Bebek ve Bebek Sevgisi

bebek sevgisiGeç oral devre ikinci altı ayla başlar. Emmenin yerini yavaş yavaş ısırma alır. Bebek ısırmaktan zevk alır. Dişlerin çıkmaya başlaması ve bunun getirdiği gerginlik onu gitgide daha çok ve özellikle anne memesini ısırmaya iter: Ama, her an onun ağzından çekilebileceğini hisseden bebek, memeyi ısırmadan emmek gerektiğini anlar. Sütten kesme zamanı da yaklaşmıştır. Dolayısıyla çevredeki davranışlar ne kadar uyumlu olursa olsun, bir çatışma kaçınılmaz olur. İlk dişlerin verdiği acı, anneye duyulan kızgınlık ve kendi problemlerini halletmekte yetersiz kalması, bebeği, annesiyle olan bütünlüğünün gitgide bozulmakta olduğunu hissettiği, karmaşık bir ortama iter. Anneyle kurabileceği en derin ilişki -ısırmak- onu yaralayacaktır. Bebek, kendini ısırmaya iten dürtülerle savaşarak, onu hem memeden hem de sevgiden yoksun bırakacak ayrılıktan kaçmaya çalışır. Böylelikle, emmeyi hem isteyip hem istemeyen bebek, çelişkili bir kişilik içindedir. Narsisizim’in yani kendini beğenmenin de ortaya çıktığı bu devrede, bebek kendi vücuduna karşı gittikçe artan bir ilgi duyar. Biberonla beslenen çocuk da aynı devreleri geçirir, emzik ve biberonlar onun için aynı besin ve sevgi kaynağıdır.

İki-üç yaşla” arasında “sadık-anal” devre başlar. Am:s civarındaki uyarılmalar libido tatmininin esasını oluşturur. Dışarı boşaltabileceği veya tutabileceği dışkılar, sevilebilecek veya nefret edilebilecek çift kişilikli nesneler haline gelir. Dışkı çocuğun sahip olduğu ve üzerinde egemen olabileceği tek şeydir; çünkü tümüyle kendi vücudundan çıkar ve ancak onun tarafından yok edilir. Burada bir kere daha zarar verme dü. tüsünü görebiliriz. Çocuğa verilen temiz!ik eğitimi böylelikle aileye karşı gelmek için kullanılabileceği bir vasıta haline dönüşebilir.

Üç ile beş yaş arasında “fallik” devre ortaya çıkar. Dikkat, cinse! organlar üzerine yönelir. Çocuk, gerginlikleri gidermenin yolunu mastürbasyonda bulur; büyüklerin aşk hayalarından esinlenen ve yakın çevreyle özdeşleştirilen hayaller geliştirir. Oedipus kompleksi burada işe karışır, küçük çocuğun hayatının ilk kadını olan annesine duyduğu sevgi, giderek artar ve farkında olarak ya da olmayarak mastürbasyon sırasında kurulan hayallerle birleşir. Babasını da saven ve kendini onunla özdeşleştiren çocuk, aynı anda ondan, annesinin üzerinde :ahip olduğu ayrıcalıklar yüzünden nefret îder. Mesela annenin yanında uyumak, genelde ona yasaklanmış olup, babanın sahip olduğu bir haktır. Eğer babası onun bu düşüncelerini, annesiyle ilk zamanlardaki beraberliği tekrar bulabilmek için babayı yok etme ve öldürme isteğini an ayacak olursa onu cezalandırmaz mı? Ve bu ceza iğdiş edilmekten başka ne olabi ir? Gerçekte çocuğun en büyük korkusu budur ve penisini korumak amacıyla, annesinin üzerindeki hakimiyetinden de vazgeçer.

K’Z çocuğu, daha karmaşık yollardan geçer. Önce tüm sevgisini yönelttiği anneden vazgeçip babaya döner. Bunun sebebi annesinde o duğu gibi, kendisinin de penisi olmadığını anlayınca, babaya yaklaşarak bir tane edinebileceği ümidine kapılmasıdır. Fakat bu isteğinin imkânsızlığını anlayınca bu defa babasından bir çocuk ister. Erkek çocuk için anneden vazgeçerek ileride cinsel ilişki için yeni bir arkadaşa yönelmek; kız çocuk için ise önce anneden vazgeçmek, sonra babadan bir çocuk istemek ve daha sonr;1. bu çouğu bir başkasıyla yapabilmeyi kabullenmek, Oedipus kompleksinin çözümlenmesi için geçirilen safhalardır.

Fallik devreden sonra, altı yaş ile ergenlik arasında çocuk bir durgunluk devresi yaşar. İtici da ranışlarda büyük bir azalmanın görüld. ğü bu devrede ilk zamanlardaki davranış bozuklukları ve sapık eğilimler unutulup yerini ahlak kurallarının uygulanmasına bırakır. Ergenlik sırasında, çoğalan dürtüler, terbiye ve ahlak kurallarının oluşturdukları engelle karşılaşır. Çocukta cinselliğin gelişmesini belirlemiş olan eğilimler tamamıyle kaybolmadan belirli bir aşama sırasına göre düzenlenir ve böylece cinsel birleşme ve ‘üreme’ devresi balar.

Kişinin psiko-seksüel gelişmesinin tam olabilmesi için her dönemi tümüyle ve zamanında yaşamış olması ve Oedipus kompleksinden de arınmış olması gerekir. Bir devreden diğerine zamansız bir geçiş ya da gelişim sırasında önceki dönemlerden birine dönüş, birtakım dürtüsel saplantılara yol açar. Ve o dönemleri belirleyen eğilimlerin de yeniden ortaya çıkmalarına meydan verir. Çeşitli nevrozların ve kişinin ilerki cinsel yaşamını belirleyecek olan davranışların oluşmasının başlıca sebebi de budur: Öpüşmeye, emmeye verilen önem, oral döneme olan bağlılığı; şiddete duyulan ilgi, acıdan alınan zevk sadik-anal devreye olan bağlılığı gösterir.

İnsanın tüm cinsel hayatı, geçirmiş olduğu çocukluk devresi ile çevresi arasındaki karmaşık ilişkilerin etkisi altındadır. Hayvanın aksine, insanoğlu her cinsel iliş . kiye neslini devam ettirme amacıyla girmez. Bunun için insan ilişkiye biyolojik ihtiyaçları, ruhsal istekleri, kültüre! değerleri ve geçmiş değerleri ile yaklaşır.

  1. halil
    25 Nis, 2014 - 01.04 | #1

    Kardesim sende kisilik bozuklugumu var ne bicim kurgulamissin kafandakileri.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!