Doğu Türkistan Türkleri

doğu türkistan türkleriDoğu Türkistan Türklüğü Orta-Asya’nın gün görmüş Türk topluluğundan biridir. Yüzlerce yıldan bu yana değişmez sahibi bulundukları büyük coğrafî saha tarih boyunca Çin Moğol ve Rusya müstemlekeciliğinin amansız hışmına uğrayarak “Şarkî, Doğu, Çin Türkistanları” veyahut da sevimsiz “Sinkiang, Sintszyan” gibi adlar almıştır. Gerçekte ise Türklüğün eski ana vatanının ayrılmaz bir parçasıdır. 1921 yılı Taşkent kongresince, Doğu Türkistan’in gerçek tarihî mirasçılarından sayılan ecdatları Uygurla-ra hürmetle, kültür mazisi zengin Uygur kavim adının alınması tercih edilmiş ve bu ad bu gün bilim alemince de benimsenmiştir. 1933 – 34 de ise milliyetçi ve istiklâlci mücahitlerinin azimli ve kahramanca teşebbüsleri neticesinde millî istiklâli ilân edilen Doğu Türkistan, kısa bir zaman için olsun Çin istilâsından kurtulmuşsa da, maalesef sonunda dev kuvvete karşı dayanamamış, boyun eğmeye mecbur olmuştur.

Coğrafî durumu itibariyle Doğu Türkistan, kolay kolay geçit vermeyen, yüksek dağlarla çevrilmiş bir kaleyi andırmaktadır. Tabiî sınırları, yalnız bugün bu ad altında Çin topraklarından sayılan arazi parçasından ibaret olmayıp, kuzeyde Sayan dağlarının güneyinden başlamak suretiyle, aynı istikamette Altay dağlarım aşarak Tiyanşan’lara iner. Güneydoğu yönden ise Cungarya üzerinden Hami veya Komul’a kadar uzar. Saha: Batı Türkistan, D’ş Moğolistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’le çevrilmiştir.

Yüz ölçümü 1.800.000 kilometrekare olan Doğu Türkistan, 1955 yılında Komünist Çin idaresinin baskısı ile “Sinkiang Uygur Muhtar Eyâleti’, adını almışsa da, gerçekte Çin’in alelade bir eyaletinden başka bir şey değildir. 1953 yılı sayımına göre sahanın nüfusu 4.874.000 kişi olmuştur. Aradaki 13 yıllık yüzde 2 artışı bu sayıya ekleyecek o!ursak. Doğu Türkistan’ın nüfus 6.000.000’u aşmış olur. Etnik bakımdan halkın % 90’ı tamamiyle Türktür. Başşehirleri Urumçi’dir. Şehrin nüfusu 200.000’i aşkındır. çekoslovakya

Doğu Türkistan’a büyük bir üstünlük kazandıran jeopolitik durumu, tarih boyunca çeşitli yönden gelen göç dalgalarının yerleşme ve taşma dümenini sağlamış, etnik değişmelere sebep olmuştur. Nitekim XI. yüzyılda Tacik adı altında güneyden gelen oldukça önemli bir kavim dalgası, Hotan, Kuça, Yarkent ve Kaşgar havalisine yayılarak, kısa bir zaman sonra yerli Türklerin içerisinde, iz bile bırakmadan erimiş, kaynaşmıştır. Bu suretle, tarih boyunca durmadan devam edegelen çok çeşitli milletlerin, göç yolunu ve geçit kavşağım işgal etmiş olan bu sahada yerleşmeye çalışmaları, ne şekilde olursa olsun, hiç bir vakit Doğu Türkistan’ı, Türklüğün anavatanlığmdan alakoyamamıştır. O kadar ki, yüzyıllar boyunca, koca kuvvet ve hattâ devlet halindeki Çin, Moğol ve Rus rekabet ve saldırganlığı, Türkü öz anavatanından kaçır a-mamıştır. Aksine, çok ağır kan bahasına ve kültür kaybına mal olmasına rağmen, her zaman direnilmiş, istilâların ucuzca atlatılmasına çalışılmıştır. Ülkenin gerçek sahiplerinin Tüıkler olduğu her vesile ile dosta ve düşmana hissettirilmiştir. danimarka

Nitekim VIII. yüzyıl ortalarına doğru, Türk-Uygur devleti burada kurulmuş, yüzyıllık ömrü boyunca Türklüğe bereketli bir kültür mirası bırakmıştır. IX. yüzyılda ise saha göçebe Kırgız Türklerinin eline geçmiş, daha sonraları büyük Moğol istilâ ve ayaklanmasının çemberinden geçirilmiştir. XV. XVI. yüzyıllarda çeşitli siyasi olaylar neticesinde, kısmen Çinliler, kısmen Moğollar tarafından idare edilen bölge, «altı şehir» havalisine, yani: Kaş-gar, Yarkent, Yengi-Hisar, Hotan, Aksu, Kuça havalilerine —ki buraya ayrıca Kara-Şelır’in ilâvesiyle son zamanlarda «Yedi-Şehr» adi verilmiştir— ayrılmıştır,

XVI. yüzyıldan sonra Hokant Hanlığından kopup gelen bir kısım Özbekler de buralarda yerleşip kalmışlardır. XVII-XVIII. yüzyıllarda ise saha batı Moğoilarmm eline geçmiştir. Nihayet XVII. yüzyılda sahanın idâre hâkimiyeti Çinlilere geçince bir kısım yerli Türk kitlesi zorla İli havzasına göç ettirilmiş ve burada «Tarançi» kavim adını almıştır. Sahanın esil Türk halklarından olan bu kavme “Tarançi” yâni “ekinci” adı Cungarlar tarafından verilmiştir.

Bununla beraber Doğu Türkistan yerleşik halkı, nedense müşterek ve toplu bir kavim adı altında birleştirilememiştir. Bir kısım halk nedense kendine Kaşkarlık’lar, bir kısmı ise Yeriik’ler Ho’kantlık’lar, Endicanlık’lar ve saire gibi sun’î adlar vermeği tercih etmiştir.

Siyasî tarih bakımından Doğu Türkistan, uzun hayatı müd-detince, kanlı istiklâl mücadelesi savaşlarına katılmış, millî kültür ve yaşama hakkı uğrunda ağır çileler çekmiştir. Çin, Moğolistan ve Rusya gibi üç dev devletin güç denemesi mahiyetindeki mücadelesine hedef olmak, doğrusu bir millet için, kolay kolay hazmedilecek olaylardan sayılamaz. Şöyle ki, son yüzyıl içerisinde 400 (dört yüz) defa isyan edilmiş, Türklük şahlanmış, fakat ne yazık ki bu haklı başkaldırmaların hepsi hanlı bastırmalarla neticelenmiştir. Tsin yani Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan’da ve Kansu, Şensi eyaletleri üzerinde kurulması için yapılan kanlı tenkil hareketleri ve inanılmaz tazyik ve baskılara karşı millî istiklâl mücadelesi, Türklük hesabına cihan siyasî tarihinde şerefle yer almış olaylar arasındadır. Yüzlerce, binlerce yabancı dilli ciddî araştırmalar ve tarihî eserler, bu insanlık dışı mezâlimi nefretle ele almış, açıklamıştır. Orta-Asya’nm unutulmaz mücahidi Atalık Gazi Mohammet Yakub han Badevlet, OsmanlI İmparatorluğu yolu ile yerli İslâm kütlesinin korunması uğruna dirayetini kullanarak Sultan Abdülaziz adına camilerde hutbe bile okutmuştur. 14 yıllık müstakil Yakub Bey Devleti Çinlilerce bastırılınca ceza olarak Rusya-Çin göz doymazlığı ve istilâcılığı rekabeti karşılığında, Doğu Türkistan’a mazisini unutturmak amaciyle, sahaya Çince “Sinkiang” yani “yeni müstemleke” adı verilmiştir. Bugün bu saha Türklüğü, sözün tam mânâsiyle Çin istilâsı altında inlemekteyken az bir kısmı da Sovyet esaretindedir.

Fransa’dan iki buçuk defa, Amerika’nın en büyük eyaleti sayılan Teksas’tan iki defa büyük olan Doğu Türkistan, Gobi çölünün verimsizliği dolayısiyle, kendi millî kültürünü, daha fazla, sahibi bulunduğu çeşitli şehir merkezlerinde toplamaya ve geliştirmeye çalışmıştır. Etnik yapı bakımından: Uygur, Sarı-Uygur, Ta-rançi, Kazak, Özbek ve saire gibi öz şivelerine bağlı Türk boylarının, çeşitli merkezlerinin nüfus ağırlığını teşkil etmeleri, Doğu Türkçesinin dağılmasında ve bölgelenmesinde oldukça tesirli olmuştur. Zaten tarih ve klâsik edebiyat bakımından da Kaşgar, XV – XII. yüzyıl geçici İslâmî devir Türk dili, edebiyatı ve umumiyetle Türk kültürü merkezciliğini üzerine almış; ilk Türk dili lügati ve grameri burada yazılmış, ilk edebî şiir ve nesir mekteb-leri burada kurulmuştur.

Türk kalem tutarlarının ölmez eserli şeyhleri: Kaşgarlı Mahmut, Balasagunlu Yusuf Has Hacıp, Ebu Abdullah el Hüseyn Kaşgarî, “Türkistan tarihi”nin yazarı Mecdedin Muhammed ibn Adnan, Kaşgar şehri tarihini yazan Hüseyin el-Almâ’i ve saire hep bu eski millî kültür mazisinin unutulmaz şahsiyetleri değerindedirler. Kurmuş oldukları tarihçilik mektebi son zamanlara kadar sönmemiş XIX. yüzyıldaki millî harekâtı ve istiklâl mücadelesini tescil ederek pâdişâhından en basit kişisine varıncaya kadar herkese hakkım vermekle, Doğu Türkistan istiklâlcilik harekâtının namus borcunu ödemişlerdir. Çünkü bu yüzyıl Doğu Türkistan’ı, dünya siyasetinin bilhassa Uzak Doğunun bir nevi çözüm noktasını teşkil etmiştir. Herkesçe Uzak Doğunun fethi ve nüfuz tesiri altına almışı ancak bu yolla kabil idi. Fırsat da zaten zuhur etmişti. Ona göre yavaş yavaş sönmekte olan Çin’in mirasçılığma talip olanlar arasında, her yerde çıkar arayan müstemîekeci İngiltere, sahanın komşusu istilâcı Rusya, din bağlılığı yönünden de OsmanlI İmparatorluğu bulunmakta idiler. İngiltere ve Rusya sözde yerli halkı Çin’in vahşiyane tenkillerinden, baskısından kurtaracak, ülkeye yeni bir hürriyet ve ışık saçacaktı. Fakat ortada karşı koyan ve millî istiklâli elinde tutan, Doğu Türkistan’ı tam istiklâli ile yaşatan Yakub Bey Be-devlet gibi bir Türk devlet adamı bulunmakta idi. Bütün gücünü, hail? arasında geniş yankılı destanlar yaratarak millî istiklâl mücadelesine yöneltmiş; çağın yerli tarihçilerinin işe sarılmasına vesile teşkil etmiştir. Bunlardan halk çağırışına uyarak yeni Doğu Türkistan tarihçiliğini yaratanlardan biri olan Hoca Yusuf’un “Câmiu’t-tevârih”i, tamamiyle millî ülküye uyarak, millî istiklâl harekâtını idealize etmekle kalmamış, hareketin başı bulunan Yakub Beyi halka lider ve rehber olarak tanıtmıştır.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!