Bir Yazın Tarihi (Halit Ziya Uşaklıgil)

Tarih: 6 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Okunma: 3.354  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Kitap Bilgileri

 

Adı: Bir Yazın Tarihi
Yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil

 

Özet

 

Hasan , üniversiteden mezun olduktan sonra taşrada görev yapmaya gitmiştir . Dört yıl taşrada mühendis olarak çalıştıktan sonra , bu denli çalışmanın verdiği yorgunlukla İstanbul ‘daki uzun zamandır görmediği akrabasının evine gitmeye karar verir . Akrabasının evine gittiğinde karşılaştığı manzara ile bir anlamda şok olur. Evde beş tane genç kızla karşılaşır. Bunların ikisi akrabasının kızı diğerleride uzaktan akrabalarıdı. Onları en son üniversiteden sonra görmüştü. Sadece küçüklüklerini hatırlıyordu. Şimdiyse hepsi birer genç kız olmuştu. Bu genç kızların isimleri Nevin, Güzin,Aliye,Samiye,Meliha’dır. Bu kızların hepsininde huyları ve görünüşleri farklıdır. Hasan eve geldikten sonra hepsi ona karşı yabancılık duymadan odasını hazırlamasına yardımcı olurlar . Hasan ‘ın gözüne evde ilk takılan şey bütün kızların neşe içinde cıvıl cıvıl olmalarına rağmen Meliha’nın çok sessiz ve suratında sürekli bir ağlama ifadesinin bulunmasıydı.Meliha’nın suratı her zaman solgun ve mutsuzdu.Meliha kızların en büyüğü olmasına rağmen sanki onların en küçüğüymüş gibi duruyordu.

Hasan tatilini uzattıkça kızlarla muhabbeti iyice geliştirir ve kendini çok farklı hissetmeye başlar . Kendini aşık hisseder fakat hangisine olduğuna karar veremez. Hasan iyice kendini çok zor durumda hissetmeye başlamıştır, ne yapacağını tam olarak bilememektedir.

Bazen kızların gece eğlencelerene katılmaktadır. Bu gecelerde bazı kızlar çalmakta bazıları ise söylemektedir. Hasan’ın ilgisini ise Meliha’nın çaldığı ud çekmiştir. Gerçekten de Hasan ud müziğinden çok hoşlanıyordu.Meliha’nın da bu eğlencelere katılmasına çok sevinmiştir.Fakat Meliha hiç de mutlu görünmüyordu.Bu durum ise Hasan’ı çok üzüyordu. Hasan sürekli olarak Meliha ile konuşmaya çalışsada Meliha Hasan ‘dan sürekli kaçmaktadır.

Hasan sonunda bu kızlardan kime aşık olduğunu bulur. Bu kız Meliha’dır. Artık onu sürekli olarak göz hapsinde bulundurur . Fakat Meliha o sararmış , ağlamaklı suratı ile Hasan’dan sürekli olarak kaçar.

Bir gece kızlar Meliha ‘nın hasta olduğunu söylerler. Hasan koşarak Meliha’nın odasına çıkar. Meliha her zaman ki gibi solgun haliyle, yatakta yatmaktadır.Hasan bir an cesaretlenerek ona “seni seviyorum” der. Meliha bundan hoşnut olmasına rağmen onu mutlu edemem, hastayım düşüncesi ile evden bir an önce gitmesini rica eder. Hasan da bu ricayı kırmayarak , kalbinde derin bir yara ile evi terk eder .

Ana Fikir

 

Karşımıza çıkan her kişiyi sevgili olarak algılamamalıyız. Gerçek sevgiyi doğru kişide ve doğru zamanda bulmak için beklemeliyiz.

Şahıslar ve Olaylar

 

Hasan: Yirmi beş yaşlarında ,üniversite mezunu bir mühendistir. Duygulu, içine kapanık fakat gerektiğinde çok iyi ilişkiler kurabilen birisidir.

Güzin: Sarı saçlı , ela gözlü , sinirli ve huysuz bir kızdır.

Nevin: Kumral ,ela gözlü ve hırçın birisidir.

Aliye: İnce uzun boylu , iyi huylu birisidir.

Samiye: Kısa , biraz şişman bir kızdır.

Meliha: Uzun boylu ,iyi huylu bir kızdır.

Yazar

 

Halit Ziya Uşaklıgil, 1867′de İstanbul’da doğdu. 23 Mayıs 1945′te İstanbul’da yaşamını yitirdi. “Uşakizadeler” olarak tanınan İstanbullu bir aileden Hacı Halit Efendi’nin oğlu. Fatih Askeri Rüştiyesi’nde öğrenime başladı. Babasının işleri bozulunca ailesi İzmir’e taşındı. İzmir Rüştiyesi’ne girdi. Özel Fransızca dersler aldı. Avusturyalı Katolik rahiplerin yönettiği Mechitariste Okulu’na devam etti. 1884′te son sınıftan ayrılarak babasının ticarethanesinde çalışmaya başladı. İzmir Rüştiyesi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Osmanlı Bankası’nda çalıştı. İzmir İdadisi’nde Fransızca ve edebiyat dersleri verdi. 1893′te İstanbul Reji İdaresi’nde Başkatip oldu, İstanbul’a taşındı. 2′nci Meşrutiyet’in ilanından sonra reji komiserliğine getirildi. Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) Batı edebiyatı ve estetik dersleri verdi. 1909′da İttihat ve Terakki’nin önerisiyle Mabeyn Başkatibi oldu. 1911′de Meclis-i Âyan üyeliğine seçildi. Daha sonra üniversiteye döndü. Siyasi görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya’ya gitti. İttihat ve Terakki’nin iktidardan düşmesinden sonra Reji İdaresi Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Cumhuriyet’ten sonra Yeşilköy’deki yalısına çekildi.
Edebiyat yaşamına çeviriler ve şiirle başladı. İzmir’de 1884-1885 arasında Nevruz dergisini, 1886′da Hizmet gazetesini çıkardı. 1896′da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katıldı. Servet-i Fünun dergisinde kendisine büyük ün sağlayan romanları tefrika halinde yayınlandı. 1901′de yazarlığı bıraktı. İkinci Meşrutiyet’ten sonra tekrar yazmaya başladı ama 1923′e kadar bunları yayınlamadı. İzmir’de yazdığı ilk kısa romanlarda acıklı, duygusal bir anlatımla karşılıksız sevgiyi konu aldı. 1895′te yayınlanan “Mai ve Siyah” romanında aşk serüvenleri ikinci planda kaldı. Şairler, gazeteciler, yazarlar, yayıncılar arasında geçen olaylar çerçevesinde o dönemin basın dünyasını anlattı. 1925′te yayınlanan “Aşk-ı Memnu” ilk büyük Türk romanı kabul edilir. Sağlam bir kurgusu ve tekniği olan bu romanda, genç ve güzel bir kadının, zengin ama yaşlı kocasına sadık kalma kararına karşın, elinde olmaksızın yasak bir aşka sürüklenmesi, olayın psikolojik nedenleri üzerinde de durularak gerçekçi bir yaklaşımla anlatılır. Romanda olay, kişiler arasındaki maddi ve manevi bağlantılarla ustaca örülmüş, hareket, betimleme ve ruh çözümlemeleri ölçülü ve dengeli olarak işlenmiştir.

Eserleri

 

Roman

  • Nemide
  • Bir Ölünün Defteri
  • Ferdi ve Şürekası
  • Sefile
  • Mai ve Siyah
  • Aşk-ı Memnu
  • Kırık Hayatlar
  • Nesl -i Ahir

Hikaye

  • Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası
  • Bir Muhtıranın Son Yaprakları
  • Nakıl
  • Bu Muydu
  • Heyhat
  • Küçük Fıkralar
  • Bir Yazın Tarihi
  • Solgun Demet
  • Bir Şi’r-i Hayal
  • Sepette Bulunmuş
  • Bir Hikaye-i Sevda
  • Hepsinden Acı
  • Onu Beklerken
  • Aşka Dairdi
  • İhtiyar Dost
  • Kadın Pençesi
  • İzmir Hikayesi
  • Kar Yağarken

Oyun

  • Firuzan
  • Kabus
  • Fare

Hatıra (Anı)

  • Kırk Yıl
  • Bir Acı Hikaye
  • Saray ve Ötesi

Gezi Yazısı

  • Almanya Mektupları
  • Alman Hayatı

Deneme

  • Sanata Dair

Mensur Şiir

  • Mezardan Sesler
Afşın Karakozanlı
Afşındır, delidir; ne yapsa, yeridir. Sevecendir, pek umursamaz; ama bir o kadar da haylaz. Derken efendim, hatır bilir, gönül sayar; ilgi alanıdır bilgisayar. Tabii, sadece bunlar olmaz kâfi; bazen neşeli bazen de kederli. Biraz ırkçıdır biraz deli; uykusuz geçmez geceleri... Art ardına dizerken dizeleri; sormayın ne kadar düşünceli. Öyle sevmez, sevemez her şeyi; o yüzden derler "ipe sapa gelmez biri". Diyen desin, söyleyen etsin, tutan yapsın; işte budur Karakozanlı Afşın.
   
Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.

*

  Yukarı çık!