gazi Giray, Bahadır Giray ve emsali gibi, çeşitli lakaplarla şiir yazan bir takım han şairler, Kırım edebiyatına istiklâliyyet katmakla kalmamış, Kırım Türkçesinin gelişmesine de yardım etmişlerdir. Daha sonraları medrese ve tekke edebiyatları da ilerlemiştir. Buna paralel olarak halk edebiyatı türleri de kendisini bulmaya çalışmıştır.

İsmail Gaspıralı (1851 -1914) üe başlayan gazetecilik, yalnız küçük Kırım için olmamış, yaydığı fikir ve dil birliği ile, âdeta bütün Rusya mahkûmu Türklerin bir organı sayılmıştır. 1883’ten itibaren “Tercüman” adiyle yayınlanan bu gazete, uzun ömürlü olmuştur. Bugün Kırım Türkçesi ve edebiyatı işlenmiş ve araştırılmış sayılır. efsane

Kırım 1917 yılından itibaren, tekrar millî istiklâle kavuşmuş ise de( tıpkı diğer Türk elleri gibi, kısa bir zaman sonra, yeniden istilâya uğramıştır. Çelebi Cihan ve Cafer Seyid Ahmet (Seydah-met) işbu millî istiklâl devrinin sayılı kahramanları olmuştur.

Karakter itibariyle Kırım Türkçesi kendi iç gramer yapısına göre: 1) Şimal yahut istep halkları (Nogay), 2) Cenup sahil boyu halk ağızlarına ayrılmaktadır. Birincisi daha fazla Kıpçak, İkincisi ise Oğuz – Selçuk edebî şivesine girmektedir.

Lehistan ve Lit-vanya’ya serpilmiş olan Kırım Türklerinin ağzı, Kırım’mkinin aşağı yukarı aynıdır. Edebî eserlerin, bilhassa Yarlıkların şivesi, daha fazla Altınordu mahsullerinden sayılır. Zaten edebî Kırım Türkçesi, çeşitli merhaleler geçirdikten sonra, büyük reformatö-rünü İsmail Gaspıralı’nın şahsında bulmuştur.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!