Harf İnkılabı / Dil Devrimi

dil devrimi, harf inkılabıHarf İnkılâbı’na kadar olan sürede, yazı konusunda pek çok tartışma olmuştu. Sovyetler Birliği, kendi toplumundaki uluslararası Latin alfabesinin kabul edilmesini savunuyordu. 1 Mayıs 1925’te Azerbaycan’da Latin alfabesi kabul edilmişti. Sovyetlerin bu Latinleştirme siyasetinin amacı, İslâmlığın etkisini azaltmak ve Arap yazısı kullanan Türkiye Türkleri ile bağları koparmaktı.

Meclis’te, yeni harflerin kabul edileceği ana kadar bu konuda girişimler olmuştur. Yazının Latinleşmesi fikri ilk defa 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde ortaya atılmıştı. 1927’de Türkiye’de genel nüfus, 13.642.870, okuma yazma bilenlerin sayısı 1.111.000 olup, okuma yazma oranı nüfusa göre yüzde 10.6 idi.

İnkılâba 1927 yılında karar verildi. 8 Ocak 1928’de, Ankara Türk Ocağı’nda Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt, Latin harflerinin ulusun dilini güzelleştireceği yolunda bir konferans verdi. Bir hafta sonra, Dil Kurumu üyesi Köse Raif Paşazade Fuat ve Hamdullah Suphi Tanrıöver Latin harflerinin benimsenmesini ileri sürdüler. Bu arada bu konuda çalışmalar da hızlandırılmıştı. 25 Nisan 1928’de Milliyet gazetesinde Latin harflerinin kabulü konusunda ilerlemelerin olduğu açıklanıyordu.

25 Mayıs 1928’de Alfabe Kurulu Vekiller Heyeti’nin onaylanması ile kuruldu. Alfabe Kurulu ilk toplantısını, 26 Haziran 1928’de yapmıştı. 1927 Aralığı ile 1928 Mayısı arasında, Ahmet Cevat (Emre) bu konuda Atatürk’ün görüşünü yansıtan bir seri yazılar yazmıştı.

Atatürk halkın içine girerek, Latin harflerini benimsetmek için büyük çaba göstermiştir. Bunun için, 23 Ağustos 1928’de Tekirdağ’a gitmiş ve Tekirdağlıların şimdiden yeni Türk harflerini okuyup yazabilmelerinden memnunluk duymuştu.

Atatürk, 9 Ağustos 1928 akşamı Sarayburnu’nda halka bu inkılâbı açıkladıktan sonra, Dolmabahçe’de ders verilmeye başlanmıştı. 16 Ağustos 1928’de, CHP merkezinde yapılan toplantıda her mahallede bir dershane açılması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal, Başöğretmen sanını aldı. Türk basını bütün bu çalışmalardan halkı haberdar etmekteydi. Gazeteler, yeni harfleri ve imlâ esaslarını yaymaya başladılar. Türkiye’nin bütün şehir ve kasabaları ve köylerinde halk yeni harfleri öğrenmeye başladı.

Mustafa Kemal ise gezilerine devam ediyordu. 1 Eylül’den 21 Eylül’e kadar, Çanakkale, Maydos (Eceabat), Gelibolu, Malatya, Sinop, Samsun, Kayseri ve Ankara’ya gitmiş, verdiği derslerle halkı aydınlatmıştı. 16 Eylül 1928’de, Atatürk, halkın ve çeşitli kuruluşların yeni harfleri öğrenmek için gösterdikleri çabadan memnuniyetini demecinde de belirtmiştir.

Lâtin harflerinin kabulü sorunu 1 Kasım 1928’de Meclis’e getirildi. Mustafa Kemal, çeşitli konuları kapsayan nutkunda buna da temas etti. Daha sonra bu konuda üç milletvekilinin takririne geçildi ve ikinci oturumda bununla ilgili komisyonun sunduğu layiha kabul edildi.

Nihayet, 3 Kasım 1928’de Latin harfleri resmen kabul olundu. Daha sonra vergiler bütçesine yeni yazı için gerekli harcama ile ilgili olarak olağanüstü bir kanun layihası verilmiş ve kabul edilmiştir.

Basın yeni harfler yasasının kabul edilmesini, henüz maddelerin bir kısmının ilk görüşülmeye başlanması ile aynı anda haber vermişti. 2 Kasım 1928’de Ankara’da yayımlanan Hâkimiyeti Milliye, Harfler Yasası’nın kabul edildiğini halka duyurmuş ve görüşülebilen maddeleri yazmıştı. Aynı gazete, Büyük Millet Meclisi’nin tarihî günlerinden birini yaşadığını da belirtmişti. Hemen, Ankara’nın bazı camilerinde ve Fırka Binası’nda da derslere başlanmıştı.

11 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Talimatnâmesi kabul edilmiş ve yürürlüğe konmuştu. İstanbul’da 1208 mektep açılmış olup, 45.000 öğrenci mevcuttu. 1 Ocak 1929 tarihinde millet mekteplerinin merasimle açıldığını ve bunun Millî Eğitim Bayramı olduğunu belirten basın, bundan sonra Arap harflerinin yerini Latin harflerinin aldığını açıklamaktaydı.60 Kocaeli’de millet mekteplerinin açılması büyük hayranlık uyandırmış ve 1 Ocak akşamı 350 okulun daha açılacağı duyurulmuştu.

1 Ocak 1929’da, İstanbul’da harfler marşı ile açılan millet mekteplerinde, bazen birkaç şube birden açılmaktaydı. Kadınlar için açılan okullarda 3 Ocak’tan itibaren derslere başlanmıştı. Yunus Nadi, 5 Ocak’ta yazdığı makalesinde, binaların az olduğunu belirtmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki senede 250.000 kişinin okuyacağının sanıldığını ve her yerde millet mekteplerinin açılacağını açıklamaktaydı.

Gerek halkın, gerekse hükûmetin uğraşıları sayesinde Türkiye’de okur-yazar sayısı iyice artmıştır. 1923-1924’te, ilkokullardaki erkek öğrenci sayısı 273.107 iken, 1970-1971’de bu 2.874.485’e çıkmıştı. Orta öğretimde bu, 1930-1931’de 20.148 erkek, 6945 kız iken, 1970-1971’de 565.360 erkek, 211.430 kız, liselerde 1930-1931’de 4333 erkek, 3115 kız iken, 1970-1971’de, 165.619 erkek, 63.893 kıza ulaşmıştır. Zamanında ise, okur yazar sayısı yüzde elliyi aşmıştır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!