Batı Türkistan Türkleri

batı türkistan türkleriOrta-Asya, insanlık tarihinin kültür beşiği, Türk anavatan taşmasının ilk yerleşme menzili ve medeniyet merkezidir. Ecdat Türk, çok eski çağlardan bu yana, burasım vatan edinmiş, yerli kültür yapıcılığında ve kuruluşunda uhdesine düşeni eksiksiz yapmıştır. VI – VIII. yüzyıllarda, Orta – Asya mukadderatını elinde tutan büyük Gök -Türk devleti, sahipliğini yaptığı Batı-Türkistan Demirkapı’sı ile, dillere destan olmuştur. Türkü Ergenekon’a götüren, sembolik kurt da aslen bu iklimden olup, eski Türk tanrılarından sayılmıştır. Türk medeniyetinin manevî kültür mahsullerinden olan Dede Korkut’lar, Manas’lar, Alpamış’lar hep bu saha da doğmuş, beslenmiş, Türklüğün mazisini yaymış ve yaşatmıştır. Bugünkü yaygın Türk dünyasının manen ve maddeten bağlandığı öz vatandır.

Jeopolitik durumu ile Batı-Türkistan, büyük yollar kavşağı ve çeşitli dil, kültür ve medeniyetler tesiri merkezinde bulunması hasebiyle milletler tarihinde önemli rol oynamıştır. Hattâ VII.-XII. yüzyıllar arası Maveraünnehir’le Horasan eyaletleri, Türklüğün siyasî tarihi bakımından olduğu kadar, kültür ve medeniyetler gelişmesi bakımından da çok büyük bir değer taşımıştır. Bu iki coğrafî bölge adı altında asıl kasdedilen saha, Seyhun ırmağı ve Horasan dağları ile Hindistan arasındaki geniş bölgedir. Ceyhunla Hazar denizi çevresi de bu büyük bölge içerisine rahatça alınmaktadır.

Saha, tarihî mukadderatına boyun eğerek, çeşitli dinli ve dilli milletlere geçit yolu vermiş, medeniyetler çarpışmasına sahne olmuştur. Fakat tarih boyunca Türklüğünden hiçbir şey kaybetmemiştir. Bilâkis Arap istilâsı Türklerce burada durdurulmuş, bölgenin ve halkının İslâmlaşması, Türklerin bu dine girmelerine bağlı kalmıştır. Hattâ İslâm dünyası hâkimiyetini ele alan Türk-ler, burasını siyasî sıçrama ve atlama merkezi olarak kullanmışlardır.

Kısacası, Türk dünyasının genişlemesin ve medeniyetinin milletler kültürü arasında sağlamlaşmasında, Orta-Asya’nın tarihten silinmez, çok büyük bir değeri ve himmeti olmuştur. O kadar ki, Türk, mazisi ile, kültürü ile, dili ve sairesiyle hep buraya bağlı kalmış, Harezm, Buhara, Hive. Yedi-Su, Merv. Semerkant, Hokant dememiş, hepsine Türklük damgasını, bir daha silinmemek üzere basmıştır. İşte bin yıldan bu yana dertli başını Tiyan-şan’lara yaslayan, gövdesi ile bütün Batı-Türkistan’ı kaplayan, ayak uçlarını Türkmen bozkırlarına dayanan bu tarihî azametli Türk devleti, Rus istilâsına uğrayınca, başı Kırgızistan’a, gövdesinin bir kısmı, güya Türk değilmişlermiş gibi Tacikistan’a, ayakları Türkmenistan’a ayrılmış, bu suretle heybetli Türk istiklâl heykeli, maalesef yaralanmıştır. Ameliyat cidden çok uğursuzca olmuştur. belçika

Halbuki Rusya esiri ve mahkûmu milletler arasında, en geç esarete boyun eğeni mağrur Orta-Asya Türklüğü olmuştur. Uzun mukavemet ve dayanmasına rağmen, nihayet Çarlık Rusyası ordusu tarafından kuşatılarak, parça parça Rusya’ya eklenmiştir. Eşit olmayan kuvvetler arasındaki Türke has bu ölüm dirim savaşları sonunda: 1864’de Türkistan, Auliya-Ata, Çimkent; 15 Haziran 1865’te Taşkent; 1866’da Hocent, Ura-Tepe; 1868’de Kette-Kurgan: 1873’de Hive hanlığı ile Buhara tâbi devlet olarak, Rusya’ya ilhak edilmiştir. Bu iki son hanlıktan Buhara 1920’de bir aralık Sovyet Cumhuriyeti ilân edilmişse de, 1924’de derhal ilga edilmiştir. Bir kısım arazisi Türkmenistan’a, bir kısmı Özbekistan’a, bir kısmı da Tacikistan’a verilmiştir. Fakat Çarlık ve Sovyet Rusyalarının Batı-Türkistanına karşı yürüttüğü parçala ve hâkimiyet sür politikasına, hiç bir vakit Türkistan Türkü boyun eğmiş değildir. Aksine emsaline az rastlanan tarihî mücahitlik ve kahramanlıkları ile, Rusya istilâsına karşı direnmiş, yıllar boyunca savaşmış, herbir karış anavatan toprağını müdafa etmiştir. Türkistaıı-Rusya savaşlarından Türk milletine aziz hâtıra olarak kalan yiğitler arasında, “Orta-Yüz” hanlarından Abılay’m ahfadından ünlü mücahit Kinesarı’nın oğlu Sıddık-Töre de bulunmaktadır. Rus tarihçisi N. .Y Pavlov’un tavsifine göre, Sıddık-Töre: “Rus kıtalarının Türkistan seferlerinde Hokant, Buhara ve Hive ordulariyle savaşlarında bizim en büyük düşmanımız olmuştur. Sultan Sıddık, Turan’ııı en büyük şahsiyetlerinden biridir. Bu bozkır evlâdı ana sütü ile birlikte bize karşı olan düşmanlık hissini de emmiş” bir kişi olmuştur. Şahsiyetinde topladığı şövalyelikle, Türkmen ve Kırgız-Kazak süvarileri kumandanhğını da uhdesine almıştır.

Ruslara karşı istiklâl mücadelesinde, millî mücahit ve kahramanlardan asla yoksunluk çekmeyen Türkistan Türkleri içerisinde Sıddık-Töre’nin helâl yiğitlik sütünden emen diğer Abdürrah-man Aftabâcı, Polat Han, Evez Murat, Tıkma-Serdar, Yakub Bek, Alimkul vb. gibi, düşmanın bile takdir ettiği ölmez şahsiyetler de vardır. Her biri de ordu kadar kuvvetli imanlı ve inançlı mücahit-idiler. Halk arasında yarattıkları şöhret Rusya’yı bile çileden çıkartmış olacaktır ki, Türkistan fatihi Rus Generali Skoblef, Tıkma- Serdar’m halk arasında kasanmış olduğu şöhretten tiksinerek: “Orta – Asya’da ve islâmlarla olan harplerde, biri için ad yaratmak – Şöhret sahibi olmak kadar tehlikeli bir şey olamaz. Şâmil, Kadı Molla, Abdülkâdir, Nene Sayıp, Alimkul, Abdurrahman Aftâbacı gibi. Bu eski hataları biz de mi tekrarlayacağız? Tıkma-Serdar adı artık bahis konusu olmamalıdır. Bu adı anmak resmen yasak edilmelidir”, şeklinde halka emirler vermiştir. bulgaristan

Batı-Türkistan istiklâl mücadelesi, Sovyet Rusya istilâsına karşı da aynı şiddetle devam etmi§tir; Hattâ Rusya boyunduruğu altına girdikten sonra bile, millî mücadele aşkı bir türlü dinmemiş, içte “Basmacılık”, dışta millî istiklâlcilik harekâtı ile, mahkûm Türk halklarına örnek olmuşlardır. Batı Türkistan bu suretle, millî Türk kültürü sahasında olduğu kadar, Türk milletinin müstakil ve hür yaşaması yolunda da, ecdat geleneğine uymuş, vurmuş, vuruşmuştur. kültigin yazıtları

1920 yılı Rusya iç ihtilâli sonunda, idareyi ele alan komünist idaresi, kendi Rusya iç idare taksimatı plânı üzerine Batı-Türkistan’ı parçalamış, Kazaklar, Karakalpaklar, Özbekler ve Kırgızlar sözde muhtar ayrı ayrı bölgelere ayrılmıştır.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!