Doğum Kontrol Yöntemleri

doğum kontrol yöntemleri yollarıDoğum kontrol metodları, istenmeyen bir gebeliğe meydan vermemek için başvurulan yollan belirler. Fransa’da 1967 senesinde çıkarılan bir kanunla serbest olarak uygulanmaya başlanmıştır.

1960 senesinden itibaren bazı feminist akımların ve aile planlaması derneklerinin baskısıyla Fransa’da, diyafram kullanımı yaygın bir hale getirilmiştir. 1967 yılında çıkarılan kanundan sonra bile, reşit olmayanların ailelerin rızası olmaksızın bu me-todları uygulamaları yasaklanmış ve bu araçlara ödenen paraların Sosyal Sigortalardan alınmasına karşı çıkılmıştı. 1974’den sonra getirilen bazı düzeltmeler bu kanuna şimdiki şeklini vermiştir: Sosyal Sigortalar doğum kontrolü için para ödemektedir, sigortası olmayan kişiler bazı merkezlerde parasız olarak bu hizmetlerden yararlanırlar, reşit olmayanlar ailelerin izni olmadan doğum kontrol araçlarını kullanabileceklerdir.

Birçok Yönde Hareket Etmek

Hamilelik peşpeşe üç olayın sonucu olarak meydana gelir: Yumurtalıkta bir yumurta oluşması, bu yumurtanın yumurtalık borusu (tuba) içinde, bir spermatozo-id tarafından döllenmesi, yumurtanın rahimde yerleşmesi.

Dolayısıyla, hamileliği önlemek için değişik kademelerde müdahale etmek mümkündür:

• Ağızdan alınan haplarla yumurtalıkların çalışmasına belirli bir süre engel olunması,

• Spiral gibi rahim içi araçlarla yumurtanın rahimde yerleşmesinin engellenmesi,

• Diyafram, sperm öldüren bazı kimyasal maddeler ve prezervatiflerle spermato-zoidlerin rahim boşluğuna girmelerinin önlenmesi,

• Yumurtalık borularının (tuba) bağlanması (yumurtanın geçişi engelleneceği için, döllenme de olamayacaktır.)

Haplar (Oral Kontraseptifler)

En çok kullanılan doğum kontrol aracıdır. 1956’da Amerikalı biyolog Gregory Pincus tarafından keşfedilmiştir. Ovülas-yonu önler ve aynı zamanda serviks salgılarım etkiliyerek spermatozoidlerin rahi-me ulaşmasını engeller. Bu haplar yumurtalıkların salgıladığı doğal hormonlar yapısında sentetik hormon karışımlarıdır.

Kullanılmakta olan haplar, özelliklerine göre değişken dozlarda östrojen-pro-gesteron karışımlarıdır. Minihaplar ise öst-rojen içermez ve bilinen doğum kontrol haplarından daha az doz hormon içerir.

ilk defa hap kullanan kimseler, hapın ilk aydan itibaren etkili olmasını istiyorlarsa, adetin ilk gününden 5 gün sonra hap almaya başlamalıdır. Bu tarihi hesaplarken, ilk adet gününe 5 değil de 4 gün eklenir. 2 Ocak’ta âdet görmüş olan kimse ayın 6’sında hap almaya başlar ve plaket
Bu tür doğum kontrol metodu çok eskilere dayanır: Mısır’da bulunan bazı mumyaların vücutlarından spirale benzeyen maddeler çıkarılmıştır. Eski çağlarda, göçmen kabileler, dişi develerin rahimlerine taş doldurarak, gebe kalmasını önlemeye çalışırlardı. 1925’de, kullanılan araç metalik bir halka şeklini almış, fakat bunun yerleştirilmesindeki zorluklar ve en

feksiyon riskinin fazla olması nedeniyle çabuk vazgeçilmiştir. Antibiyotiklerin bulunması ve plastiklerin yaşama girmesiyle, daha kolaylıkla yerleştirilebilir araçlar yapılmış ve enfeksiyonlarla savaşmak mümkün olmuştur.

Spiral, değişik şekillerde, plastikten bir rahim içi aracıdır. Rahim iç duvarı ve rahim ağzı salgıları üzerinde etkili olarak, embriyonun rahimde yerleşmesine ve spermatozoidlerin rahime ulaşmalarına engel olur. Bugün spirallerde kullanılmaya başlanılan bakır da spermin etkisiz hale gelmesine yardımcı olur.

Sadece plastik kullanılarak yapılmış olan ilk araçlar boyları çok büyük olduğu için, vücut tarafından çok zor kabul edilmiş, ağrı ve kanamalara sebep olmuşlardı. Şimdi etkinlikleri azalmadan, boyları ufaltılmış ve bakırdan bir spiral ilave edilmiştir. Spiralin rahim içine doktor eliyle yerleştirilmesi şarttır. Araç anastezi gerektirmeksizin, içi boş bir plastik boru aracılığıyla uterusa yerleştirilir. Yerleştirmeden sonraki ilk ay yapılacak muayenede spiralin doğru yerinde olup olmadığı ve vücutça kabul edilip edilmediği anlaşılır. Daha sonrası için 6 ayda bir kontrol yeterli olur. Bakır olanların 2-3 yılda bir değiştirilmeleri gerekir. Birinin çıkarılması ile diğerinin yerleştirilmesi arasında bir zaman bırakılması gerekmez, iki operasyon aynı gün yapılabilir.

Sadece her 100 olaydan 8’inde spiralin vücut tarafından atıldığı gözlenmiştir. Bunun için, aracın yerinde olup olmadığını, ipini sık sık denetleyerek, araştırmak gerekir. Doğum yapmış kadınlarda, spiralin çok daha rahat kullanıldığı ve aracın kendi kendine dışarı çıkması durumlarına bu kimselerde daha az rastlandığı gözlenmiştir.

Yerel Kontraseptifler

Sperm öldürücüler: Krem, köpük, jöle ya da övül şeklinde bulunan bu maddeler, spermler için mekanikten çok kimyasal bir
engel oluştururlar. Vajinanın içine sürülen ya da yerleştirilen bu kimyasal maddeler, spermlerin uterusa ulaşmalarından evvel yok edilmelerini sağlarlar.

Bu maddelerin kullanımında yerleştirilmesi gereken yer, ilişkiye girmeden önce beklenmesi gereken süre ve uyulması gereken tuvalet kurallarına ne kadar dikkat edilirse, etkileri de o kadar fazla olacaktır. Ne kadar sık olursa olsun, her ilişkide yenilenmesi de çok önemlidir ve bu maddeler kullanılmadan önce veya sonra, bir müddet yıkanılmamalıdır.

Bazı çiftler bu maddelerin cinsel ilişkinin devamlılığını ve ritmini bozduğuna inanırlar.

Diyafram: Bükülebilir metal bir çerçeveye geçirilmiş kauçuk bir kubbeden oluşur. Serviksin ağzına yerleşecek biçimde vajinadan sokulduğu zaman spermlerin uterusa girmelerini mekanik olarak önler. Diyafram yerleştirmeden önce ve sonra kullanılması gereken spermisitler ise kimyasal bir engel oluştururlar. İngiltere’de yüzyılın başlarında imal edilmeye başlanmış ve 1920’den itibaren Amerika’da da kullanımı yaygınlaşmıştır.

Değişken boylarda bulunan diyaframı kullanmak isteyen kimselere doktor tarafından vajinal muayeneleri yapılarak, ölçüleri saptanır.

Uterus üzerine bir başlık gibi geçirildiği için, boyu çok önemlidir. Bir defa yerleştirildikten sonra hiçbir rahatsızlık vermez ve yerinden oynamaz.

Sperm öfdürücülerle birlikte kullanılması şarttır, periodun her gününde muhakkak kullanılmalı ve yerleştirildikten son-‘ ra en fazla 2 saat içinde ilişkide bulunulmalıdır. Yenilenen her ilişkide, yeniden spermisit sürülmesi gerekir, fakat bunun için diyaframın çıkarılması şart değildir. İlişkiden sonra 8 saat yerinden çıkarılmaması ve bu süre içinde vajinanın yıkanıl-maması gerekir. Çıkarıldıktan sonra sabunlu suyla yıkanır, kurutulur ve kutusuna yerleştirilir. Diyaframda herhangi bir delik veya yırtık olup olmadığını sık sık kontrol etmek gerekir.
Vajina biçim değiştirebildiği için altı ayda bir, doğumlardan, düşüklerden ve vücut ağırlığında görülen değişikliklerden sonra diyafram çapı gözden geçirilmelidir.

Diyafram hemen hemen doğum kontrol hapı, minihap ve spiral kadar etkili bir doğum kontrol aracıdır.

Prezervatifler: En eski doğum kontrol yöntemlerinden biridir. Penise geçirilen, ince plastikten yapılmış başlıklardır. Eja-külasyonu içinde toplayarak, spermlerin kadının vücuduna girmesini önler.

Teoride bunlar yüzde yüz etkinlik sağlar. Pratiste ise kullanım hatalarından doğan bir çok başarısızlıklara rastlanır. Her ilişkide mutlaka yeni bir prezervatif kullanılmalı, penis vajina çevresine yaklaşmadan önce mutlaka yerine takılmalı ve ilişkiden sonra penis tümüyle gevşemeden prezervatifin kenarlarından tutularak vajinadan çıkarılmalıdır.

Cerrahi Yöntemler

Yumurtalık borularının bağlanması Kalıcı bir doğum kontrol yöntemidir. Fallop borularına cerahi müdahale bir daha hiç döllenme olmamasını sağlar, yumurtalık ve uterus normal işlevini sürdürdüğü için kadm adet görmeye devam eder.

Ameliyat bir hastahanede, anestezi altında ve 5 şekilde yapılır:

• Karın duvarından girilerek, tubalar bağlanır ve bir bölümü de çıkarılır. Burada geriye dönüş söz konusu olmaz ve başarısızlık ihtimali yoktur.

• Göbek altından karın boşluğuna özel bir aletle çölioskop (coeliscope) girilerek tubalar bağlanıp yapıştırılır, koterize edilir. Binde 1 veya 2 vakada geriye dönüş mümkün olmaktadır.

• Vajina yolundan girilerek müdahale etmek; tubalara vajina içinde yapılan bir yarıktan ulaşılır ve tubalar bağlanır.

• Uterus kanalıyla müdahale (Histerekto-mi.) Uterusa yerleştirilen optik bir alet (hysteroscopie) ile ya tüplerin ağızları koterize edilir, ya da verilen bir maddeyle bu ağızların tıkanması sağlanır. Bu metodda başarısızlık yüksek olduğundan, çok sık kullanılmaz.

Genelde bu tıbbi müdahaleler, sadece annenin psikiyatrik bunalım geçirdiği ya da kalıtımsal etkenlerin cenine zarar verebileceği gibi durumlarda söz konusu olmaktadır.

Bazı doktorlar ise, daha önce diğer korunma yöntemlerinin kullanılmış olmaları şartıyla ve ana-babanın konu üzerinde yeteri kadar ciddiyetle durduklarına inandıkları vakalarda kısırlaştırma ameliyatları yapmayı kabul ederler. Çünkü, ikinci bir evlilik ya da bir çocuğun ölümü sonrasında, bazı kimseler doktora başvurarak eski durumlarına döndür.ülmeyi islerler. Tabii, birçok kere bu imkansız olmaktadır.

Vazektomi: Kadında tubaların bağlanmasıyla aynı tip bir operasyondur. Lokal anestezi altında, vas deferenslerin (teslislerden penise spermleri götüren borular) küçük bir bölümü çıkarılır ve bu tüpler bağlanır. Cinsel işlev olduğu gibi devam eder, ereksiyon ve ejakülasyon etkilenmez. Operasyondan sonra menide sperm sayıları negatif çıkana dek sayım yapılır ve ameliyat ancak 2-3 ay sonra kesin etkisini göstermeye başlar. Meni miktarında da herhangi bir değişiklik olmaz, meni içindeki spermatozoidlerin miktarı, tüm sıvıya kıyasla, çok azdır, seminal ve prosta-tik salgılar daha fazla yer tutar.

Geriye dönüş için yapılan ikinci bir müdahale çoğu zaman başarılı olmaz, sperm dölleme gücünü büyük ölçüde yitirmiş olduğu için, çoğu vakada hamilelik mümkün olmamaktadır.

Özel dikkat gerektiren bir konu ise, ameliyat olan kişiden bir miktar meni alınarak, bunun özel “sperm bankalarında” saklanmasının mümkün olacağıdır. 5 sene müddetle bu sıvıyı koruyabilmek mümkündür. Tekrar bir çocuk arzu eden erkek, eşinin “suni bir şekilde döllenmesini” isteyebilir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!