Başkurt Türkleri ve Tarihi

başkurt türkleriSayet Batır, 1661 yılında Rusların, Akidil ve Kama nehirlerinin doğusundaki bütün kalelerini tamamen yok etti ve kendi hakimiyetine aldı. 1662 yılında Moskova, ona karşı Yazikov komutasında kuvvetli bir ordu gönderdi. Yapılan savaşlarda Sayet Batır, Rus ordusunu yendi. 1663 yılında Moskova General Zelenskiy komutasında, çok sayıda Don, Ural ve Ukrayna Kazaklarıyla desteklenmiş büyük bir ordu gönderdi. Girilen mücadelede Başkurt birlikleri yenildi iseler de hareket durmadı.

Rus ordusunun Kazan komutanı Kurakin, 1663 yılında Doğu Başkurtlarını, “isyancılar ve Kalmuklarla birleştiler” diyerek Kazan yakınlarına zorla iskan etmek istedi. Bu sırada Orta ve Kuzeydoğu Başkurtları Katay ve Barın kabileleri, Ufa Tatarları ve Tura şehzadelerinin birlikleri Kalmukların da desteğini alarak bütün Başkurdistan’ı ayağa kaldırdılar. Bağımsızlık hareketi bütün ülkeye yayılmıştı.

Kalmuklar ve Edisan ile Altı Ul Nogayları da askeri birlikleriyle harekete katılmışlardı. Batı Başkurtlarının Reisi Devletbirze oğlu İmemet de güçleriyle beraber gelince bütün birlikler, Ufa şehrine hücum ettiler ve etraftaki Rus köylerini bastılar. Ufa kalesi alınamadı ancak kalede rehin tutulan (amanatlar) ve birkaç Yurmatı Başkurt kabilesinden başka Rus hakimiyetini tanıyan Başkurt kalmadı.

Başkurtlar ise “amanat” olayını kabul edilemez sayıyorlardı. Bazı Başkurt Mirzaları Ufa Komutanı Prens Volkonskiy’e amanat’larla ilgili 16 Kasım 1663 tarihli bir mektup gönderdiler. Türkçe yazılan mektupta şöyle deniyordu:

Ulu Padişah Han Aleksey Mihayloviç; bizden hangi iyiliği bekler? Eskiden böyle amanat almıyordu. Şimdi padişah bize köleleri gibi davranmak istemediğini göstermek istiyorsa bizim amanatları geri göndersin. Bize elçiniz geldiğinde biz onları tutuklamadık, geri gönderdik. Siz ise bizim elçilerimizi amanat ediyorsunuz” Bu gibi mektuplara cevap alınamayınca savaşlar yeniden başladı.

Sayet Batı’rın başlattığı bu hareketin liderliği bu dönemde Küçüm Han’ın oğulları tarafından sürdürülmektedir. Küçüm Han’ın oğlu Sıuak’ın oğlu olan Devlet Giray Sultan bu liderlerdendi. 1661 yılında Kırım Hanları ile ilişki kurarak yardımlarını istemişti bu aynı zaman da Osmanlı’nın da yardımını istemek anlamına geliyordu. Devlet Giray Sultan Tabın ve Katay Başkurtlarını da komutasına alarak Batı Urallarda Köngür nehrine kadar ilerleyip oradaki Rus yerleşim yerlerini yok etti.

Devlet Giray Sultan buralarda savaşırken Kese Sultan da 1662-1664 yıllarında sürecek olan hareketini Kuzey Başkurdistan’ın Sibirya ve Usa Yolu civarından başlattı. Kalmuk Prensi Dayçi ve damadı Ayuka, Kese Sultana katılmışlardı. Kese Sultan’ın birlikleri arasında Sibirya’da yaşayan Kırgız-Kazaklar da vardı. Bu savaşlarla Kırım vasıtasıyla Türkiye de ilgileniyordu.

Moskova, 1662 yılı yazında Kazan Valisi Prens Volkonskiy ile Prens Çerkaskiy komutasında çok sayıda asker gönderdi ve Batı Sibirya’daki Rus askeri birlikleri de Başkurdistan’a yöneltildi. Batı Sibirya birlikleri İrtiş gölü civarında Başkurt askerlerini yendiler ancak Nogay yolunda Kese Sultan ve Kazan Yolu mevkiinde Sarı Mergen ve Usa yolunda Kiley Tenekey oğlu Eteges ve Bikey Toktamış oğlu komutasındaki birlikler Rus askerleriyle savaşarak Batı Başkurdistan’ı başarıyla savundular.

Batı Sibirya ve Ufa Tatarları da Kese Sultan’ın birliklerinin içinde savaşıyorlardı. Ama bir yıl sonra 1663 yılında Ruslar birkaç yönden birden Başkurtlara saldırdılar. Faciayla karşı karşıya kalan Nogay Yolu Başkurtları 1663 sonu ve 1664 yılı ilk aylarında Moskova’ya heyet gönderip itaatlerini bildirdiler.

Kese Sultan Ufa’yı çember içine alıp kuşattı ise de başarılı olamadı. Ancak Çar bu hareketler sonunda Başkurt topraklarını zorla alamayacağını anladı ve bölgeye Rus göçünü durduracağına dair söz verdi.

Bu söze rağmen Nogay yolundaki Birsk Kalesi’nin inşaatı ve tuz fabrikasının yapımı devam ediyordu. Bu durum hareketi tekrar canlandırdı. Bu arada Kese Sultan Başkurtlar tarafından Han ilan edildi. 1664-67 yıllarındaki mücadeleye Kese Sultan’la birlikte kardeşi Abuğa liderlik ediyordu. Kese Sultan Han tekrar Kırım ve Türkiye ile ilişkiye geçti ve Kalmuklarla da birleşerek 1665 yılında, Dağıstan’da Ruslar tarafından kurulan Terek kalesini ele geçirdiler. Kafkasya’daki bu olaylar Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de pek çok isim verilerek anlatılmaktadır.

Kese Sultan Han’ın Terek Kalesi’ni ele geçirmesi ve diğer hareketleri Rus otoritesini oldukça zayıflattı ve Rus tarihinin en geniş isyanlarından “köylü isyanını” başlattı. Don Kazaklarından Stepan Razi nin liderliğinde ve 1667-70 yıllarında sürecek olan bu isyana çok sayıda Tatar, Çuvaş ve Başkurt da katıldı. Hatta Başkurtlar isyanın teşkilatlanmasında bulundular. Razin İsyanı da diğerleri gibi katılan bütün halklar için çok kanlı bir şekilde bastırıldı.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılan ve “Bahçesaray Barışı” ile son bulan Çigirin (Çihin) savaşı Başkurtlar arasında derin etkiler uyandırdı. Rus tarihçisi Solovyev kullandığı kaynaklarda bir Başkurtun şöyle dediğini yazar: “Çigirin’de Osmanlılar ile Kırımlılar Rusları yendiler. Biz onlarla bir milletiz. Türkler Ruslarla Çihin’de savaşıyorlarsa biz de Sibirya’da savaşırız.

Sürmekte olan isyan hareketi daha da yüreklendi ve tam bir istiklal hareketine dönüştü. İstiklal hareketi, 1677 yılında Başkurt ve Tatarlarla birlikte tüm Kama bölgesini kapsıyordu. Bu arada Kuzey Başkurdistan’daki bütün Ruslar kovuldular. 1679 yılına gelindiğinde İdil’in batısına geçilerek Simbir şehri de kuşatıldı.

| « Önceki Sayfa « | | » Sonraki Sayfa » |

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!