Başkurdistan Devleti Hakkında Bilgi

başkurtlarAynı yıl Başkurtların Rus ordusuna askere alınması kanunu çıkarıldı fakat uygulanamadı. Başkurtlar Rus ordusuna asker vermiyorlardı. Hemen komşu Türk ili Kazan’da ise baskılar çok ağırdı. 1725 yılında askerlik, vergi ve dini baskılardan kaçan çok sayıda Tatar Başkurdistan’a sığınıyordu.

1649-1735 yıllar arası Başkurtlar adeta bir iç muhtariyete sahiptiler. 1729 yılında “zulüm yapmama, rehine (amanat) almama” hususunda kanun yayınlandı. 1729 yılında ise vergi düzenlemeleriyle ilgili kanun yayınlandı. 1733 yılında Başkurtlar için Orenburg’da idari bir komite kuruldu. Komite üç kişiden oluşuyordu ve iki üye Başkurtlar tarafından belirleniyordu.

Komite öncelikle Başkurt Tarhanlarının kaydını yaptı. Bundan sonra Başkurtlar savaş dönemlerinde Han unvanı verilen bir kişinin etrafında toplanıyorlardı ancak savaş bittikten sonra Hanın hiçbir hükmü kalmıyordu. Barış dönemlerinde yılda bir kez olmak üzere Başkurt Kurultayı toplanıyordu ama günlük hayatta her Başkurt kendi beyine bağlıydı ve kurultaylara rağmen herhangi bir hükümet oluşumuna gidilmesi yasaklanmıştı.


Karasakal-Baybulat Sultan Hareketleri

Her bağımsızlık hareketi çok kanlı bastırılsa da Başkurtların, hürriyet arayışları durdurulamadı. Bunlardan bir diğeri ise “Karasakal kıyamı” idi.

Ruslar, Osmanlı’nın dikkatlerinin İran’a çevrildiği bir dönemi fırsat bilerek Azak Kalesi’ni ve Kırım Hanlığı’nın merkezi Bahçesaray’a saldırdılar. Kırım hanları bu saldırıyı püskürtmeyi başardı. Bu savaştan sonra Doğu Türkleri arasında Ruslara karşı propagandalar arttı. Rus tarihçisi Solovyev şöyle yazmaktadır: “Başkurtlar Ruslara karşı yalnız başlarına karşı koyamayacaklarını anlayınca Kazak Hanı Abulhayr’a bağlılıklarını bildirdiler.

Abul Hayr Han, buna çok memnun oldu ve bir Başkurt kızıyla da evlendi. Rusya’ya karşı Başkurtları korumaya başladı ve Orenburg yakınlarında Rus hakimiyetini kabul etmiş olan Başkurt gruplarını da cezalandırdı ve Orenburg kalesinin kendi hakimiyetinde olduğunu bunu tanımayanlarla savaşacağını ilan etti.

Rusya 1739 yılı yazında Orenburg kalesini korumak için General Vasili Urusov komutasında büyük bir güç gönderdi. General Urusov, aslen Türk kökenliydi, ataları Ruslara karşı savaşmış Nogay Mirzalarındandı ancak kendisi Hıristiyanlığı kabul edip Çarın emrine girmişti. General Urusov, Uy ve Tobol nehirleri arasına bir kale inşa ederek Başkurtlarla Kazakların temasını engelleme görevi de almıştı. Ayrıca bütün Başkurdistan’ın idaresi de General Urusova bırakılmıştı. Urusova, Başkurtları idare ederken Başkurt ileri gelenlerinin Mirza sınıfına alınmaması ve ancak Rusya’nın menfaatlerine çalışan kişilerin, sosyal konumları Mirzalığa uygun olmasa da Mirza yapılması talimatı da verilmişti.

General Urusova Moskova’dan verilen talimatlar ve uygulanması istenen plan son derece stratejikti ve daha evvel böyle kapsamlı bir planla ordu gönderilmemişti. Kazaklarla Başkurtların teması kesilerek Başkurtların en çok destek aldıkları yol kapatılmış olacaktı. Ayrıca Başkurt Beylerinin Mirzalıkları tanınmayıp yerlerine Rusya için çalışan ne idüğü belirsiz insanlar Mirza yapılarak, Başkurtların direnişlerinin kaynağı olan sosyal dokuları da tahrip edilmek isteniyordu.

Bu arada Vali Tatişev, Moskava’ya Başkurtların yeniden isyana hazırlandıklarını bildiren mektup gönderdi. Valinin mektubu daha Moskova’ya varmadan, Karasakal liderliğinde isyanlar başlamıştı bile.

Karasakal Kıyamı, 1740 yılında büyük bir volkan gibi patladı. Karasakal, Karakalpaklar arasında yaşayan Küçüm Han ailesinin şehzadelerindendi. Onun gerçek ismi Baybulat’tı. Baybulat, Devlet Giray Sultan’ın yeğeni İşem Çuvek’in oğluydu. Baybulatın babası İşem Çuvek, uzun süre Kalmukların elinde rehin (amanat) olarak kalmıştı.

Kalmuklar arasında büyüyen Baybulat, Kalmukçayı anadili gibi konuşuyordu ve gerekli olduğunda bu imkandan faydalanarak kendisini Kalmuk Prensi olarak tanıtıyordu. Küçük yaşta iyi bir İslam terbiyesi alan Baybulat, daha sonra Kırım’a, Dağıstan’a ve İstanbul’a giderek bir süre burada yaşamıştı. Dönüşte Kuban Nogayları arasında bir müddet kalmıştı.

Başkurdistan’a ilk geldiğinde kendisi “hafız” olarak tanındı. Burada kendisi için zemin hazırlayıp, Kazak Orta Cüz hanlarıyla da ilişkiye geçti. Rus tarihçi Soloyev, Baybulat hakkında şöyle yazmaktadır: “1740 yılı Mart ayında Sibir Yolu Başkurtları arasından bir lider çıktı. Birileri onun Türkiye’den kimileri ise Kırım’dan geldiğini söylediler. Bazılar ise Kafkasya’da yaşadığını fakat asıl vatanının Başkurdistan olduğunu ileri sürüyordu.

Lakabı ise Karasakal’dı. Karasakalın 82.500 askeri olduğu söyleniyordu. Karasakal, kendi yurdundan Rusları kovmaya geldiğini söylüyordu. Vatanının, Ruslar tarafından talan edildiğini duyunca 80.000 Kuban (Nogay), 2.000 Kalmuk ve 500 Kırgız-Kazak askeriyle geldiğini ilan etmiş. Askerlere Emba nehri kıyılarında beklemekte idi. Kendisinin ise Sibir Yolu Başkurtları tarafından Han ilan edildiğini açıkladı.” Soloyev bu bilgileri Karasakal’ın, Çariçeye yazdığı mektuptan aktarmaktadır.

| « Önceki Sayfa « | | » Sonraki Sayfa » |

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!