Göktürklerde Madencilik / Demir İşlemeciliği

göktürklerde madencilikGöktürkler zamanında bu mesleğin Türkün günlük hayatının içine girmiş olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili olarak, ilk önce Göktürk Devleti’ni kurmuş olan Bumin ve İstemi Kağanların kabilelerinin sanatlarının demircilik olduğunu23 belirtebiliriz. Hatta, Bumin Kağan’ın, birgün, başlangıçta federatifbir yapıyla bağlı olduğu Juan-juan’ların reisinin kızını isteme cesaretini gösterdiğinde, Juan-juan reisinin ona, “sen benim demir işlerimde çalışan bir kölemsin nasıl bana söz söylemeye cesaret edersin” diye vermiş olduğu cevabı24 da bu cümleden olarak belirtebiliriz ki, burada Bumin Kağan’ın demircilik sanatı ile ilgisi açıkça görülebilmektedir.

Öte yandan, Göktürklerin, Kırgız ülkelerinin güney batı bölümünde yaşayan boylarının, yörede yer alan ve aynı zamanda, Orta Asya’nın en iyi çelik cevherlerinin çıkartıldığı ocaklardan elde ettikleri ürünü işleyerek, silah imal edip bunları dış ülkelere satmalarını da, onların madencilikle ne kadar ilgili olduklarını göstermek anlamında zikredebiliriz. Bunun tabiî bir sonucu olarak da, Göktürkler, kendi dönemlerinde Orta Asya’nın silah endüstrisini ellerinde tutmakta idiler.25 Bu hususta ayrıca, Göktürkler’e ait kurttan türeyiş efsanesinde de, onların Altay dağlarının güney eteklerinde demir işleri ile uğraştıklarına dair bilgiler bulunduğunu belirtebiliriz.

Bütün bunlardan sonra, 568 yılında Göktürk ülkesine yola çıkarılan bir Bizans elçilik heyetinin bu anlamda yaptığı gözlemleri de aktarmadan geçemeyeceğiz. Buna göre, Soğdların ülkesine varan ve burada bir mola veren elçilik heyetinin yanına hemen Göktürkler gelmiş ve ülkelerinde bol miktarda bulunduğunu Çin kaynaklarının da doğruladığı ve yine çok eskilerden beri kendilerinin uğraştıkları bir iş olan demir madenciliğine ait ürünlerden bazılarını kendilerine satmaya kalkışmışlardır.

Ama, hemen belirtelim ki, Göktürkler, madenciliğin sadece demir ve çelik işçiliği boyutuyla değil, diğer alanları ile de ilgilenmekteydiler. Yukarıda bahsi geçen Bizans elçilik heyetinin Göktürk ülkesinde yapmış olduğu gözlemler, bu açıdan da işimize yaramaktadır. Çünkü, Zemarkhos başkanlığındaki elçilik heyeti, Göktürk kağanının çadırına alındığında, gördüğü madeni eşyalar veya madeni süslemeler karşısında takdirlerini gizleyememiştir. Onları takdir duygusuna yönelten unsurlar ise; kağanın oturduğu som altından yapılmış bir kerevet, çadırın ortasında yer alan altın güğümler, ibrikler ve yan yana duran kaplar ile altın kaplı ağaç direkler, yine altın işlemeli yastıklar, çadırın avlusunda yer alan gümüşten yapılmış sahanlar, tepsiler ve heykelcikler ile bunlara benzer diğer eşyalardı.

Göktürklerin madencilikle ilgili uğraşlarının sadece demircilikle sınırlı olmadığının bir başka göstergesi daha vardır ki, bu da, çok yakın bir zamanda Orta Asya’da yapılan kazılarda ortaya çıkartılan arkeolojik eserlerdir. Söz konusu kazılar, az önce de belirtildiği gibi yakın bir zamanda 2001 yılı içersinde Moğolistan’da yapılmış ve bu kazı çalışmaları esnasında Göktürk hükümdarı Bilge Kağan’a ait olan ve gümüş bir sandık içersinde muhafaza edilen 2800 adet altın ve gümüş süs eşyası bulunmuştur.

İçerisinde Bilge Kağan’ın Anka Kuşu motifleri ile süslü taç alınlığının da yer aldığı ve bugün değer biçilemeyen bu hazine, dünya mirası listesine alınmıştır. Söz konusu hazinede, belirtilenlerin dışında değişik birçok eşya da bulunmuş ve bunların da değerli süslemelerle bezenmiş olduğu görülmüştür.Bu da bize İslam öncesi dönemde maden işlemeciliğinin, Türklerin arasında Göktürkler örneğinde özellikle sanat boyutunda ne kadar ileri boyutlara ulaştığını göstermektedir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!