Kadınlara Sosyal ve Siyasal Hakların Tanınması

kadın haklarının tanınmasıKadın haklarının Cumhuriyetin ilk senelerinde değil de, daha sonraki tarihlerde kabul edilmesinin sebebi yüzyıllardır kafalara yerleşmiş olan muhafazakârlıktan ileri gelmiştir. 1923 yılının Nisan ayında kadınları da adet olarak sayalım teklifine karşı büyük bir reaksiyon doğmuş, değil siyasî hakkı tanımak, bu saymaya dahi razı olmayan bir düşünce Meclise hâkim olmuştur.

27 20 Ocak 1924 yasasında mebus seçilme hakkının yalnızca erkeklere verilmesi de bunun bir delilidir. Kadın hakları konusunda en fazla Atatürk durmuştur. Mustafa Kemal, 21 Mart 1923’te Konya’da, Kızılay Kadınlar Şubesi’nin tertiplediği toplantıda kadın hak ve görevleri yönünden pek çok konuya temas etmişti.28 Ayrıca, Mustafa Kemal, 1925’te İnebolu’da, Kastamonu’da, İzmit Kız Öğretmen Okulunda bu çeşit konuşmalar yapmıştı.

İstiklâl Savaşı sırasında, Büyük Millet Meclisi’nce “Hukûk-ı Aile Kanunu Projesi” Millî Hükûmet’çe üzerinde durulan bir konuydu. Bu kanun, 17.2.1926 Medenî Kanun olarak yürürlüğe girmiş ve kadınlar böylece pek çok hak elde etmişlerdi. 3 Nisan 1930’da ise 164 maddelik Belediye Kanunu kadınlara belediye seçiminde rey verme ve seçme hakkını getirmişti. Perşembe günü Meclis’te yapılan oturumda, 198 kişi oylamaya katılmış ve müspet oy vermiş, 117 kişi ise oylamaya katılmamıştı.

Kadınlara bu hakların tanınmasında Atatürk’ün büyük çalışmaları mevcuttu. Atatürk, 1931 yılındaki uzun memleket dolaşmasında, İzmir’de yapmış olduğu sohbet toplantısında, vatandaşın siyasî seçimlerde oy kullanmasının bir hak olduğunu, erkek ve kadın arasında fark olmadığını, kadının siyasî haklara sahip olması gerektiğini söylüyordu. Atatürk bunları belirterek, siyasî haklar konusunda kadınların da erkeklerle eşit derecede tutulması gerektiğini ileri sürmüştü.

5 Aralık 1934’te, uzun tartışmalardan sonra Teşkilât-ı Esasiye maddeleri düzenlenmiş ve “İntihâb-ı Mebûsân Kanunu’nun” maddelerini erkek kelimesi yanına kadını da ekleyerek, kadınların mebus seçilmesi sağlanmıştı.

Atatürk Devrimleri (inkılapları) ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır.Böylelikle Ulu Önder Atatürk’ün bizzat girişmleri ile Türk kadını kendisiyle muasır ve medeni olarak kabul edilen toplumların kadınlarından çok daha önce siyasi ve sosyal yani medeni sahadaki doğal haklarına kavuşturulmuştur.

Kabul edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da erkeklere tanınan haklara sahip olmaya, resmi görevlere atanabilmeye, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına kavuşturulmuştur. Diğer taraftan tek eşlilik ilkesi ve kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna da bir canlılık kazandırmıştır.

Atatürk’ün yapmış olduğu girişimler neticesinde, Türk kadınlarının iktisadi ve siyasal ve de sosyal yaşama tam anlamıyla katılımlarının sağlanabilmesinin önü açılmıştır. Bu bahsi geçen değişimlerin sağlanabilmesi için de sıraıyla aşağıdaki bir dizi değişiklikler yapılmıştır.

Kadınların 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934’te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etmiştir ve çok geçmeden toplumda erkeklerin çalıştığı her alanda yerini almıştır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!