Biseksüellik

biseksüellikBu deyiş, bir kişiyi hem kendi cinsinden (Homoseksüellik), hem de karşı cinsten heteroseksüellik insanlara iten cinsel eğilimleri belirlemektedir. Temel çift-cinselliğin prensiplerini ilk olarak ortaya koyan Freud olmuştur: Her küçük çocuk değişik sapkınlıklar gösterir ve cinsel dürtüleri (libidosu) onu bazen bir cinse, bazen de diğerine ve hatta kendine yöneltir (narsisizm)…

Eğer kız veya erkek, her çocuğun ilk olarak annesiyle bir çift oluşturduğu ve ilk aşkını onda .tattığı kabul edilirse Freud teorileri de mantıklı görünür. Psiko-duygusal gelişim bir engele rastlamazsa, bu sevgi daha sonra karşı cinsten olan ebeveyne yönelir. Biyolojik açıdan testis ve yumurtalıkların tüm bir yaşam boyunca hem erkek (androjen), hem de kadın (östrojen) hormonları salgıladıkları bir gerçektir. Kişinin cinsiyetine göre, bu hormonların miktarları değişecektir “Platon’un anlattığına göre insanlığın başlangıcında erkek ve kadınlardan başka bir de, hem kadm hem de erkek olan eksiksiz bir insan türü daha vardı. Bu yaratık tanrılara karşı geliyor, fakat yapısı onu yenilmez bir hale sokuyordu. Tanrılar, bu duruma bir son vermek için insan ırkını ikiye bölmeye karar verdiler. O zamandan beri eksikliklerine hâlâ alışama-yan bu parçalar, birbirlerini arar dururlar. İşte aşk budur, eksik yarısını bulan her kişi mutluluğu elde edecektir.” (Alexandre Maupertuis, Hıristiyanlıktan Önce Zevk ve Seks. Kutsal erotizm, 1977)

Belki, eğitim, kültüre! ve sosyal baskılarm insanı sadece karşı cinsten kişilerle kurulan ilişkileri kabule zorladığı ve diğer bütün cinsel iletişimi anormal olarak gösterdiği bir gerçektir.

Belki insanın ilk anda, kendi cinsiyle olabilecek ilişkilerden uzak durmak istemesinin sebebi yaşamı devam ettirme ar-< zusundan kaynaklanmıştır. İkinci etapta, bir aile ve bir devlet kurma yolundaki buyruklar ortaya çıkmış ve insan bunlara uyarak bolluk, kalıcılık ve huzur, aynı zamanda güç ve zenginlik sahibi olacağına inanmıştır. Yaşam alanım genişletmek, huzur, mutluluk ve refahım sağlamak için bir evlilikten daha güzel ne olabilir?

G.Zvvang’a göre, sünnet ve klitorisin alınması gibi operasyonlar her insanın özünde bulunan çifteinselliğe duyulan kinin birer belirtisidir.

Bu tür uygulamalar genellikle ergenlik zamanına denk getirilir. (Yalnız Afrika’da bazı toplumlar, kız çocukların klitorislerini çok daha önce alırlar.) Böylelikle, sanki cinsel farklılıklar minimuma indirilmeye çalışılmıştır.

Batı toplumlarında kız ve erkek çocukların bazı “Oyun”larına göz yumulmakla birlikte, ahlak kurallarının tanıdığı zaman sınırının (kızlarda adet görülmesi, erkeklerde ise sesin kalınlaşması) aşılması hiç de hoş karşılanmaz ve o zaman bu çocuklar birer anormal ve hatta sapık olarak görülürler.

Diğer taraftan, bu tür erotik oyunlara kız çocuklarda daha müsamaha gösterilir, erkek çocuklarınki ise ‘yoldan çıkma’ eğilimi olarak tepkiyle karşılanır. Bunun sebebi ise iki genç kız arasındaki oyunların genelde tehlikeli bir şekil alamayacağı inancıdır: Kız çocuklarına evlilik öncesi aşk hakkı tanınmaması ve bir tür garanti olarak kızlık zarının dokunulmamış bir şekilde korunması ve iki kadın arasındaki ilişkinin bu engele zarar veremeyceği kanısı bu durumu doğurmuştur. İki kadm arasındaki aşk oyunlarının bir erkek için çok heyecan verici olduğunu ve erotik edebiyat ve sinemaya konu olarak çok sık kullanıldığını da belirtmek gerekir.

Bununla birlikte, kadın ve erkek cinsel organlarını gösteren resimlere baktırılan kişiler -cinsiyetleri ne olursa olsun- aynı reaksiyonları göstermiş ve aynı şekilde uyarılmıştır. Aralarındaki fark, gösterdikleri tepkinin yoğunluğudur.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!