İsmail Hakkı Baltacıoğlu

ismail hakkı baltacıoğluİsmail Hakkı Baltacıoğlu, çok yönlü bir düşünürdür. Pedagoji ve sosyolojiden felsefeye geçmiştir. Fakat daha çok eğitimciliği ve eğitime dair görüşleriyle tanınmış bir kültür filozofudur, denilebilir. Eserlerinin çoğu pedagoji ile ilgilidir. Kırk yıl “Yeni Adam” dergisini çıkardı. Sanatkâr yönü de olduğu için sanat pedagojisi, sosyolojisi ve felsefesiyle de meşgul olmuştur. Baltacıoğlu, Durkheim ve Bergson’u okuyunca bu iki zıt filozofun bir sentezle uzlaştırılabileceğini düşünmüştür. O, bu maksatla “Tarih ve Terbiye” adındaki kitabını yazdı.

Baltacıoğlu’nun “İçtimaî Mektep” adlı kitabı, en orijinal eseri sayılmaktadır. Kitabın önsözünde eğitimi, önce bir teori olarak değil bir olgu olarak göz önüne aldığını söyler. O, bu olgunun toplumsal ve ruhsal cephelerini inceliyor, bunun için hem toplumsal hem de ruhsal verilere başvuruyor. Baltacıoğlu, eğitim için, “içtimaî bir olgu, objektif bir varlıktır, mekan ve zamanda meydana çıkması için insanların savunmasına muhtaç değildir. Eğitimin maksadı belirli düşünme, duyma ve işleme tarzlarında bir insan meydana getirmektir” diyor. Toplumsal hayata elverişli konu nedir, sorusuna o, “bu, bir adamdır” cevabını verir. Eğitimin gayesi böyle belirli bir objeyi meydana getirmek olduğuna göre; bu şahsi obje, siyasî, ahlâkî vb. görevleri yapabilmelidir. Eğitimde model, yaşayan gerçek insandır. Bu insan tipleri nerede yoğruluyor? Kişiliklerin kurulduğu zümrelerin içinde yoğruluyor. Kişilik hayatı, bütün ve ahenkli bir hayattır. Kişiliği olmayan ise çevreye intibak edemeyen bir otomattır.

Baltacıoğlu, üç temel toplumsal kurumun çok önemli olduğuna inanır: Din, dil, sanat. Bu üç temel kurum toplumun geleneğini meydana getirir. Bu üç toplum kurumu diğer bütün sosyal kurumları kendilerinde birleştirir ve kişiliğin temelini oluşturur. Bu üç kurum, birbirini tamamlamak üzere toplumsal bütünü meydana getirmektedir. Ona göre toplumda en önemli gerçek gelenektir. O, toplumun belkemiğidir. Milliyet, yalnız onunla tarif edilebilir. Dinsiz bir milliyet olamaz. Baltacıoğlu, bir Kur’an felsefesi yapılmasını da istemektedir.

İsmail Hakkı, İstanbul’da doğmuş babası İbrahim Ethem Bey, kişiliğinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Vefa İdadisi’ni bitirdikten sonra Darülfünun’a gitmiştir. Okuldan sonra bir süre memuriyet yapan Baltacıoğlu, Darülmualliminde güzel yazı öğretmeniyken, eğitim uzmanlığı için Paris’e gönderilmiş, oradan İngiltere ve Almanya’ya geçerek bu ülkelerin eğitim sistemini incelemiştir. Yurda döndükten sonra pedagoji dersleri vermeye başlamış, kızların da yüksek öğrenim görmelerini sağlamak için İnas Darülfünunun kurulmasına ön ayak olmuştur. 1920’de Edebiyat Fakültesi’nde dekan, 1923’ten sonra Darülfünuna rektör olmuş, bu görevi 1933’te üniversite reformunda kadro dışı bırakılana kadar sürdürmüştür. Üniversiteden ayrılınca yayın hayatına atılmış Yeni Adam dergisini çıkarmaya başlamıştır.

1939 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde pedagoji profesörlüğüne getirilmiş, 1942’de Afyon, daha sonra Kırşehir milletvekilliği yapmıştır. 1950’de emekli olduktan sonra yazarlığını aksatmadan sürdüren ve Türk Dil Kurumu Terim Kolu Başkanlığı görevi yapan Baltacıoğlu, Ankara’da ölmüştür.

Eğitimle ilgili görüşlerini 1912’den itibaren yayınladığı 30’dan çok kitabında ve çok sayıda makalesinde belirtmiştir. Eğitim sisteminin gelişimiyle ilgili görüşleri belirli devrelere ayrılabilir. 1912’den 1933’e kadar olan devrede temel görüşleri açısından bireyci olan Baltacıoğlu, çocuktan hareket akımının öncülüğünü temsil eder. 1933’ten 1963’e kadar süren döneminde tam anlamıyla geliştirmiş olduğu eğitim sistemini 1932’de yayınladığı İçtimai Mektep adlı eserinde ortaya koymuştur. Üretim Pedagojisi adını verdiği bu yeni eğitim sisteminde sosyal yön ağır basmaktadır. Ona göre eğitimin amacı insana içinde yaşadığı toplumun kültürünü ve değerlerini kazandırmaktır. Eğitim kuru kuruya bilgi vermekle kalmamalı, öğrenciyi kişiliğini kazandırmalı, onda milli değerlerine, kültürüne bağlı, girişimci ve yaratıcı bir yapı oluşturmalıdır.

Baltacıoğlu’nun üretici veya yaratıcı pedagoji adını verdiği eğitim sistemi kişilik, ortam, çalışma verim ve başlatma olarak 5 ana ilkeye dayanmaktadır. Kendi içinde bir bütünlük gösteren bu ilkelere göre kurulmuş olan okulda, katı bir eğitim sistemi, belli bir öğretim programı ve yıllık sınıflar sistemi yerine her çocuğun kendi sınıfına göre bahçıvanlık, marangozluk gibi belli bir üretimde bulunacağı, her sınıfın birer atölye olduğu üretici ve demokratik bir sistem olacaktır. Bu içtimai mektep sistemini 1938’de yayınladığı Toplu Tedris adlı eserinde ilköğretim programına uygulamıştır.

Eğitimle ilgili görüşlerinin yanı sıra oyun ve roman yazarlığı da yapmış, toplum ve kültür incelemelerinde bulunmuş yerli sanat ve geleneklere ters düşmeden batılılaşma gerektiğini savunmuştur.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!