Gün Olur Asra Bedel (Cengiz Aytmatov)

Gün Olur Asra Bedel ÖzetiKitap Bilgileri

 

Adı: Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Çeviren/Uyarlayan: Refik Özden
Sayfa Sayısı: 420
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Basım Yılı: 2010

Özet


Gece yarısıdır. Tren istasyonunda görevli olan Yedigey, karısının kendisine doğru yaklaştığını görür. Kötü bir haber getirdiğini anlar. Karısı Ukubala, Kazangap’ın evinde vefat et­tiğini, şimdi de yalnız olduğunu söyler. Yedigey, hemen şefe haber vermesini ve yerine birini göndermesini ister karısın­dan. Karısına tüm haneleri uyandırmasını da tembih eder. Bir süre sonra Uzun Adilbay görevi devralmak için gelir. Ye­digey, hanelere doğru yola alırken Sarı Özek adı verilen uzay üssünün bulunduğu yerden ateş hortumu gibi bir şeyin yükseldiğini görür. Kozmonotlar hakkında çok şey duymuş­tur; ama yine de boş bulunarak şaşırır. Bu uzay gemisi Oari-te’de oluşan olağanüstü bir durumdan dolayı gizlice gönde­rilmiştir. Konvansiyon uzay gemisi, Amerika ile Rusya’nın or­tak projesinin ürünüdür. Parite uzay istasyonu kenetlenmeye hazır uzay gemilerine cevap vermemektedir.

Sekiz küçük haneden oluşan Boranlı köyünde uzun yıl­lardan beri İlk kez biri ölmektedir. Ölünün nereye gömülece­ğine bir türlü karar verilemez. Yedigey, Kazangap’ın kutsal Ana Beyit mezarlığına gömülmesi gerektiğini söyler. Vasiyeti bu doğrultudadır. Başta Kazangap’ın oğlu Sabitcan herkes buna karşı çıkar. 30 km uzaklıkta olan bu yere götürmenin gereksiz olduğunu söylerler. Sabitcan, acele işinin olduğunu, o kadar vaktinin olmadığını diyecek kadar ruhsuzdur. Yedi-gey, çok sinirlenir ve isterse gömme töreninde bulunmayabi­leceğini, kendisinin arkadaşı Kazangap’ın son yolcuğunda Çi­zerine düşeni yapacağını anlatır. Bu tartışmadan sonra Ka­zangap’ın vasiyetinin yerine getirilmesine karar verilir.

Bu arada, Sabitcan gibi şehir dışından gelen Kazangap’ın kızı Ay-zade abisine bağırır ve zahmet edip de karısının gelmemesi­ne kızar, Sonra sohbet koyulaşır. Sabitcan içip gülerek yeni fırlatılan uzay gemisi hakkında çok biliyormuş gibi bir şeyler anlatır. Yedigey, bir evladın babası daha gömülmeden bu ka­dar neşeli olabileceğine inanamaz.

Bütün bunlar olup biterken, Parite’de ilginç şeyler ol­maktadır. Konvansiyon uzay gemisi, bütün dünya ile ilişkisi­ni kesmiştir. X gezegeninde araştırma yapacak olan bu gemi Amerika ve Rusya için çok önemlidir. Bir başka uzay gemisi gönderilir bu gemiye ulaşmak için. Fakat gemide kimse yok­tur. Yalnızca bir mektup bırakılmıştır. Mektup, iki kozmonota aittir. Bu iki kozmonot bazı uzaylılarla irtibata geçmiştir. Or­man Göğsü isimli bir gezegene mensup olan bu uzaylılar on­ları gezegenlerine davet etmiştir. Dünya dışı bir uygarlığı me­rak eden kozmonotlar görevlerini bırakarak bu gezegene u-zayhlann yardımı ile gitmeye karar vermişlerdir. Yöneticileri­ne de iç savaş ve dünyadaki gereksiz kavgaların son bulma­sını tavsiye etmektedirler. Kozmonotlar, son olarak gittikleri gezegenden onlarla bağlantıya geçip gördüklerini anlatacak­larını söylemektedir. Bu olağan dışı gelişme üzerine Amerika ve Rusya yetkilileri gizli görüşmelere başlarlar.

Yedigey, köyde ölü yıkamayı âdet ve dine göre tek bilen kişi olduğundan sabah erkenden kalkar ve arkadaşını yıkayıp kefenler. Adilbay’a da işi öğretmeye çalışır. Çünkü kendisi öl­düğünde onu yıkayacak, duasını yapacak kimse yoktur. Bu işlemleri yaparken bir yandan dua etmekte, bir yandan bütün hayatı gözlerinin önünden geçip gitmektedir. Savaştan ayrılışı, eşi ile bu köye gelişi, Kazangap’la dostlukları bir bir hatırına gelir. Daha sonra Kazangap’ın naaşı bir keçeye sarılarak traktöre konur. Yola çıkılır. Fakat onları mezarlıkta Sarı Özek üssü ile ilgili olağanüstü bir olay beklemektedir.

Uzayda bilinmeyen bir gezegende olan iki kozmonottan tekrar mesaj gelir. Orman Göğsü gezegeni hakkında bilgi ve­rilmektedir. Başka bir güneş sisteminde bulunan bu gezegen­de insanlar koyu tenlidir. Manzaranın çok güzel olduğu, yeşil­lerle kaplı bir yerdir. Şehircilik doğaya uygun olarak gerçek­leştirilmiştir, insanlar 200 yaşına kadar yaşayabiliyormuş bu­rada. İklimi denetleyebiliyorlarmış. Savaş ve kavgaya asla yer yokmuş bu gezegende. Işık hızındaki aygıtları ile rahatlıkla dünyaya gelebilirlermiş bu insanlar. Fakat, dünyalıların rızası doğrultusunda gelip burayı tanımak istiyorlarmış. Kozmonot­lar, uzaylıların dünyaya gelmek için izin rica ettiklerini iletirler. Bunun üzerine yetkililer bir toplantı gerçekleştirir. Toplantı so­nunda karar verilene kadar kozmonotların hiçbir harekette bulunmamaları kararlaştırılır.

Yedigey ve diğerlerinin Ana Beyit’e iki saatlik yolları kalmıştır. Yedigey, Ana Beyit efsanesini hatırlar. Eskiden bu topraklara Juan Juanlar denilen çok vahşi ve gaddar bir mil­let sahip olmuştur. Bunlar ele geçirdikleri esirlere çok büyük bir işkence yapmaktadır. Ele geçirdikleri esirlerin saçlarını ke­serek üzerine deve derisi yapıştırırlarmış. Esirlerin saçları uzadıkça deriden dolayı beyne doğru yönelir. Bu hâlde olan­ların büyük kısmı beyni delinecek şekilde acılar çekerek ölür. Kalanları ise beyni tamamiyle saçla dolduğundan tüm geçmi­şini unutur. Bir hayvan gibi sadece yer, içer ve sahibinin emirlerini yerine getirirmiş. Bu tip insanlara “mankurt” denil-mekteymiş. Buralarda Nayman Ana isimli bir kadının çocuğu bir savaş sonrasında bir daha bulunamamış. Nayman Ana, oğlunun ölüsü olmadığı için ondan umudunu hiç kesmemiş.

Bir gün, civardan bazı kişiler oğluna benzer birinin güneşin altında koyun güttüğünü söylemiş. Adamlar kafasındaki de­ve derisini görünce onun mankurt olduğunu anlamışlar. Acılı ana, oğluna kavuşmak için hemen yola koyulmuş. Oğlunu görünce ona sarılmış. Fakat oğlan ona boş gözlerle bakmış ve onu tanımadığını söylemiş. Kadın ne kadar dil dökse de ço­cuk boş gözlerle bakmaya devam etmiş. Sahibi olan Juan Ju-an gelmiş ve esirine bir silah vererek annesini öldürmesini is­temiş. Çocuk, bir mankurt olduğundan hiç düşünmeden an­nesine ateş etmiş, kadın oracıkta ölmüş. Ana Beyit bu kadı­nın mezarı imiş. Yedigey, çok duygulanarak bu efsane ile es­ki günlerinin acı tatlı anılarını da hatırlar. Arkadaşı öğretmen Abutalip’i ve suçsuz yere tutuklanıp, ölüşünü hatırlar. Bu ara­da, uzay istayonundaki gelişmeden yetkililerin dışında dün­yada kimsenin haberi yoktur.

Uzay istasyonunda uzun süren toplantılar sonunda dün­yada uzaylılara yer olmadığı kararı çıkmıştır. Dünya kendin­den daha barışçı bir uygarlıkla tanışmak istememekte, koz­monotlar da istenmeyen kişiler ilan edilmektedir.
Yedigey ve yanındakiler nihayet mezarlığın olduğu yere ulaşırlar. Fakat her yer çelik telle çevrilmiştir. Silahlı bir asker de nöbet tutmaktadır. Buranın artık yasak bölge olduğunu, kimsenin girmeyeceğini söyler onlara. Ne yapsalar anlata­mazlar. Yedigey tek isteklerinin Kazangap’ı gömmek olduğu­nu anlatsa da karşısındaki yetkililer onu dinlemez bile. Ya­kında Ana Beyit mezarlığının üzerinde de bir şehir kurula­cağını söylerler. Sabitcan, boşuna geldiklerini söyleyerek ba­ğırmaya başlar. Yedigey, ölünün geri götürülmesinin uygun, olmayacağını anlatarak tellerin hemen yanı başına Kazanı gap’ı gömer. Kendisinin de buraya gömülmesini vasiyet eder. Birkaç gün sonra, Yedigey tekrar bu yere gelir. Amacı yetkili­lerle konuşarak Ana Beyit mezarlığının onlar için önemini an­latmaktır. Fakat yanı başından ateşler saçan bir roket uzaya fırlatılır. Ne kadar kaçsa da ateş parçacıklarından kurtulamaz.

Ana Fikir

 

 Aytmatov anlatım gücüyle insanları mankurt olmaktan kurtaralım mesajını vermektedir.

Şahıslar ve Olaylar

 

 Yedigey: Romanın başkahramanıdır. Kazak bozkırların­da küçük bir aktarma istasyonunda çalışmaktadır. Cephede yaralandığı için beyni dönem dönem sarsıntı geçirir ve onu rahatsız eder. Dinini, soyunu, geleneklerini unutmayan ender kişilerdendir.

Kazangap: Romanın reel zamanında ölmüştür. Yedigey’in yıllarca birlikte çalıştığı, olgun, saygılı, erdemli arka­daşıdır.

Adîlbay: Yedigey’in birlikte çalıştığı arkadaşlarından biridir. Huzurlu bir evi olan iyi niyetli bir kişidir.

Sabitcan: Kazangap’ın oğludur. Küçük yaşlardan itiba­ren Sovyet yatılı okullarında okumuş, değerlere inanmayan, menfaatperest, acımasız, “mankurt” bir kişidir. Kendisini dev­letin üst düzey yöneticilerinden biri gibi gösteren, hayırsız bir evlattır.

Ayzade: Kazangap’ın kızıdır. Sarhoş kocasından sürekli dayak yer.

Ukubala: Yedigey’in sadık ve her derdi onunla payla­şan karışıdır.

Yazar

 

Cengiz Törekuloviç Aytmatov, 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan’da Şeker adlı bir köyde doğdu. Babası Törekul Aytmatov at yetiştiricisiydi. Kırgızistan’a, dağlık yörelere Ekim devrimi daha yeni ulaşıyordu. Yazarın çocukluk yılları sistemin yeni yeni yerleşmeye başladığı yıllararastlar. Geçmişe bağlı yaşlı neslin yanında yeni düzene ayak uydurmuş genç kuşak da toplumdaki yerlerini alıyorlardı. Yazar kolhoz tarlalarında çalıştı. Çevresini, tabiatı, insanları o yıllarda tanımaya başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bütün yetişkinler savaşta oldukları için gençlere çok iş düşüyordu. Henüz on beş yaşındayken köyü Sovyetinde sekreterlik yaptı,tarım makinalarının hesaplarını tuttu. Daha sonra Kazakistan’daki Cambul veterinerlik teknik okulunda okudu Ardından Frunze(bugünkü Bişgek tarım enstitüsünde okudu .Zooteknisyen olarak bütün ülkeyi, Kazakistan’ı dolaştı. Aynı zamanda da bir gazeteci sıfatıyla çalışıyor, sürekli gözlem yapıyordu. Pek çok genç nesil mensubu gibi halkından uzaklaşmadı, insanına daha da yakınlaştı. Kırgız gazetelerindeki yazıları, redaksiyon servislerinde aldığı görevler, muhabirlik faaliyetleri onu yavaş yavaş edebi dünyaya hazırlıyordu. Yazarın akıcı uslubu,kurgudaki başarısı bu ön araştırmalarıyla yakından ilgilidir.

Eserleri


  • Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı (Son romanı – 2007)
  • Darağacı – Dişi kurdun Rüyaları (, 1988)
  • Gün Olur Asra Bedel, (Kırgız Türkçesi ), (Rusça И дольше века длится день, 1980)
  • Fuji-Yama (Восхождение на Фудзияму, Fuji Dağının Tepesi 1973)
  • Beyaz Gemi (Kırgız Türkçesi, Ак кеме : Ak Keme) (RusçaБелый пароход, 1970)
  • Selvi Boylum Al Yazmalım , (1970)
  • Elveda, Gülsarı! (Прощай, Гульсары, 1966)
  • Dağlar ve Steplerden Masallar (Повести гор и степей, 1963)
  • İlk Öğretmenim (Первый учитель, 1962)
  • Cemile (Kırgız Türkçesi Жамийла, Rusça Джамиля, 1958)
  • Yüzyüze (Лицом к лицу, 1957)
  • Zorlu Geçit (1956)
  • Toprak Ana
  • Cengiz Han’a Küsen Bulut
  • Çocukluğum
  • Kızıl Elma
  • Hiroşimalar Olmasın
  • İlk Turnalar
  • GülSarı
  • Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Sultan Murat
  1. aleyna
    17 Ara, 2015 - 21.12 | #1

    yedigey kazangap çok iyi dostlardı ya niye kazangap öldü orada ağladım

  2. Furkan
    10 Oca, 2015 - 18.35 | #2

    Güzel olmuş. Kitabı okumadım ama kitapla ilgili sorulan soruların hepsini yaptım sınıf(lise,1)

  3. alev
    5 Oca, 2015 - 21.35 | #3

    Bu kocaman kitap ancak bu kadar iyi özetlenebilir.Cok begendim yani işimii baya gördü.tesekkerlerrrrrrrr…

  4. ferhat
    14 Nis, 2014 - 19.50 | #4

    Son bölümü yanlış olmuş kazangapı tellerin hemen yanına değil az ilerdeki malakumdıçap vadisine gömüyorlar.

  5. necmiye
    16 Oca, 2014 - 15.01 | #5

    kitap elimde hacı 400 sayfa 20 sayfa nerden çıktı

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!