Başkurtlar ve Ruslara İsyan Edişleri

başkurt isyanları, rus mücadelesiBu durum eski kabile yapısının korunması demekti. Böylece Batı ve Orta Başkurdistan tamamen Rus hakimiyetine geçti. Kalmuk Hanı Ayuka Han da (1672-1739) Rus hakimiyetini 1673 yılında kabul etti. Bu durum ise doğu ve Güney Başkurdistan’da da Rus hakimiyetini kaçınılmaz hale getirdi. Rus hakimiyetinin girmediği tek Başkurt bölgesi Kazak Hanlarının idaresindeki Güney Doğu Başkurdistan kalmıştı.

Kazak Küçük Ordu Hanları da 1732 yılında Rus hakimiyetini kabul edince Başkurdistan’ın son parçası Güneydoğu Başkurdistan da Rus hakimiyetine geçmiş oldu.

Başkurdistan’da Rus Hakimiyeti

Ruslar kendi hakimiyetlerini bir yandan kurdukları kalelerle diğer yandan getirdikleri Rus göçmenlerle sağlamlaştırmaya çalışıyorlardı. Tatar ve Başkurt Mirzalara da Rus unvanları vererek onları kendilerine bağlamaya özen gösteriyorlardı. Rus rütbeleri alan Başkurt Mirzaları, Rus hakimiyetini tanırken Başkurtların kendi milli ve toprak yapılarının bozulmaması şartını ileri sürerek kabul etmişlerdi. Halbuki Rusların hiç ara vermeden buraya göçmenler getirmeleri, yeni kaleler inşa etmeleri, Rus nüfusun çoğunluğu elde ederek, buraları Rus topraklarına çevirme niyetlerinin çok açık göstergesiydi. Başkurtlar ise bunun kendilerinin yok olmaları anlamına geldiğini görüyorlardı.

Bu gelişmeler Başkurdistan’da Rus hakimiyetinden kurtulma ve bağımsızlık arayışlarını kuvvetlendirdi. Bağımsızlık tutkusu Başkurtların asırlar sürecek mücadelelerinin mihenk noktası oldu. Rus hakimiyetindeki hiç bir halk, işgale karşı tepkisini bu kadar açık ve kararlı koyamadı. Başkurtlar, adeta hemen her nesilde Rus işgaline isyan ettiler. Bir isyan bastırıldı, kılıçtan geçirildiler; yeni bir nesil geldi, tekrar isyan ettiler. Başkurt tarihinde adeta her neslin bir isyanı vardır. Bu isyanların çokluğu Rus tarihçisi Dubrovin’e Başkurtlar için “doğuda Rusların en dehşetli düşmanları” ifadesini kullandırttı.

Başkurtlar isyan hareketlerinde güneylerindeki Kazak Hanlığı’ndan büyük destek gördüler. XVIII. asrın ikinci yarısında Kazak Hanlığı da Rus hakimiyetini kabul edince Başkurtların destek yolları kapandı ve isyan hareketleri de yavaşladı. Hatta bu dönemde Kazak hanını Osmanlı Devleti’ne “kuzeyimizde ehli sünnetten, Başkurt halkı yaşamaktadır. Rusların eline düşmüşlerdir. Bu halkın, Rusların elinden kurtarılması için işbirliği ve destek” teklif eden mektubu Osmanlı arşivlerinden çıkmıştır. Osmanlı ise buradaki olaylarla Kırım Hanlığı aracılığıyla ilgilenmekteydi. Hatta 1678 yılında başlayan Çihin (Çigirin) seferinde Osmanlı ordusu, Kırım hanının birlikleriyle birlikte Rusları yenmelerinden sonra Osmanlı İmparatorluğu kuzeyle ilgili meseleleri Kırım hanına bırakmıştı.

Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat, Başkurtları ve isyanları şöyle değerlendirmektedir: “Ural sahasında Başkurt Türkleri, benliklerini daha iyi muhafaza edebilmişlerdir. Bunlar Türkistan’a yakınlıkları sebebiyle Türk dünyası ile münasebetlerini devam ettiriyorlardı. Yarı göçebe Başkurtlar mükemmel süvari ve okçu idiler. 1574 yılında Başkurt ilinin tam ortasına düşen Kara İdil’in Akidil nehrine döküldüğü yerde kurulan Ufa şehri Rus hakimiyetinin dayanak yeri olmuştu. Buraya gelen Rus memurları, askerleri ve köylüleri Başkurtların arazilerini gasp etmekte ve her geçen yıl Başkurt toprakları Rusların eline düşmekte idi.

Aynı zamanda yine bir yük olan “yasak” (vergi) kondu. Rusların kötü idareleri, voyvodaları ve Rus memurlarının aç gözlülükleri nihayet Başkurtların silaha sarılmasına mucip oldu.”… “Rusların yolsuz hareketleri Başkurtların, yalnızca maddi menfaatlerini değil, dini duygularını da rencide ediyordu. Önceleri ayrı Rus karakollarına baskın şeklinde yapılan çete hareketleri gitgide, büyük bir ayaklanma mahiyeti aldı.

Ufa çevresindeki Başkurt arazilerinin mevcut ahkama aykırı olarak Ruslar tarafından zapt edilmesi üzerine 1645’te Başkurtlar kitle halinde ayaklandılar. Bu arada Menzele Kalesi’nin inşasının başlaması da olayların tuzu biberi oldu. Başkurt kuvvetleri Menzele’ye kadar ilerlediler fakat ateşli silahlarla teçhiz edilen Rus askerleri tarafından püskürtüldüler. Bu ayaklanma çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Fakat Başkurtlar arasında sükunet hasıl olmadı”. Bu isyanlara ilk dönemde Mansi ve Udmurt halkları da iştirak ettiler, son dönemde ise Çuvaşlar etkin olarak katıldılar. Tatarlar ise isyanların başından sonuna kadar içindeydiler.

Sayet Batır İsyanı

Başkurtların Rus hakimiyetine karşı ilk büyük ve ciddi hareketleri, 1661 yılında Sadır Oğlu Sayet (Seyit) Batır veya Sayet Yegefer Batır liderliğinde Batı Başkurdistan’da başladı. Sayet Batırın gayesi Rus hakimiyetine son vererek Tura Hanlarının hakimiyetini yeniden kurmaktı.

Sayet Batır isyanı çok iyi planlanmıştı. Bir yandan Kazak Hanlığı’nın desteği alınmış diğer yandan Küçüm Han’ın oğullarıyla güç birliği yapılmıştı. Rus kaynaklarında isyanın başında ve sonunda hareketin lideri olarak Sayet Batırı ortalarında ise Küçüm Han’ın oğullarını göstermektedirler.

| « Önceki Sayfa « | | » Sonraki Sayfa » |

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!