Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

hıfzı veldet velidedeoğlu

Türkiye’de Üç Devir” adlı eserine; Türk’ün geri kalması, “…Kendisini afyonlayan ve bir kanser uru gibi bütün iliklerine yayılan” softaların telkinleridir. Bu telkinler onu, bilimden, doğal olayları araştırma yolundan, hür düşünceden, aklın kudretine inanmaktan alıkoymamıştır. Buna karşılık Atatürk devri, akıl ve zekâ ile düşünüldüğü devirdir. Türk zekası, her alanda bu devirde parlamıştır. Atatürk devrimi sürecek ve devamlı olacak bir devrimdir. Amacı, her yönden Batı seviyesine ulaşmaktır.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 1949’da İstanbul Üniversite Hukuk Fakültesi Dekanı iken o zamanki İstanbul Müftüsü olan Ömer Nasuhî Bilmen’in “Hukuk-ı İslâmiye ve İstilâhât-ı Fıkhiye Kamusu” adlı altı ciltlik eseri, Hukuk Fakültesi’nin yayınları arasında çıkarmış; kitaba İslâm hukukunu ve eseri öven bir de takdim yazısı yazmıştı. Fakat sonraki yazılarında İslâm hukukunun okutulmamasını istemiştir.

Ord. Prof. Dr.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu (d. 24 Ağustos 1904, İstanbul – ö. 24 Şubat 1992, İstanbul), Türk hukukçu, akademisyen, yazar ve gazetecidir. Trabzon Lisesi (1924) ve Ankara Üniversitesi, Adliye Hukuk Mektebi (Hukuk Fakültesi) (1928) mezunudur. Doktora çalışmalarını İsviçre’de yapmıştır (1933). 1934 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak atanmıştır. Aynı yıl Doçent, 1942 yılında Profesör, ve sonra da Ordinaryus Profesör ünvanlarını almıştır.

Aynı fakültede iki dönem dekan olarak hizmet vermiştir (1946-1948 ve 1952-1953). 1975 senesinde emekli olmuştur. Kurucu Meclis Milli Birlik Komitesi Temsilciliği (6 Ocak 1961 – 15 Ekim 1961) ile aynı mecliste 1961 Anayasası‘nı hazırlayan komisyonun üyeliği ve kâtipliğini yapmıştır. Araştırma ve röportajları Cumhuriyet ve Milliyet Gazeteleri’nde yayınlanmıştır. Türkiye’nin günümüzde tanınan birçok hukukçusunun hocasıdır. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (*) onursal başkanıdır.

  1. 17 Haz, 2014 - 00.42 | #1

    İsmail Hakkı İzmirli: İzmirli’den daha önce Meşrutiyet Dönemi spritualistlerinden olarak bahsedilmişti. O’nun “Yeni İlm-i Kelâm” “Usul-ı Fıkıh” ve benzeri eserleri kelâm ve fıkıh usûlünde yenilik yapmak gerektiğine inandığı için bunları yazdığı biliniyor. Cumhuriyet döneminde Kur’an tercümesi yayımlamış, İslâm’a yapılan bazı hücumlar için tartışmalara girmiş Türk-İslâm Ansiklopedisi hazırlama girişiminde bulunmuş; bir kısım arkadaşlarıyla birinci cildini de yayımlamıştır. Ziya Gökalp ile “İctimaî Usul”, “Fıkıh” konusunda uzun süre tartışmıştır. 1928’de Darülfünun’da hazırlanan dinde reform programına zannedildiğinin aksine imza atmamıştır. Bu meselede adaşı Baltacıoğlu ile karıştırılmıştır. İslâm felsefesinin Türkiye’deki ilk ve hâlâ en büyük üstadıdır.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!