Dolaşım Sistemi

dolaşım sistemiBütün organların ihtiyaçlarım anında yerine getirmek ve bu işi tüm yaşam boyunca yorulmadan sürdürmek kalbin ve dolaşım sisteminin görevidir. fatih harbiye peyami safa

Vücudumuz beyni canlı tutmak, hareket etmek, vücut ısısını 37°C’de tutmak, besinleri sindirmek, hormon üretmek kısaca organları çalıştırmak, hücreleri yenilemek, çocukta gelişmeyi sağlamak için, enerjiye gereksinim duyar. saray ve ötesi halit ziya

Vücudun besini oksijenden ve yiyeceklerden elde edilir. Bu kıymetli fizyolojik yakıtlar kana karışır. Kalbi ve kan damarlarını kapsayan dolaşım sistemi sayesinde kan bütün vücudu dolaşır. Kalp pompaisı ve kan damarlarının durmadan çalışması gereklidir. Dolaşımdaki kısa duraklamalar özellikte beyinde geri dönüşü olmayan tahribata yol açar. Kan damarının bir pıhtı tarafından tıkandığı (emboli), veya cidarların kalınlaştığı (aterosk-leroz) durumlar çoğunlukla yağlı besinlerin ve tütünün kullanımına bağlıdır.

Atardamar ve Toplardamar

İki tür kan damarı vardır: atardamar (arter) ve toplardamarlar (vena). Atardamar kalpten çıkar toplardamar kalbe girer. İkisi arasında saç teli inceliğindeki kılcal damarlar bulunur. Kan dolaşımı, “büyük” ve “küçük” dolaşım olarak iki tiptir.

Kalpten çıkan aort damarı, akciğerlerden gelen oksijen sayesinde kıpkırmızı kan taşır. Bu kan diğer atardamarlara da geçerek tüm organlara dağılır. Organlar içinde daha ince damarlar vasıtasıyla dolaşır, kan hücrelere kadar kılcal damarlarla gider oksijen ve besinleri bu hücreye verir. Aynı anda damarların zehirli maddeleri boşaltma işlemi de başlar. Bu işlem sayesinde üre gibi zehirli maddeler ve akciğerler tarafından atılacak karbondioksit toplardamarlarla taşınır. Ka-t nın toplanmasını gerçekleştiren kılcal
damarlar daha sonra venüllere, vena-lara ve nihayet kalbe dökülen iki toplardamara dönüşür. Fakat kalbe gelmeden evvel alt büyük toplardamar, bağırsaklardan sindirilmiş besinleri getiren karaciğer toplardamarı ile birleşir.

Oksijeni iyice azalan kan, karbondioksit yüklüdür ve koyu kıfmızı olmuştur. Kalpten hemen çıkan kirli kan akciğer atardamarı ile küçük dolaşıma girer. Bu atardamar çatallana-rak her dalı bir akciğere girer. Bu iki ana daldan çıkan kılcal damarlar akciğer alveollerinde taşıdıkları karbondioksiti oksijen ile değiştirirler. Akciğer toplardamarları temizlenmiş kanı kalbe geri götürür. Böylece büyük kan dolaşımında atardamarlar açık kırmızı renkli bol oksijenli temiz kanı, toplardamarlar koyu kırmızı yani pis kanı taşırlar, küçük kan dolaşımında bunun tam tersi olur.

Lenf Damarları

Lenf damarları, kan damarlarını sürekli takip ederler. Çeperleri kan damarlarmdakinden daha ince, daha esnek ve daha yumuşaktır. Kanı değil şeffaf bir sıvı olan lenfi taşırlar, enfeksiyonlara karşı savaşta, yağların taşınmasında ve kılcal damarlardan kaçan sıvının toplanmasında küçümsenmeyecek bir rol oynarlar. Lenf damarları, bağırsak kan kapillerlerine geçememiş olan sindirilmiş yağları ve hücrelerarası fazla sıvıyı topladıktan sonra kan damarlarına karışırlar.

Lenfdamarları, mikropların vücuda girmesi için bir yol oluşturabilirler. Fakat lenf damarlarının üzerinde, vücudun birçok noktasında, lenf bezleri bulunur. Bu bezler (ganglion) kapsadıkları akyuvarlarla, enfeksiyonun o bölgeden dışarı yayılmasını önlerler. Bu durumda o lenf bezleri şişer ve acı vermeye başlar, bu, o bölgede süregelen bir savaşın işaretidir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!