Dayanıklılık ve Direnç

dayanıklılık dirençSporda şematik olarak İki tip güç ayırt edilir: Dayanıklılıkla çalışma (aerobi) ve dirençle çalışma (anaerobi).

Dayanıklılık

Dayanıklılık normal bir gücü uzun süre devam ettirebilmektir.

Dayanıklılığın en önemli özelliği ihtiyaçlar ile getirilen oksijen arasında denge kurmaktır. Bu nedenle birkaç senedir fizyologlar dayanıklılık gücünden değil aerobi metabolizmasını sağlayan dayanıklılıktan, yani oksijen alındığında ortaya çıkan gerçek enerjiden bahsediyorlar. Aerobide oksijen, kaslara çalışmaları için yeterli derecede gelir. Genellikle dinamik ritimli güçten söz edilmektedir.

Yürüme yarışı, bisiklet ve kayak dayanıklılık isteyen sporlardır.

Soluk kesilmesi, bu tip güçlerde yoktur, ancak ihtiyaçlar ile getirilen oksijen arasındaki dengesizlikten belirebilir. Bu arz-talep kanunudur. Arz, oksijen talebine cevap verir. Soluk kesilmesi eksikliği dayanıklı veya dayanıksız çalışıldığını gösterir. Gücünü kullanırken, gevezelik edebilme yetisine sahip olunmalıdır. Eğer yoksa dayanıksızlığı gösterir. Bu tip egzersizler kalp, damar ve ciğer üzerine yararlı yansımalar yapar. Kalbi düzenler ve kalp kaslarını kuvvetlendirir. Bu da atardamar basıncım düşürür ve orgahizma dolaşımına yararlı olur, ciğerlerin kapasitesini ve gücünü artırır. Dayanıklılık, sporun ulaşılması gereken en önemli temellerinden biridir.

Bu nedenle gençlere, egzersizler yapmaya başlamalarını, özellikle tavsiye ediyoruz, çünkü kalp-damar sisteminizi güçlendirir ve sporlara uyum sağlamanızı kolaylaştırır. Genel olarak direnç halinde bir kalp, dakikada 120 ila 140 kez atar. Son senelerde performansı yüksek düzeyli bazı sporcuların 180’e ulaştığı gözlenmiştir. Bu bir istisnadır ve limit, spora göre değişir. Direnç halinde yalnız hacim ve kas gücünün geliştiği gözlenmekle kalmaz, fakat aynı zamanda, çalışma kapasitesi de gelişir.

Direnç

Direnç maksimal bir şiddeti uzun süre devam ettirebilmektir. En önemli özelliği ihtiyaçlar ile getirilen oksijen arasında bir dengesizlik yaratmaktır. Bu nedenle fizyologlar anaerobik metabolizmanın (oksijen yetersizliğinde) güçlenmesinden bahsederler. Güç şiddetlidir (maksimum olduğu zaman) ama kısadır. En tipik örneği halter ve koşudur.

Çok çabuk sarfedilen bir enerji olduğu için oksijen yeterli gelmemektedir. Organizma, deposundan harcamaya başlar, bu zayıftır ve kullanma süresi azdır. Güç sırasında soluk kesilmesi ile karşılaşılmaz ama, depodan kullanılan enerji sırasında oksijen yetmezliği görülür. Güç sırasında kalp frekansı maksimuma yükselir (220, 20 yaşında 220) ve paralel olarak atardamar tansiyonu da yükselir, bu nedenle hassas atardamarları olanlarda çeşitli rahatsızlıklar baş gösterir (damar sertliği, beyin kanaması tehlikesi ile birlikte bazen de mi-yokard enfarktüsü.)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!