Jeopolitika

jeopolitikaJeopolitika, ülkelerin mevcut bulunduğu coğrafi konumlarından dolayı elde ettikleri, siyasi, ekonomi vb. güçlerinin genel adıdır.

Jeopolitik açısından bir görüş MAHAN tarafından ortaya atılmıştır. Mahan’ın ana düşüncesi, Ratzel tarafından benimsenen karaya yani Avrasya’daki “kalp ülkesi”ne sahip olan güçlerin, deniz hâkimiyetini de ele alabileceği noktasındaydı. Bunun yanında karşı bir güç olarak da Anglo-Amerika (Kanada ve ABD)’yı elinde tutan gücün de dünya hâkimiyetinde söz sahibi olabileceği yönündeydi. Nitekim Mahan, Asya’da Rusya’nın genişlemesinin deniz kuvveti ve üstünlüğü ile engellenebileceğini ve bu sayede Rusya’ nın abluka altına alınabileceğini savunmuş, Rusya’nın açık denizlere ulaşabilmesinin ancak Çin üzerinden olabileceğini bir bakıma tavsiye etmiştir.

Mahan, bir devletin denizcilikteki gelişmesinin önemine dikkat çekerek, bir ülkenin millî gücünü ortaya koyan en önemli coğrafî etkenin, o ülkenin arazisinin genişliğine değil, ülkenin kıyı çizgisinin uzunluğuna ve limanlarının ekonomik aktivitesine dayandığını vurgulamıştır. Bilhassa denizaşırı gelişmelerde bir ülkenin sahip olduğu deniz sınırlarına çok önem vermiştir. Bu görüşe göre Hawaii adalarına sahip olan ülkenin Karaip Denizi’ni de kontrol edebileceği üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda özellikle Hawaii adalarının ABD’yi Asya’dan gelecek istilâ hareketlerini durdurabilecek bir konumda olduğu belirtilmiştir.

Dünya kara hâkimiyetine dayanan diğer bir görüş de Alexander P. de SEVERSKY tarafından geliştirilmiştir. Onun çizdiği dünya haritası, kuzey kutbunu merkez alan azimutal bir projeksiyondur. Seversky’ın düşüncesine göre, Güney Amerika, Kuzey Amerika’nın hava hâkimiyeti sahası içerisindedir. Sovyetler Birliği’nin hava hâkimiyet sahası ise Güney ve Güneydoğu Asya ile Büyük Sahra’nın kuzeyindeki Afrika’dır. Kuzey Amerika ile Sovyetler Birliği’nin hava hâkimiyeti bölgelerinin birbirlerine çakıştığı bölgeler, Anglo-Amerika ile Avrasya’da “Heartland (Kalp ülkesi)” sahası, Avrupa’nın kıyı bölgeleri, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dur. Burada hava hâkimiyetini elinde tutan kuvvetin, dünyanın kontrolünü kazanabileceği ifade edilmektedir.

Seversky, kara ve deniz kuvvetlerini, hava kuvvetlerinin emri altına koymakta, bölgesel ve geçici hava üstünlüğünün önemli olmadığını, hava hâkimiyeti ve desteğini kaybeden ülkelerin, hava üstünlüğünü elinde tutan gücün merhametine sığınacağını belirtmektedir. Bu bakımdan ABD, Rusya ve Birleşik Krallık’m tek başlarına büyük hava kuvveti potansiyeline sahip oldukları da ifade edilmektedir.

Siyasi coğrafyada diğer bir başka görüş de N. SYPKMAN’a aittir. O, deniz hâkimiyetinin üstünlüğünü kabul etmekle beraber, deniz ve kara hâkimiyetini birlikte dikkate alınmanın gerekliliğini belirtmiştir. Mackinder’in belirttiği “kenar hilâfin büyük nüfus barındırması, zengin kaynaklar ile iç denizlere sahip olmasından dolayı dünya hâkimiyeti üzerinde etkili olacağını savunmuştur.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!