Hayrani Ilgar ile Söyleşi

hayrani ılgarTürkçü büyüklerimizden, Atsız Ata ile aynı dergide yazma fırsatı bulmuş, Türk Tarihi ile ilgili kitaplar yazan ve yazmaya da devam eden Hayrani Ilgar hocamız ile görüştük, elini öptük. Bizi en iyi şekilde ağırlayan ve anılarından bahseden Hayrani Hoca ile yaptığımız söyleşiden bazı kesitleri sizlerle de paylaşmak istedik.

Genç Atsız: 80 sonrası Türkçü dergi çıkaran tek yazarsınız…

Hayrani Ilgar: O dönem memurdum. Komünizmle Mücadele Derneği’nin başkanlığını yaptım. Cesaret isteyen bir işti. Devlet memuru olmama rağmen böyle bir dernekte yer almıştım. Aynı dernekten Nazi Almanyası’nda da olduğu için ihbar ile İnönü hükümeti tarafından takibe alındık. Sonuçta bir şey bulamadılar. Sonra İzmir’de dergi ve gazeteler çıkardım. Aynı anda 3 gazeteye yazılar yazdığım oldu.

( Hayrani Hoca daha sonra yazdığı kitapları anlatıyor…)

Hayrani Ilgar: Çok uzun zaman belge ve kaynak biriktirdim. Tek bir kaynağı değil, pek çok kaynağı araştırdım. Araştırma yaparken sadece bir kaynaktan değil, pek çok kaynaktan yararlanılmalıdır. Türk kahramanları üzerine kitaplar yazdım. Fuarda gezerken diyanetin bölümünde tanıtılan kitapların içerisinde romanlar da olduğunu gördüm. Görevlilere, hangi konuda kitap yazdığımı anlattım. Kendileri kitabı yayınlar mı diye sordum. “Tabi ki ” dediler. Yetkililere yazdıklarımı gönderdim. Kurul, basım kararı aldı. Gerekli işlemler yapıldı. Ancak bir yıl hiç ses çıkmadı. Bir yıl sonra yine fuarda aynı görevli genci gördüm. Beni hatırlayıp hatırlamadığını sordum. Hatırladığını söyledi. Kitabımı matbaada basıma almışlarken son anda gelen bir emir ile basmaktan vazgeçmişler. Genç bana ” Senin çok büyük bir düşmanın var” dedi. Kim olduğunu sorduğumda öğrendiğim kişi, bana ve Atsız Ata’ya bir süre önce “Allahsız” diyen biriydi…

Genç Atsız: Kitaplarınızı hangi konularda yazdınız?

Hayrani Ilgar: Diyanete verdiğim kitap, Abbasiler zamanında yaşayan bir Türk olan Afşın ile ilgiliydi. Afşın, daha sonradan Arap entrikası sonucu hapiste hayatını kaybetmiş. Kitabın sonunda ağlayanlar oldu. Kafkasya’da yaşayan bir Türk kahramanı üzerine de yazdım.

(Kısa bir süre din konusunda söyleştik…)

Hayrani Ilgar: Türkiye’de yaşanan Müslümanlık Kuran’a göre değil Emevi İslam’ı. Kuran, özdür, ama her yaptığı şeyi ” Kuran’da var” deyip temellendirmeye çalışanlar var. Oysa Kuran bazı konular haricinde teferruata girmez. Genç iken, Türk’üm Türklüğümü, Müslüman’ım Müslümanlığımı araştıracağım dedim ve araştırdım. Bir sitede yazmış olduğum şiir” Yunus Emre misali ” diye bitiyordu. Bunu yazdığım için benim üyeliğimin altına ” Dinci ” yazıp üyeliğimi sildiler. Yunus Emre, Mevlana’yı yok sayacak değiliz. Biz Türkçüler, dini inancı ne olursa olsun her Türk’e ” Gel ” diyoruz.

Mevlana’da ” Ne olursan ol gel ” diyor. Yunus Emre’de Mevlana’da hümanist değildir. Hem ne yapacağız? Türkiye’nin büyük bölümü Müslüman’dır. Şamanizm din mi? Sadece bir inanç. Türkiye’de yeniden mi dirilteceğiz? Mümkün mü bu?

Genç Atsız: Hocam; Şamanizm’in din olmadığını söylediğimizde de, ” yobaz ” ithamında bulunuyorlar. Türkçü olmadığı halde Türkçüymüş gibi görünüp insanlara Türkçülüğü kötü göstermeye çalışanlar var.

Hayrani Ilgar: Evet öyle yapıyorlar…
(Atsız Ata ile ilgili anlatıyor…)

Hayranı Ilgar: Atsız Hoca ile ilgili anılarımı soruyorlar. Ne anlatayım? Benim pek fazla bir anım olamadı ki. Ben İzmir’de, O İstanbul’daydı. Zaman zaman kendisini ziyarete giderdim. Yazmış olduğum bir yazımı vermiştim Atsız Hoca’ya. Bir süre sonra zarfa koyup bana geri yolladı. ” Ben olsam böyle anlatamazdım. Hemen bas bunu… ” dedi.
(Biraz kişisel anılarından da bahsetti… )

Hayrani Ilgar: Benden önce doğan erkek kardeşlerimin hepsi ölmüşler. Bazen insanların batıl inançlarına karşı çıkıyoruz ama bazı konular gerçekten İslam’da var.

(Buradan sonrasını neşe ile gülerek anlatıyor.)
Hayrani Ilgar: O zamanlarda yapıldığı gibi Nasreddin Hoca’nın hocası olan Mahmut Hayrani’nin türbesine gitmiş ailem. Oraya gittikten sonra bir de Mahmut Hayrani’nin isimlerinden birisinin çocuğa verilmesi gerekiyormuş. Bir süre sonra annem hamile kalmış. Adımı, ” Hayrani ” koymuşlar. Küpe de takılması gerekirmiş. Memurluk dönemimde adım ile dalga geçenler yüzünden ” Adımı değiştireceğim ” dediğimde annem ” Oğlum sende ölürsün” ( Burada neşesi artıyor.) dedi. Gerçekten o kadar kızdan sonra ben olmuşum…
(Hayrani Hoca’nın eşi ile tanışma hikâyesi ise ilginç. Hiç görmediği kızı istetip evlendiğini anlatıyor.)

Hayrani Ilgar: Birbirimizi görmeden isteme olayı olmuş olsa da, evliliğim çok güzel geçti ( Duygulanıyor.). Gerçekten evlilik hayatımız boyunca birbirimize çıt çıkarmadık. Çok iyi anlaştık hep…

Yolumuz uzundu…
Bu söyleşi burada sona erdi. Gitmeden kapıda karşıladığı gibi kapıya kadarda oradan ayrıldık…

Söyleşiyi Hazırlayanlar: Yusufhan GüzelsoyÖmer A.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!