Hatay Sorunu ve Çözümü

hatay sorunuTürk Hükûmeti’nin 9 Ekim 1936’da Fransız Hükûmetine, Antakya-İskenderun Sancağı’na bağımsızlık tanınmasını isteyen notasına, 10 Kasım 1936’da Fransızlar bir nota göndermek suretiyle karşılık verince, bu notaya 17 Kasım 1936’da Türk Hükûmeti cevap vermek zorunda kalmıştı. Fransızlar, buna karşılık olarak 1 Aralık 1936’da Türk Hariciyesi’ne bir diğer nota yollamışlardır.

Mustafa Kemal, Hatay sorunu üzerinde dikkatle durmaktaydı. Atatürk Hatay sorunu ile ilgili olarak, 22-26 Ocak 1937 tarihlerinde Kurun Vakit gazetesinde Asım Us’a kendi tarafından dikte ettirilen, fakat, Asım Us’un imzasını taşıyan beş makale yayınlatmıştır. Nihayet, yapılan teşebbüsler başarıya ulaşmış ve 27 Ocak 1937’de Cenevre’de Milletler Cemiyeti’nin toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edilmiştir. Cemiyet 25 Şubat’ta Anayasa Komisyonu kurmuştu.

Hatay’ın bağımsızlığa kavuşması nedeniyle Başvekil İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapmış olduğu konuşmada şöyle demiştir. “Büyük Şefin, insanlık yolunda millî bir davayı neticeye yaklaştırmaya matuf gayretlerini takdir borcumdur”. Gerçekten de Atatürk’ün şahsi teşebbüsleri ile elde edilen bu sonuç, ilerde ister istemez Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmasını temin edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi “Hatay Davasının başarılması sebebiyle Atatürk’e, İsmet İnönü Hükûmetine ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a teşekkür edilmesi” ve “Kahraman Ordu’ya selâm gönderilmesi” yolunda 29 Ocak 1937’de bir karar almıştır. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 1 Şubat 1937’de teşekkür etmiştir.

Hatay’ın bağımsızlığa kavuşması nedeniyle yurdun her köşesinde coşkun gösteriler ve mitingler düzenlenmiştir. Bunlardan 31 Ocak 1937’de İstanbul Beyazıt Meydanı’nda büyük bir miting yapılmış ve mitingden sonra halk vapurlarla Dolmabahçe Sarayı önünde Atatürk’e büyük tezahürat yapmış ve Atatürk balkona çıkarak halkı selâmlamıştır. Aynı gün, Ankara’nın Ulus Meydanı’nda da bir miting yapılmıştır.

29 Mayıs 1937’de toplanan Milletler Cemiyeti Konseyi’nde Hatay’ın bağımsızlığının ve Hatay Anayasası’nın tasdikinden sonra, 14 Haziran 1937’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Cenevre’de, Türkiye ile Fransa arasında “Sancağın (Hatay) tamamiyet-i mülkiyesini tekeffül eden Antlaşma” ile “Türkiye-Suriye Hududunun Teminine Dair Antlaşma ve Müşterek Beyanname ve bu Beyannameye bağlı Protokol”un imzası onaylanmıştır.

Milletler Cemiyeti Konseyi kararına göre, Hatay’da yeni rejimin (bağımsızlığın) yürürlüğe girişi, Hatay’daki Fransız temsilcisi Roger Garreau’nun karşı koyması ve bazı olaylar nedeniyle Türklerin 29 Kasım 1937’de yapmak istedikleri törenler önlemiş ve yeni rejimin yürülüğe girdiği resmen ilân edilmemiştir. Atatürk bu olaya çok kızmış ve bu konudaki düşüncelerini, Ulus gazetesi başyazarına şöyle ifade etmiştir: “Hatay’da Fransız Delegesi, Hataylıların çok şevk ve heyecanla bayram yapmaları tabii olan bir günde eğer Hatay Türklerinin serbestçe bugünü kutlamaktan menedecek tedbirler almış ise, buna yazık demekle iktifa ederim. Çünkü, böyle bir zihniyet, devletler arasında yüksek dostluk münasebetlerinin hal ve istikbâl için, müsbet yolda yürümek lüzumunun henüz anlaşılmamış olmasından ileri gelir.

Fransız temsilcisinin Hatay’da yapılacak mitingi önlemesi İstanbul’daki aydın ve gençleri üzmüş ve İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda, Türk Hatay’ın bağımsızlığını kastedenleri protesto amacıyla düzenlenen mitingden sonra, 2 Aralık 1937’de Atatürk’e yolladıkları telgrafta şöyle demişlerdir: “Şuurlu heyecanlarımızı bütün bağlılığımızla ulaştırıyoruz. Büyük Atamız”. Bundan hemen bir gün sonra 3 Aralık 1937’de Türk Hükûmeti, Fransız Hükûmeti’ne gönderdiği notada, Milletler Cemiyeti’nin Hatay’la ilgili kararlarına sadık kalınmasını bildirmiştir. 6 Aralık 1937’de ise, Türk Hükûmeti, Fransız Hükûmeti’ne artık tatbik kabiliyetini kaybettiği gerekçesiyle, 1926 yılında Türkiye ve Fransa arasında Ankara’da imzalanan Türkiye-Suriye Dostluk Antlaşması’nın kaldırdığı ve zamanın gereklerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi için hazır olduklarını bildirmiştir. 15 Aralık 1937’de de, Hatay seçimleri için hazırlanan ve Hatay Türkleri aleyhinde uygulamalar taşıyan talimatname projesi dolayısıyla Milletler Cemiyeti protesto edilmiştir.

17 Aralık’ta, Ankara’da da Türk ve Fransız askerî heyetleri arasında Hatay ile ilgili görüşmeler başlamıştır. Bu arada, Hatay’da Türklere baskıların yapıldığı yolunda haberler yoğundu. 27 Mayıs 1938’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hatay’la ilgili konuşmalar yapılmış ve Hatay’da Türklere yapılan baskılar protesto edilmiş ve 21 Haziran 1938’de Türk Hükûmeti, Milletler Cemiyeti’ne, Antakya’da (Hatay) faaliyette bulunan Milletler Cemiyeti Komisyonu’nun baskı hareketlerini protesto eden notasını yollamıştır.

6 Haziran 1938’de Abdurrahman Melek Mandater Devlet adına Hatay Valiliği’ne başlamıştı. Fakat, Hatay’da devamlı olaylar çıkıyordu. Bunun üzerine Ankara Hükûmeti Fransa’ya Hatay’daki Fransız kuvvetleri kadar Türk kuvvetlerinin bulunmasını teklif etti. Bu Fransa tarafından kabul edildi. 23/6/1938’de Orgeneral Asım Gündüz başkanlığında bir kurul Hatay’a geldi. Hatay Türkleri sokaklara dökülmüş sevgi gösterileri yapıyorlardı. Bu sırada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hatay sorunu görüşülüyordu. Başvekil Celâl Bayar Hatay davasının mutlu bir sonuca bağlanması için bir konuşma yapmıştı. Bunun için de Fransızlarla dostluklarının çetin bir sınav geçirdiğini de beyan etmişti.

4 Temmuz 1938’de, nihayet, Ankara’da Fransa ile bir “Dostluk Antlaşması” imzalandı. Buna göre, taraflar birbirlerine karşı politik ve ekonomik harekete girişmeyecek, taraflardan biri saldırıya uğrarsa, diğeri bu saldırıya yardım etmeyecek, Hatay’ın bütünlüğünü garanti eden anlaşmalardan doğacak ödevlerde birbirlerine danışacaklar, tarafların yaptığı Umûmi Tehkim Senedi gözönünde bulundurulacak, doğacak anlaşmazlıklar bu senede göre yoluna konacaktı.

Bu anlaşma gereğince, Türk ve Fransız askerleri Hatay’da ortak çalışacaklarından, 5 Temmuz 1938’de Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk alayı Hatay’a girdi. Yeniden seçim hazırlıklarına başlandı. 6 Temmuz 1938’de de Hatay’da sıkıyönetim ilân olundu. Seçmen tespit işleri 1 Ağustos 1938’de bitti. Seçimlerde 22 Türk, 9 Alevî, 5 Ermeni, 2 Arap, 2 Ortodoks olarak 40 mebus seçilecekti. Anayasa oy kullanma hakkını yalnızca Hataylılara verdiğinden Gaziantep doğumlu Tayfur Sökmen Hatay’ın Kırıkhan nüfusuna geçirildi. 21 Ağustos 1938’de seçilen mebuslar ilk toplantılarını Hatay Gündüz Sineması’nda yaptılar.

Hatay Millet Meclisi’nin Başkanlığı’na tek aday olan Tayfur Sökmen oy birliği ile seçildi. Böylece, 21 Ağustos’ta seçilen ve ilk toplantılarını 2 Eylül 1938’de yaparak devlet başkanlarını seçen Hataylılar artık müstakil olarak Türkiye’ye katılma mücadelesini sürdürmeye başladılar. Aynı gün, Tayfur Sökmen Hatay Devleti’nin bayrağını göndere çekmişti. Başvekil Celâl Bayar, olayları titizlikle izleyen Atatürk, 2 Eylül 1938’de kurulma işi tamamlanınca Cumhuriyet Hükûmeti’nin başarısını kutlayan telgrafı çekti. Ayrıca, Tayfur Sökmen’e de bir telgraf çekerek kendisini kutladı. Beş kişilik Vekiller Heyeti’nin teşkilinden sonra, Başvekil Abdurrahman Melek, 6/9/1938’de programı okuyarak “Programımızın ruhu ve esası Kemalizm Rejimi ve bütün icabatıdır” demekle Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Atatürk’e bağlılığını belirtmiş oluyordu.

Bu sıralarda, Fransa ile yapılan görüşmelerde olumlu hava mevcuttu. 23 Haziran 1939’da, Ankara’da, Türkiye ile Fransa ve Suriye’nin Mandater Devleti arasında varılan anlaşmaya göre, Türkiye-Suriye sınırında yapılan değişiklikle Hatay Türkiye’ye bırakılıyordu.130 Esasen, sancak statüsüne göre, resmî dilin Arapça ve Türkçe olması gerektiği halde, milletvekillerinin yeminlerini Türkçe yapmaları, resmen olmasa bile Hatay’ın Türk olmak istediğini gösteriyordu. Aslında, Türk olan Hatay Devleti de her fırsatta Türkiye’ye katılmak istediklerini belirtiyordu.

Ankara’da yapılan anlaşmadan sonra, Hatay Millî Meclisi de 29 Haziran 1939 günü olağanüstü toplandı. Bütün milletvekilleri tarafından imzalanan bir önerge okundu. Oylanıp, kabul edilen bu önerge ile Hatay Devleti’ne son verme ve Ana vatana katılma kararı alınmış oldu. Hükûmet görevi, Olağanüstü Türk Temsilcisi Cevat Açıkalın’a teslim etti ve göndere Türk bayrağı çekildi. Ertesi gün, Hatay’ın Anavatan’a katılması konusundaki Türk-Fransız Antlaşması’nın onaylanmasına dair kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmeye başlandı. Yedi maddelik antlaşmanın şartlarına göre, Hatay’da Türk olmayan kimse varsa altı ay içinde Hükûmete başvuracak ve 18 ay içinde Hatay topraklarından çıkarılacaktır.

Altı ay sonra kimse bu hakkı kullanamayacaktır. Hatay’da bulunan bütün Fransız mallarını ve haklarını Türk Devleti 35 milyon franka satın alacaktır. Payas-İskenderun demiryolu derhal bize teslim edilecektir. Dış İşleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu diğer maddeleri de meclise getirdi ve maddeler görüşüldükten sonra, Antalya Mebusu Rasih Kaplan da Büyük Ata’ya ve Millî Şef’e teşekkür ve saygılarını sundu, daha sonra, 30 Haziran 1939’da antlaşma Meclisce kabul edildi.

Birkaç gün sonra da Hatay Vilâyeti kurulmasına dair Kanun çıkarıldı. Hatay Valiliği’ne Şükrü Sökmensüer atandı ve 23/7/1939’da Antakya ile İskenderun’da yapılan törenlerle, Hatay’ın Anavatan’a katılması kutlandı.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!