Jeopolitik Görüşler/Akımlar

jeopolitikCoğrafyada alan mefhumuna bağlı olarak jeopolitik ve siyasî coğrafyada da kara, deniz ve hava hâkimiyetine dayanan görüşler, zaman ve mekâna göre önem kazanmıştır. Hâkimiyet unsuru, değişen dünya koşullarına göre siyasî coğrafyacılar ve jeopolitikle uğraşanlar tarafından çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Siyasî coğrafyada belirtilen görüşlerin bazılarını, kimi devletler ulusal politikalarının yürütülmesinde esas olarak almış ve bu görüş doğrultusunda politikalarını yönlendirmiştir. Bu nedenle siyasî coğrafyadaki görüşlerin dünya siyasetinde son derece önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu başlık altında siyasî coğrafyadaki bazı görüşlere yer verilecektir.

Jeopolitiğin önemi ve bununla ilgili görüş ve düşünceler, 1800’lü yılların ortalarından itibaren ortaya atılmış, zamanla gelişerek günümüzde ayrı bir araştırma alanı ve bilim dalı hâline gelmiştir. Günümüzde jeopolitik, gelişmiş ülkelerde bazen siyasî coğrafya bünyesinde işlenir, bazen de ayrı bir uzmanlık dalı olarak ele alınır. Özellikle askeri alanda jeopolitiğe ayrı bir önem verilir. Ülkemizde jeopolitik alandaki gelişmeler ve görüşler, 2002 yılından itibaren yayıma geçen Jeopolitik Bilimsel ve Araştırma Dergisi aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuştur.

Jeopolitikle ilgili ilk görüşlerden birini, Alman coğrafyacılarından olan Friedrich RATZEL (1844-1904) ortaya atmıştır. Ratzel; devletlerin canlı varlıklarda olduğu gibi, doğma, gelişme, yaşlanma ve ölme aşamalarından geçtiğini belirtmiş ve özellikle devletin gelişmesinin yeni alanlar kazanmaya bağlı olduğunu, bunun için de gerektiğinde kuvvete başvurarak alanlarını genişletmeleri gerektiğini vurgulamıştır.

Ratzel, devleti devlet yapan en önemli unsurun alan (mekân) olduğunu vurgulayarak devletle alan arasındaki karşılıklı ilişkilere ve özellikle alana bağlı siyasî örgütlenmelere dikkat çekmiştir. Devletin sahip olduğu alan ne kadar büyük olursa, gücünün o kadar artacağını ve uluslararası politikada etki ve egemenliğinin güçleneceğini belirtmiştir.

Jeopolitik açısından önemli diğer bir görüş, İngiliz bilim adamı Halford MACKİNDER (1869-1946)’e aittir. Ona göre, Avrasya’nın iç kesimi dünya siyasetinin “odak-mihver bölgesi”dir. Bunun için Mackinder, dünyaya hâkim olmak için Avrasya’nın iç kısmına sahip olması gerektiği düşüncesini savunmuştur. Daha sonra bazı değişiklikler yaparak Avrasya’nın dahili drenaj sahalarını kapsayan bölgeye “Kalp Sahası (Heart-Land)”, bunun dışında kalan kısımlara ise “İç veya Hilâl” adını vermiştir. 1919 yılında Avrasya ve Afrika ile birlikte “Dünya Adası, Büyük Sahra’nın güneyindeki Afrika’ya “Güney Kalp Sahası” ve “Kenar Hilâl”in diğer alanlarına “Dünya Adasının Peykleri” ismini vermiştir. Bu düşüceden hareket eden Mackinder, Avrasya ve Afrika kara kütlesini elinde tutan bir kuvvetin dünyaya hâkim olabileceği görüşünü savunmuştur. Çünkü bu kuvvet, herşeyden önce yeryüzünün üçte ikisine ve dünya nüfusunun sekizde yedisine hükmede-bilecektir. Hiçbir deniz gücü, bu kara hâkimiyetine dayanan kuvvete karşı çıkamayacak; fevkalâde zengin doğal kaynakları ve büyük nüfus kütlesi ile bu kara kuvveti, kıyı önündeki adaları ve “Dünya Adası”nın dışındaki kıtaları da ele geçirecektir (Şekil 16.1 ve 16.2).

Mackinder’in yukarıda belirttiği görüşü zaman içerisinde bazı değişmeler göstermiş olmakla birlikte, kara hâkimiyetine dayanmış ve uzun yıllar bu görüş dünya siyaset ve jeopolitiğinde önemini korumuştur.

Siyasî coğrafyada, kara hâkimiyetine dayanan diğer bir görüş ise “bölgesel birlik (pan-rejiyon)’tir. Bu görüşe göre yeryüzü pan-Amerikan, pan-Avrupa-Afrika, pan-Doğu Asya ve pan-Rusya olmak üzere üç veya dört bölgeye ayrılmıştır. Büyük alan kaplayan bu bölgeler, ekonomik bakımdan kendi kendilerine yeterli olduğu ve dünya siyasetinde ayrı bir güç oluşturduğu için önem taşımaktadır. Nitekim sanayileşmiş olan Kuzey Amerika, ihtiyacı olan ham madde ve yarı işlenmiş maddeleri kolayca Güney Amerika’dan, aynı şekilde Avrupa ham madde ihtiyacını Afrika’dan karşılamaktaydı. Pan rejiyonlar, stratejik olmaktan çok ekonomik birlikler oluşturmaktaydı. Bu rejiyonlar birbirlerine rekabet güçlerine göre dünyada önem taşımaktaydı. Günümüzde AB gibi birçok ekonomik birlik, dünya siyasetinde etkin rol oynamaktadır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!