Cengiz Han’a Küsen Bulut (Cengiz Aytmatov)

Tarih: 4 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Okunma: 13.557  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

Kitap Bilgileri

 

Adı: Cengiz Han’a Küsen Bulut
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Sayfa sayısı: 112
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Basım yılı: 2007

 

Özet

 

Tansıkbayev adındaki askeri savcıya küçük bir aktarma istasyonundan Abutalip Kuttubayev hakkında ihbar gelir. Bu ihbar ona ciddi bir araştırma konusu olmaktan ziyade ikinci derecede önemli bilgi olarak sunulmuştur.

Kuttubayev eski bir savaş esiridir. O zamanlar düşmana teslim olmak zorunda kaldıklarında silahlarını kendilerine çevirip intihar etmeleri emredilmiştir onlara. Böyle davranarak iktidara bağlılıklarını kanıtlamış olacaklardır. Teslim olanlar ise bu suçunun cezasını bütün gelecek kuşaklara ve her zaman ibret olacak şekilde görmelidirler. Teslim olmak yerine intihar etmedikleri için zaten büyük bir suç işlemiş sayılıyorlardı bunlar.

Bu hainler Stalin’in rızası olmadan bağımsızlığını ilan etmeye kalkışan Yugoslavya’nın yolundan gitmek istiyorlardı. Bundan daha büyük suç olur muydu?

Abutalip Kuttubayev’in anıları arasında Yugoslav partizanların İngilizlerle buluşması da yer alıyordu. Demek ki bugünki iddiaları doğrulayacak bir dava olacaktı bu.

Tansıkbayev ortam bu derece uygum olunca ne pahasına olursa olsun itiraf ettirmeliydi, ağzından çekip almalıydı istediklerini. Gerekirse didim didim didinecek Sarı-Özekli bu yazarın işini bitirecekti.

Kuttubayev’in kayıtları arasında ta, Cengiz Han dönemine ait “Sarı-Özek Kurbanları” başlığını taşıyan bir efsane vardır. Tansıkbayev buna önce pek önem vermemiş, dikkat etmemiştir. Ama iyi incelenirse, belki orada siyasi bir ima, bir çağrışım bulabileceğini düşünür.

Kuttubayev’in yazdığı roman askeri savcı Tansıkbayev tarafından dikkate alınır ve sonunda yazar suçlanır. Cengiz Aytmatov’un romanda üzerinde durduğu konu ise Kuttubayev’in yazmış olduğu romandaki efsanesidir. Bu efsaneye göre dönemin en güçlü imparatoru olan Cengiz Han’ın sefere çıkarken kadınların çocuk doğurmasını yasaklamasıyla başlıyor. İlk başlarda bu kurala herkes saygı gösteriyor. Daha sonra birbirlerine aşık olan iki insan bu kurala uymayarak çocuk sahibi oluyorlar. Yüzbaşı Erdane ve karısı Togulan’ın “Kunan” (Yarış Tayı) adını verdikleri çocukları olur. Bunu öğrenen imparator ise ne kadar onları öldürmek istemese de halkın ona karşı olan saygısının azalmaması için onları idam ettiriyor.

Tansıkbayev bu romanda devlete karşı bir tepki sezdiği için Kuttubayev’i suçluyor ve kendisinin bu suçlama sonunda rütbesinin artacağını düşünüyor. Ama Kuttubayev kendini kullandırmıyor ve sonunda intihar ediyor. Tansıkbayev düşündüklerini başaramıyor. Her şeyi, bütün planları mahvoluyor…

Ana Fikir

 

Bazı insanların başka insanları kullanarak bir yerlere gelme isteği, kitabın önemle değindiği bir sorundur.

Şahıslar ve Olaylar

 

Abutalib Kuttubayev: Savaşte esir olmuş, kurtulmuş ama kendi memleketinde düşencelerinden dolayı mahkum olmuş bir öğretmen.
Tansıkbayev: Stalin ve rejimine yaranmak ve kendi mevkisini arttırmak için suçlayacağı kişiler yarayan bir sorgu yargıcı

Yazar

 

Cengiz Törekuloviç Aytmatov, 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan’da Şeker adlı bir köyde doğdu. Babası Törekul Aytmatov at yetiştiricisiydi. Kırgızistan’a, dağlık yörelere Ekim devrimi daha yeni ulaşıyordu. Yazarın çocukluk yılları sistemin yeni yeni yerleşmeye başladığı yıllararastlar. Geçmişe bağlı yaşlı neslin yanında yeni düzene ayak uydurmuş genç kuşak da toplumdaki yerlerini alıyorlardı. Yazar kolhoz tarlalarında çalıştı. Çevresini, tabiatı, insanları o yıllarda tanımaya başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bütün yetişkinler savaşta oldukları için gençlere çok iş düşüyordu. Henüz on beş yaşındayken köyü Sovyetinde sekreterlik yaptı,tarım makinalarının hesaplarını tuttu. Daha sonra Kazakistan’daki Cambul veterinerlik teknik okulunda okudu Ardından Frunze(bugünkü Bişgek tarım enstitüsünde okudu .Zooteknisyen olarak bütün ülkeyi, Kazakistan’ı dolaştı. Aynı zamanda da bir gazeteci sıfatıyla çalışıyor, sürekli gözlem yapıyordu. Pek çok genç nesil mensubu gibi halkından uzaklaşmadı, insanına daha da yakınlaştı. Kırgız gazetelerindeki yazıları, redaksiyon servislerinde aldığı görevler, muhabirlik faaliyetleri onu yavaş yavaş edebi dünyaya hazırlıyordu. Yazarın akıcı uslubu,kurgudaki başarısı bu ön araştırmalarıyla yakından ilgilidir.

Eserleri

 

  • Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı (Son romanı – 2007)
  • Darağacı – Dişi kurdun Rüyaları (, 1988)
  • Gün Olur Asra Bedel, (Kırgız Türkçesi ), (Rusça И дольше века длится день, 1980)
  • Fuji-Yama (Восхождение на Фудзияму, Fuji Dağının Tepesi 1973)
  • Beyaz Gemi (Kırgız Türkçesi, Ак кеме : Ak Keme) (RusçaБелый пароход, 1970)
  • Selvi Boylum Al Yazmalım , (1970)
  • Elveda, Gülsarı! (Прощай, Гульсары, 1966)
  • Dağlar ve Steplerden Masallar (Повести гор и степей, 1963)
  • İlk Öğretmenim (Первый учитель, 1962)
  • Cemile (Kırgız Türkçesi Жамийла, Rusça Джамиля, 1958)
  • Yüzyüze (Лицом к лицу, 1957)
  • Zorlu Geçit (1956)
  • Toprak Ana
  • Cengiz Han’a Küsen Bulut
  • Çocukluğum
  • Kızıl Elma
  • Hiroşimalar Olmasın
  • İlk Turnalar
  • GülSarı
  • Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Sultan Murat
Afşın Karakozanlı
Afşındır, delidir; ne yapsa, yeridir. Sevecendir, pek umursamaz; ama bir o kadar da haylaz. Derken efendim, hatır bilir, gönül sayar; ilgi alanıdır bilgisayar. Tabii, sadece bunlar olmaz kâfi; bazen neşeli bazen de kederli. Biraz ırkçıdır biraz deli; uykusuz geçmez geceleri... Art ardına dizerken dizeleri; sormayın ne kadar düşünceli. Öyle sevmez, sevemez her şeyi; o yüzden derler "ipe sapa gelmez biri". Diyen desin, söyleyen etsin, tutan yapsın; işte budur Karakozanlı Afşın.
   
  1. gizemli
    4 May, 2014 - 17.41 | #1

    fena diyıl

  2. Özetçi
    11 Oca, 2014 - 17.52 | #2

    Çok Teşekkür Ederim Bir Reklamınıza tıklıyım

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.

*

  Yukarı çık!