Kırım Tatar Türklerinin Tarihi

Rüyada misali bağırdıkça sesi çıkmayan, verdiği mücadele hiçbir zaman gündemde olmayan , yüzyıllardır açık yarasından akan kan oluk olan bir vatandır, öz be öz Türk Yurdu’dur Kırım.

kırım tatar türkleri

Tüm dünyanın gözleri önünde soykırıma uğramış, sürgünler görmüş, kültür terör ve erez-yonuna maruz kalmış, ancak diğer Türk Yurtları gibi çığlığına ağdaşlığın kulaklarını tıkadığı bir vatan.

Milletleri yaşatan en önemli unsurun kültür ve dil olduğunu bilen Çarlık Rusyası zorunlu asimilasyona adayı işgal ve ilhak ettiği 1783 yılında başlamış. Adayı işgal ettikten bir müddet sonra Kırım’da Türk coğrafi adlarını değiştirme siyasetini, muhtelif tarihlerde uygulamaya koymuştur.Akmescit; Simferopol Seyitler; Nijnegorskiy Yedikuyu; Leninskiy örneğindeki gibi şehirlerin Türkçe isimleri geğiştirilmiştir.1783’de başlayan bu muamele 2. Dünya Savaşı sonlarında en acımasız halini almış 28 Ekim 1943’de Kalmık, 2 Kasım 1943’de Kara-çay Türkleri’nin topraklarından sürgün edilmesi İle başlayan süreç 18 Mayıs 1944’de Kırım’a sıçramıştır.

18 Mayıs 1944 tarihinde gece saat 03.00 civarında bazı Türk Milliyetçisi Kırımlılar’ın tespit edilip tutuklanması ile başlayan zorbalık harekatı tüm Kırım’a yayılmış 15 dakikada sadece yanlarında taşıyabilecekleri eşyalar ile hazırlanılması istenen Kırım Türkleri,bulundukları şehir ve köylerin meydanlarında tarlalarında toplanmış, isteyenlerin kaçmasına izin verildiği söylendikten sonra topluluktan ayrılanların arkasından kurşun yağdırılmıştır.Tüm bu insanlık dışı uygulama devam ederken diğer Kırımlılar, komşuları olan Türkler’e yapılanları bir tiyatroyu izler gibi izlemişlerdir.

Sürgün edilen Kırımlıların kimi hayvan vagonlarına doldurulup Sibirya, Özbekistan ve Kazakistan’a ,kimi de ufak salların kürekleri alındıktan sonra Karadeniz’in azgın sularına bırakılmışlar .Apaçık ölüme terk edilmişlerdir.Bir çok Kırım Türk’ü açlık ve yaralardan bitap düşmüş ve bu ölüm yolculuğuna malup olmuşlardır.Bu katliam projesi ve insanlık dışı uygulama öyle noktalara varmıştır ki 20 Temmuz 1944’de Kırımdan sürgün edilmesi unutulan Arabat Köyü’ndeki Türkler, bir gemiye toplanmış ve gemi denize açıldıktan sonra ambar kapakları açılarak barıtılmış Kırım Türkleri,boğularak feci şekilde can vermişlerdir.

Kırım’dan sürgün edilen Türklerin yerine Rus ve UkraynalIlar getirilerek bir iskan politikası uygulanmış, Rus Hükümeti, Türklerin topraklarını ve taşınmaz mülklerini yerleşimcilere babasının malı gibi dağıtmıştır.Daha sonra 14 Aralık 1944’te ,1783 yılında başlanılan Türk adlarının değiştirilmesi politikasının tıpatıp aynısı Türk adı taşıyan tüm şehir, köy ve bölgelerde gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Rus hükümeti, öyle pişkin davranmıştır ki 19 Şubat 1954’de Kırım’ı Ukrayna’ya hediye etmiş ,ağustos 1965’de ise sürgün edilip hayatta kalan Kırım Türklerinin vatanlarını sadece “turist” olarak ziyaret etmelerine izin vermiştir.

Bugün ise apaçık bir tecrit ve soykırım projesi olan Kırım Sürgünü’nün izleri hala silinmiş değildir. Kırım’da, Kırım Türklerinin sadece %10’u anadillerinde eğitim veren milli mekteplerde eğitim görebilmektedir. %90’ı ise mecburiyetten Rus okullarında eğitim görmektedir. Kırım’da anadilde eğitim veren sadece 15 okul bulunmaktadır. Dedelerinin zihniyetinde olan Türk düşmanı Rus, UkraynalI ve kendini Türklerden ayrı gören işbirlikçi birtakım Kırımlı güruh sokaklarda Kırım Türklerini adeta avlamakta ve eziyet etmektedirler.

Dedelerini örnek alıp Kırım Türk’üne zulüm yapan tüm zibidiler, Rus’un dedesinin Türk’ün atasına çobanlık yaptığını iyi öğrensinler. Tüm dünyadaki Türk Yurtlarında Türk Irkına yapılan zulme kulak tıkayanlar, sessiz kalanlar, alkış tutanlar Türk’ün çelik sinirlerinin Rus’un
kancık ecdadının böğrüne saplanan okun yayı gibi gerildiğini ve yapılan hiçbir zulmün karşılıksız kalmadığını ve kalmayacağını iyi bilsinler.

 

Oğuzhan Yıldırım

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!