İran (Güney Azerbaycan) Türkleri

1. İran Azerî Türkleri

Bu Türklerin işgal ettikleri İran Azerbaycanı’nm yüzölçümü ve sınırları, tarih ve siyasî gelişmeler yüzünden, hep hâkim sülâ-İerin gücüne ve idare kabiliyetine bağlı kalmıştır. Son durumu itibariyle 104.000 km2 bir sahayı sınırları içerisine alarak; Kuzeyde Aras; güneyde Hamse ve Kürdistan, doğuda Talış ve Hazar Denizi, batıda Türkiye ve Irak’la çevrilidir. Nüfusu ise, Avrupa kaynaklarına göre, 4.000.000’u aşkındır. En meskûn şehirleri: Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Selmas, Soğukbulak, Makû, Marağa, Halhal Astara, Merend-Culfa vesairedir. Şive bakımından Kafkasya Azerbaycam’nın aynıdır. Zengin ve müşterek klâsik ve nisbeten modern bir edebiyatlar vardır.

Siyasi tarih bakımından Azerbaycan İran tarihine bağlı kalarak, çeşitli devreler geçirmiştir. Arap istilâsından sonra Selçuklular, Atabeyler, Moğollar, İlhanlIlar, Karakoyunlu ve Akkoyunlu, Safeviler, Afşarlar, Kaçarlar vesaire gibi devlet ve sülâleler tarafından idare edilmiştir.

2. Kaşkaylar

Azerî Türklerinden sonra, sayıca İran Türklerinin belki en kalabalığım, Kaşgay Türk uruğu teşkil etmektedir. Güney İran’ınFars eyâleti, bunların nüfuzları altındadır. Yarı göçebe hayati yaşamakta olduklarından, büyük bir sahayı göçlerine uygun bir şe–kilde plânlamış, münasebette bulundukları diğer Bahtiyarî’ler, Mamasenî’Ier, Kûhgelûye’ler ve Hamse’liler gibi hatırı sayılır İran kabileleriyle iyi ilişkiler kurmuşlardır. Kışı İran körfezi’nin yakınındaki bölgede geçirdikleri halde, yazı Kuzey İsfahan eyâleti çevresinde devam ettirmektedirler. Bu suretle Kaşkay Türk uruğunun enine boyuna yayıldığı göç sahası, yarım ay şeklindeki Karaağaç ırmağı kıyıları boyunca uzayan saha ile, buraya giren, kalabalık nüfuslu Arab, Ferraşbend, Firûzâbâd, Hineşur kasabalarını ve bundan başka yaz göçü bölgesini teşkil eden İsfahan – Şiraz yolu batısındaki çevre ile Şikanrûd ve Melbur ırmaklarının yukarı mecrasını, kendi sınırları içerisine almaktadır. Bu kadar büyük bir alanı kendi tasarrufu altına alan Kaşkay’lılarda elbette buna göre de, oldukça düzenli bir çok boy ve soya ayrılan kabile büyüklerinin ve başçılarının, nüfuz ve idâre salâhiyetleri aynen mevcuttur. Kendilerine mahsus örfe bağlı bir hukuk idaresine sahiptirler. kırgızlar

XIX. yüzyılda Kaşkay’lar Tahlu Türk uruğu reisi Cani-Ağa’-nın ahfadından olan ilhanları tarafından idare edilmekte idiler. Birinci Dünya Savaşı’nda ilhanları Soulat-ed-Doule ölünce, yerinene oğlu Naser-haıı geçmiştir. Bir çok siyasî iç olaylara karışmış, kısmen iskân edilmişlerdir. Hattâ Kaşkay’ların bir kısmı Ham; se, bir kısmı ise Bahtiyar kabilesi bölgesinde yerleştirilmişlerdir.

Son araştırmalara göre Kaşkay Türk uruğu 55 çeşitli boy ve soya ayrılmaktadır. En büyüklerini ve kalabalıklarını; Farisma-dan, Amale, Kaşkuli, Darreşuri ve Şeşbülüki boyları teşkil etmektedirler. Bunların herbirisi, ayrıca bir sürü küçük soy ve topluluklara ayrılmaktadırlar. Hiç bir soya ayrılmayanları bulunduğu gibi Kalantar’ları tarafından idare edilenleri de vardır. Yerleşik hayata geçenler arasında; Hallaç, Bayat, Alibeklu, Şeyhvand, Feyli, Farband, Kalband, Lirevi vesire boyları da bulunmaktadır. nogaylar

Menşeleri hakkında kesin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Başçılarının verdikleri bilgiye bakılırsa, aslen Oğuz boyundan kopma bir Türk uruğudur. Orta Asya’ya yerleştikten sonra, gûya Cengiz-Han ordusuna katılmış, İran’a gelerek burada yerleşmişlerdir. Kaf–kasya eteklerine inenleri bulunduğu gibi, kendilerini Akkoyunlu’-lardan sayanları da vardır. Diğer rivayetler de vardır. Fakat bunlar, ne olursa olsun, Kaşkay’larm Türklüğünü gölgeleyecek mahiyette değildir. Şivelerini Azerî Türkçesinden sayanlar çoğunluktadır. Taşıdıkları kabile adı “alnı beyaz lekeli at” mânasında olan “Kaşka” dan türemedir.

Sayıları hakkında, kaynaklarda bir nevi taassuba kaçan çeşitli yanlışlıklar vardır. Mes’ud Keyhan, bunları 150.000 civarında göstermiştir. Demorni adlı bir Fransız bilgini ise, 1913 yılına ait olmak üzere 325.000 kişi göstermektedir. Kaşkay başçılarından Ma-lek Mansur’un bir İngiliz yazarına verdiği bilgiye göre ise sayıları 400.000’i aşmıştır. İddia edilen sayılar arasında büyük bir aykırılık olmadığına göre rahat rahat 4 – 5 yüzbini bulmaktadırlar.

3. Afşarlar

Azerî Türklerinden sonra İran’ın oldukça kalabalık Türk halklarından biridir. İran’ın geniş sınırları içerisinde, dağınık ve düzensiz bir halde, birçok sahalara serpilmiş olduklarından, gereken cemaat topluluğunu vücuda getirememişlerdir. Türkmen iline mensup olan bu Afşar boyları, Moğol istilâsından sonra ancak Azerbaycan’a göç etmiş, Şah İsmail Safevî tarafından, İran sınırlarını korumak maksadiyle bir kısmı, Horasan eyâletine yerleştirilmiştir. Buraya taşınanlardan Kırklu adlı Afşar boyuna mensup İmam-Kuli oğlu Nadir Şah, büyük kabiliyet ve stratejisi sayesinde, hicri 1148 tarihinde, Safevî hânedanını altederek, kendisini hükümdar ilân etmiştir. Bir aralık Hindistan’ı bile fethederek, doğunun âdeta büyük imparatorları arasına katılmıştır. Basit bir aile çocuğu olmasına rağmen, reformatör bir şahsiyete sahiptir. Mezhep ihtilâfının halline çalışmakla Türkiye ile dostluk temeli kurmaya teşebbüs etmiştir. Ölümü ile İran tahtı Kaçar sülâlesine geçmiştir.

Afşar uruğunun yayıldığı coğrafya sahası pek geniştir. Bugün serpinti halinde yayıldıkları saha, ana çizgiler ile şöyle açıklanabilir: Uımiye Gölünün kuzey-batı kıyüarı; Hamse eyâletinin gü ney kısmı; dağlık bölgelerde Hamedan ile Kermanşah eyâletleri sınırları; Bocnurd’la Kuçan’m güney çevresinde Sebzevar ile Nişa-bur arasındaki saha; Cumenyn’in kuzeyinde ve Kerman’m güneyindeki bölgeler. Bütün bu birbirinden uzak ve farklı sahalar, hep Afşar ilinin ve halkının, genişçe ve serbest serpilebildikleri göç mıntıkası olmuş, bu yüzden milli bir topluluk kurulamamıştır. Çoğunlukla Afşar’lar göçebe hayat ve yaşayışını benimsemişlerdir. Buna göre esas halk kitlesi, dağlık sahayı tercih etmiştir. Sürü besledikleri gibi, ziraatla da meşguldürler. “Afşariye”, bazan da “Afşar uşağı” gibi adlarla tanıtıldıkları da vardır. Fakat aslî, olanı “Afşar”dır. Vambery’ye göre kelime “Avşar” olup “toplayan, toplayıcı” mânasında “avşamak” fiilinden türemiştir. Fakat bu etimoloji sadece bir tahminden ibarettir.

Çeşitli boy ve soy kollarına ayrılmışlardır. Başlıcaları arasında: Heyder Mohammedşahlu, Seyfkuliouladı, Cahan-Kulişahlu, Mollataharlu, Sultanaiilu, Mirikitlu, Atauşağı, Pir-Muratlu, Ca-lalilu, Hallaç, Aşraflu, Kasımlu, Mircanlu, Kamerbazlu, Gamzalu vesaire bulunmaktadır.

1958 yılı Avrupa kaynaklarında sayıları yuvarlak hesap 400.000 kişi olarak gösterilmiştir. 8 yıl öncesine ait bu sayıya, % 2 – 2,5 gibi mütevazi bir nüfus artışı eklenecek olursa, herhalde 470.000 500.000 lik bir topluluğu bulmuş oluruz. Yukarıdaki istatistik S. I. Bruk’a aittir. Nüfus üstünlüğü bakımından Afşar’lar Kaşkay’lardan az bir farkla, daha ileride gibidirler.

4. Kaçarlar

Az sayıda olmalarına rağmen İran devletinin idâresinde, uzunca bir zaman, mutlakiyet iktidarını ellerinde tutmuşlardır. Aslen İran hükümdar hânedanmm ceddi sayılan Sertak-Noyan’m oğlu Kacar’a nispetle bu kabile adını almışlardır. Ana vatanları Türkistan’dır. İran yazarlarından Said Nasifi’ye göre, bir zamanlar Suriye sınırlarına yakın bir yerde oturan bu Türk boyu, XIV. -XV. yüzyıllarda İran’a göç ederek burada yerleşmişlerdir. 1400 yıllarında Şam’a sefer eden Timur’un ağır baskıları altında, ister istemez bir aralık Türkistan’a dönmeğe mecbur olmuşlardır. Fakat bu mecburî göç esnasında bir kısmı Azerbaycan’da (Gence’de), bir kısmı ise Irak’ta yerleşmeği tercih etmiştir.

Timurlular’m hâkimiyeti sarsılınca, Kacar’larla akraba olan ve Akkoyunlu kabilesinin reisi Haşan Bey, devlet hâkimiyetini ele almış, bu sayede Kaçar uruğu da kuvvet kazanmıştır. İran kaynaklarında, haklarında bilgiye, işbu devreyi de içerisine alan Sa-fevilerden I. Şah Abbas hâkimiyeti çağında rastlanmaktadır. Şah Abbas zamanında bu Türk uruğu Mâverayı-Kafkas’ta yaşamakta idi. Fakat hükümdar bunların, bu bölgede elde ettikleri tehlikeli nüfuzu ve kuvveti sezerek, Görgen’in kıyılarına ve Estrabad’a taşınmalarını temin etmiştir. S. Nasifi’ye göre bu istenilmeyen göçün başlıca sebebi, Kacar’ları, akraba durumunda „bulundukları Türkiye Türklerinden uzaklaştırmak ve aynı zamanda tahtı Türkmen ve Özbek akmlarma karşı korumak endişesi olmuştur. Bahusus bu zamanlarda Gence, Karabağ, Horasan, Merv, Estrabad gibi mühim siyasî ve İktisadî merkezler bunların elinde idi. Gösterdikleri gayret ve üstün başarı üzerine 1794 tarihinden 1920-1925’e kadar İran tahtım işgal etmişlerdir. Sultan Süleyman nezdine safir olarak gönderilen ve Türkiye – İran antlaşmasına imza koyan şair Şalı-Kuli Han da Kacar’lardandır. Vambéry’ye göre “Kaçar” yahut “Kaçar” kelimesi ‘Tcaçak, firari” mânasmdadır. İddia kesin değildir.

Bugün Kaçar uruğu, birçok boyları ile beraber Görgân’m Soyar – Şaku ve Mazenderan eyâletinin Hesar-Cebir bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bunlardan Şovar-Şaku’lular göçebe olup sürü beslerler; Hezar -Cebir’dekiler ise. aksine yerleşik hayat içinde, zi-râatçidirler.

Menşeleri hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kendi aralarındaki rivâyetlere bakılırsa Moğol asıllıdırlar. Nasifî, bu fikre tamamiyle muhalif olup, bunları eski Türk, Bulgar, Kıpçak ve bir zamanlar Karadeniz’le Hazar Denizi kuzeylerinde yaşamış olan Peçenek’ler karmasından saymaktadır. Delil olarak da, Kaçar uruğu-içerisinde mevcut Peçene soyunu ileri, sürmektedir. Bir çok boy vs.soylara ayrılırlar. Sayılan 25.000-30.000 arasındadır. Bugünkü İran Türk toplumunun içerisinde kendini Kaçar uruğundan sayan yüksek bir memur tabakası da bulunmaktadır. Çeşitli İran bölgelerine serpilmişleri arasında: Karagözlü, Teymurtaş, Kara-bayat, Karakoyunlu, Horasanî, Karai, İslamlu, Soluklu vesaire bulunmaktadır.

5, Şahsevenler

Taşıdıklar ad, uzun zaman, bir Türk halkının millî adı olmaktan ziyade, İran devlet idaresince, sâdece siyasî bir terim olarak kullanılmıştır. “Şah-seven”Ierden yapılan bir toplum olduğundan, İran tahtının en emin koruyucuları sayılmış ve devletçe iti-mad edilir çeşitli Türk soylarının başçıları ile, sadık İran silâhşör-ler; karmasından vücuda getirilmiştir. Safeviler devri İran’ın en emin ve güvenilir kuvvetinden sayılmıştır. Bu inanç, Şah-seven’-îerin millî bir Türk uruğu haline geldikleri zamanda dahi, devam etmiştir. Bundan dolayı, ekonomik yönden bazı imtiyazlar elde etmişlerdir.

Yaşadıkları saha, güneyde Savelan dağları eteklerine, batıda Karasu ırmağı boyuna kadar uzayan bugünkü İran Azerbaycam’-nm kuzey-doğu bölgesidir. Göçebe hayatı yaşadıklarından sürü besleyicidirler. Bundan dolayı da kışm Mugan istepine iner, yazla-n ise başka bazı Şah-seven boylan Zencan ve Save bölgesindeki Kıaıl-Üzen ırmağı kıyılarına serpilmişlerdir. Sayıları 180.000 – 200.000 arasındadır. Şivece Azerî Türkçesinin bir ağzım konuşmaktadırlar, Şah seveıı’ler bir çok soya ayrılmışlardır.

6. Karadağlılar

Kültür ve gelenek bakımından Şah-seven’lerin âdete ortağı sayılırlar. Kendia dini taşıyan bölgede yaşamaktadırlar. Karadağ, tamamiyle dağlık bir bölge olup, geçit vermez bir sahadır. Şah-seven’lerin göç yerlerinden bir kısmını sahanın kuzey-doğusu teşkil etmektedir. Coğrafya durumunun elverişliliği nispetinde eski feodal idare sistemi bir dereceye kadar muhafaza edilmiştir. Çoğunlukla yerleşik olup, ırmak boylarında ve derelerde ziraatle meşguldürler. Bahçıvanlık ve ipekçilik de geliştirilmiştir. Sayıları 75.000 – 80.000 arasındadır. Tıpkı Şalı-seven’ler gibi Azerî şivesinde konuşmaktadırlar.

Buna rağmen, maalesef bugüne kadar şive veya ağızlan hakkında ne bir metne, ne de bir araştırmaya rastlanmaktadır. Bir edebiyatları olduğu da duyulmuş değildir. Yazlan Şah-sevenlerle beraber Kafkasya Azerbaycam’na da kaymaktadırlar.

7. Karapapahlar

Son zamanlarda, Kuzey Azerbaycan’la Gürcistan’da yaşayanları tamamiyle Türkiye’ye göç ederek Kars ve Muş vilâyetlerine iskân edilmişlerdir. İran topraklarmdakiler ise, daha 1928 yılı Rusya – İran harpleri esnasında, buraya gelip yerleştirilmişlerdir. Bunlar asılları itibariyle Bor-çalı’dırlar. Zamanın İran umumî valisi olan Abbas Mirza, bunları, idaresi altındaki Azerbaycan’dan çıkararak “tiyıü” sistemi üzerine Sulduz eyâletine yerleştirilmiştir. Buna karşılık Karapapah’iar da, askeri kuvvet olarak daima 400 atlıyı, hükümet emrine hazır tutmayı tekeffül etmişlerdir. 80Q ailelik bir topluluk halinde Sulduz’a gelen Karapapah’lar, burada kendilerinden çok daha fazla bulunan yerli halk iîe karışmışlardır. Bu suretle asimilasyon yolu ile Karapapah’lar içerisine diğer Türk aşiretleri de girerek, yeni bir Türk boyunun teşekkülüne hizmet etmişlerdir.

Bugün Karapapah’lar üşnu’nun doğusunda Sulduz eyâletinde yaşamaktadırlar. Bu eyalet daha XV. yüzyılda Mukri Kürtleri tarafından elde edilmiş bulunmaktadır. Karışık bir etnik çevrede yaşamalarına rağmen ne dillerini, ne de kabile geleneklerini ter-ketmişlerdir. Keyhan bunları 3000 hanelik bir Türk aşireti olarak göstermektedir.

8. Hamse Türkleri

Suıı’i bir topluluk adıdır. Aslında iki Arap ve üç Türk kabilesinin birleşmesinden hâsıl olan ve iiiyâte-hamse, kısacası Hamse adını taşıyan bir topluluğa verilen addır. Buraya dahil olanlar şunlardır: 1) il-e arato, 2) yarı Türkçe yarı Arapça konuşan Beseri, yani Basralı Arap, 3) Eynallu = İ’nallu, 4) Boharlu = Baharlu ve 5) Nefer. Son üçü tamamiyle ve özbeöz Türktür.

Eynalîular:

Şiraz’ın güııey-doğusunda Dârâb bölgesinin sınırına isabet eden Fesâ sahasında yaşamaktadırlar. B. V. Miller’e göre sayıları 1.500 çadırdan ibarettir. M. Keyhan (II., s. 86) ise bunları 5.000 hanelik bir Türk aşireti olarak göstermektedir. Aynı yazar bunları batı Azerbaycan Hamse’sinden sayarak 10.000 hanelik bir Türk aşireti olarak tanıtmaktadır (a.e. II. s. 112). Çeşitli soya ayrılırlar.

Baharlular:

Fars Hamse’sinde 8.000 hanelik bir Türk ilidir (M. Keyhan, II, 86). Bazı uruğlara ayrılmıştır: Resulhanlu, Nasırbeglü, Safiha-ni, İsmailhanlu, Kerimlü, Haydarlu vesaire gibi.

Nefer:

Bu Türk aşireti de M. Keyhan’a göre, Fars Hamse’si sınırları içerisinde 3500 haneye maliktir (II, s. 87). Çeşitli boy ve soylara ayrılırlar: Zamanhaıılu, Çengizi, Settarlu, Kubathanlu, Tatımlu vesire gibi.

Hamse’ye dahil Türk aşiret ve boylarının sayısı en az 100.000’i aşkındır. 1958 tarihli savımda 85.000’dirler.

9. Kengerlular

Bunlar Tahran eyâletinin Veramin ve Kum bölgelerinde yaşamaktadırlar. Sayıları 30.00 – 35.000’dir.

10. Horasani ve Boçagçiier

İran’ın Kerman ve Belücistan eyâletlerinde yerleşmişlerdir. Sırçan, Refsincan ve Bedsir, başlıca sahalarıdır. M. Keyhan’a göre Boçagçi kabilesi 4000 kişilik bir Türk uruğudur (II, 95, 244 vd.) Aynı kabileye mensup boylardan Halvâi 25 hanelik; Smçan 50 hanelik; Abbaslu; Suhtaçalı; Kara-Saitlu ve Sahatlu (Suar Said-lu)’lar da oldukça büyük bir sayı teşkil etmektedirler. Bu Tüık topluluğunun sayısı 60.000 – 70.000 arasındadır.

11. Karâyiler

Horasan eyaletinde Torbete-Heyderî’nin güneyinde yerleşmiş olan bu Türk boyu 30.000 – 35.000’i aşkındır,

12. Bayat, Karaçorlu ve diğer küçük boylar

Karâyi’lerin daha kuzeyinde, Nişabur bölgesindeki Karaçor-lu’lar ise, Cumeyn ve İsfarain çevresinde oturmaktadırlar. Sayıları 130.000’in üstündedir.

Gürgan eyaletinde dağınık olarak Temirtaş (Finderik bölgesinde) ve Nardin’le Serhed bölgesinde ise Goudâri Türk boyu oturmaktadır. Bunların sayısı da 35.000 civarındadır.

Bunlar dışında, dağınık ve serpinti halinde, İran kaynaklarınca da belirtilen ve hattâ haklarında araştırmalar yapılan Halaç’-lar, konuştukları ağızca, hâlâ bugün bile eski tarihî Türkçeyi aynen yaşatmaktadırlar. Fars eyaletinde ve Hemedan civarında oturan Kara – Gözlü Türk kabilesi de dikkatimizi çekmektedir. Güney Azerbaycan’da oturan Mişkin Türkleri (Keyhan, II, 107, 164; III, 93, 440) ise 1000 hanelik bir toplum olarak Geyiklu, Beylu soylarına ayrılmıştır.

Mukri Kürtleri çevresinde yerleşmiş olan Çardovlu yahut Çar-daveru (yani “dört davullu”) Türkleri de, araştırmaya muhtaçtır. “Dört–davullu” adı, sırf asker celbi merasiminde dört davul çalmalarından ileri gelmektedir. Aynı çevreye Mukaddam’lar da girmektedir.

Haklarında, maalesef pek az bilgimiz bulunan Türk boylarından Astara ormanlarında yaşayan Derilü, Timur’un Horasan’a naklettiği Şamlu, Hamedan eyaletindeki 10.500 nüfuslu Hudabcnt-lu; 2.000 hanelik İmarlu Türkleri, şimdilik ancak belirtilmekle yetinilecektir.

Ağaçeri Türkleri, tarihî Türk boylarından olup, ufak bir topluluğu ile Fars Hamse’sine dâhildir. Hatâi, Karabağı, Begdili, Til-kü ve Şi’ri soylarına ayrılmışlardır.

13. Türkmenler

İran’ın kuzey-doğu bölgesindeki Sovyet Rusya Türkmen stepi sınırlan içeirisinde, güneyde Karasu ırmağı’na, batıda Hazar denizi kıyılarına dayanan sahada yaşamaktadırlar. Ayrıca Bcc-nurd’un kuzey-batsıma ve Deregöz’le Serahs bölgesine serpinti halinde yayılmışlardır. Yomud, Göklen, Doruğa, Salor ve Sarık kabilelerine ayrılmışlardır. 1958 yılı sayımına göre sayıları 200.000 idi. 8 yıllık aralık artışı ile 240.000 nüfusu bulmaktadırlar. Aziz Ha-tami’ye göre (s. 62) step vs Horasan eyâleti Türkmenlerinin sayısı 500.000’dir.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

  1. Niyazi
    9 Ara, 2012 - 05.34 | #1

    Acaba İran’da yaşayan Türkler özerk mi?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!