Karakalpaklar (Karakalpak Türkleri)

karakalpaklar karakalpak türkleriAsılları itibariyle X-XII. yüzyıllar Peçenek’leri ahfadından-dırlar. Tarihî kaynaklarda “siyah külâhlılar” yahut sadece “külâhlılar” adiyle geçmektedirler. XII – XIII. yüzyıllarda Kıpçaklar-|a beraber Moğollara tâbi olmuşlardır. Altın-Ordu devleti içerisinde kendi etnik hamur yapısını bulduktan sonra, XVI. yüzyılda Seyhun ırmağı havzasında yerleşmişlerdir. Bir aralık Kalmık’la-jrm akınlarına uğramışlarsa da, her daim kendi varlıklarını koruyabilmişlerdir.

Fakat tarihî hayat gelişmeleri daha fazla Hive hanlığı âkibetine bağlı kalmıştır. Sovyet idare sistemi kurulunca, Muhtar Karakaîpak Sovyet eyaleti olarak tanınmıştır. Kuzey, Doğu ve Batıda Kazak, Güneyde ise Özbek ve Türkmenistan gibi, sözde üç Sovyet Türk Cumhuriyeti sınırlan ile çevrilmiştir. 1930’da Karakalpaklar Kazakistan’a 1932’de nedense bu fikirden vaz geçilerek umumî Rusya sınırları içerisine, 1936’da Stalin’in tensibiyle, muhtar eyalet olarak Özbekistan’a alınmıştır. Yüzölçümü 126.000 kilometre kare olup, 200.000 in üstünde bir nüfusa sahiptir. Çeşitli bölgelere yayılmışlardır. Bir kısmı Afganistan’da yerleşmiştir.

Karâkalpakların tam mânası ile klâsik bir edebiyatları yoktur. Buna karşılık, mazi yadigârı, kahramanlık destanları ile epik eserleri vardır. Daha Altın Ordu. devrinde teşekkül etmiş olan, “Koblan”, “Er Sain”, “Er Kosay”, “Alpamıs” ve “Kırk Kız” gibi epik eserler, bugün bile zevkle söylenmektedir. XVIII. yüzyıl Karakalpak şairleri içerisinde ün salmış olan şair – “jrau’lardan biri Jien Tagay-ülı idi. Şöhretli destancı idi.

“Poskan el” = “Parçalanmış el” adlı destanında şair, ağır ve merhametsiz akmlara uğrayan milletinin, ümitsiz ve insanlığa küskün acılarla, yeni vatan aramakta olduğunu ve bu hengâmede, baba ve annesinin yurttan yurda dolaşmaya takati kalmadan yetim bıraktıkları on-üç yaşındaki zavallı Münaim adlı bir kısın macerasını terennüm etmektedir. “Ata Jurtı Türkistan” adlı destan da, Karakalpak halkının göç ve muhaceret denilen zalim kaderiyle birleştirilmiş ve Jien Tagay-Ulı sayesinde Türkistan illerine yayılmıştır. arnavutluk

Tagay-ülı ile beraber milletini terennüm eden diğer halk şairleri arasında: Eerdalı, Ajiniyaz, Künhoja, Ateş = Oteş, gibileri de vardır. Şair Berdah, Ali Şir Nevaî, Fuzulî, Mahtumkulu’nun eserleri tesiri altında yetişmiş olduğundan, tıpkı muasırı şair Ajiniyaz gibi kahramanlarını, Doğunun ünlü ve iç açan: Leylâ Zü-leyha, Şirin, Zâl, Rüstem, Şah-Sanem, Garip’lerinden almıştır. Hattâ Ajiniyaz, şiirlerini Nevai tarz ve üslûbunda yazmıştır» Hele geniş halk arasında ün salmış olan seksenlik şair Künhoja (1799 -1880), eserlerinde şahsî hayatına yer vermiş, “Şopanlar” adlı şiirinde çobanları, “Orakşılar” adlı diğer bir şiirinde ise orakçıları anlatmıştır. avusturya

Nihayet şair Ajiniyaz Kosıbay-Ulı (1824 – 1878) da “Ellerim bardı” – “Ellerim vardı”; “Şıktı ian” = “Çıktı can”, gibi bir çok yanık şiirleri ile Karakalpak şiirini renkleştirmeğe çalışmıştır. Çeşitli “bahsi – jrau”lar tarafından, terennüm edilen bu kabil halk edebî nevileri, Karakalpak edebiyatına ayrıca bir zenginlik vermiştir. Halka tarihini öğreten bu edebiyat çeşnisi, bilhassa “Kosık” lar, halk arasında geniş bir ilgi toplamıştır.

Karakalpak şivesi iki ağıza ayrılmaktadır. Kıpçak-Ncgay şiveleri grubuna girmektedir. Kendine göre özel gramer şekillerine sahiptir.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!