Asya’da Bozkır Kültürü: Töre Müessesi

Asya Kıtası’ndaki bütün bozkırlarda, belki de binlerce yıldır yaşayan “Töre” vardır. Ünlü Dil Bilimci Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı “Divanı Lügati’tTürk” adlı eserinde Töre: “evin en önemli yeri ve sediri” olarak anlatılır. Oysa bu kavramın asıl manası “Törü” şeklinde olup genel anlamıyla “görenek ve adet” olarak açıklanmıştır. Genellikle Töre, Türk örf ve kesin hükümlerindeki beraberliktir. Nitekim Orhun Kitabeleri’nde Töresiz bir devlet veya topluluğun olamayacağı yazılıdır. Bugünkü anlamıyla kısaca denilebilir ki: Töre asırlardırTürklerin sosyal hayatını düzenleyen mecburi kurallar bütünüdür.ı

Türklerde Töre, anlam olarak kanun sayılırsa da onunla sınırlı değildir. Çünkü yazılmış kanunlar da, yazılmamış teamüller ve alışkanlıklar da onun içindedir. Hukuki Törelerden başka, dini ve ahlaki Törelerde vardır. Türk Töresi oldukça sert ve kesin hükümler içerir. Cezaları ağır olan Töre, Türk Milleti’nin belkemiği sayıldığı için hiç kimse bu cezaların haksız ve adaletsiz olduğunu düşünemez bile. Çünkü Töre “Türk Milleti’nin binlerce yıldır süre gelen hayat tecrübesinden süzülmüş olan kaidelerden ibarettir.”

Töreler genel olarak üç kaynaktan gelir. Bunlar ise “Halk, Kurultay ve Han” şeklinde oluşup nesilden nesile intikal eder. Yönetici konumundaki Beylerin Kurultay’dan aldıkları onaylanmış kararlar olarak halka yansıtılmıştır. AncakTöreler nesilden nesile intikal ederken Hakanlar ve Beyler bunlara kendilerinden bazı şeyler de ilave etmişlerdir. Özellikle her büyük tarihi olaydan sonra yeni bir sülale tahta geçerken mevcut olan Töre tekrar açılıp toplanmış olan Kurultay’da irdelemeye tabi tutulurdu. Bu toplantılarda sanıldığı gibi Hakanların tek başlarına istedikleri kanun ya da Töreyi koyma yetkileri pek olmamıştır. Örneğin Bilge Kağan’ın, ülkesinde dönemin getirmekte olduğu düşüncesel inanç kavramı olan Budizm’in kabul edilmesini istediği, fakat bunun Kurultay tarafından reddedildiğini hatırlayalım.

Nitekim asırlar sonra 15. yy. da dönemin İslam bilgini sayılan Uluğ Bey gibi hükümdarların: “Birçok işlerde yasaya, töreye ihtiyacımız vardır.” Deyişi, eski çağlardan beri asırlardır devam edegelen Töre kavramının toplumsal kuvvetini çok açık biçimde ortaya koymaktadır. Hatta 11. yy. dan itibaren Selçuklu ve Osmanlıların asırlardır atalarından kalma bu türdeki örf ve adetlere “OğuzTöresi” dediklerini bilir misiniz?

7. yy. Orhun Kitabelerindeki tanımlama şöyledir:

“İli tutup töreyi düzenlemiş.”

“Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu var olmuş. İnsanoğlunun üzerine ecdadım BUMİN ve İSTEMİ, Kağan olmuşlar. Oturarak Türk Milleti’nin İlini, Töre’sini tutuvermiş, düzenleyivermiş.”

“Türk Oğuz beyleri, Milleti işitin, Töreni kin bozabilecekti?”

Toplumlarda Töre; milletin sosyal bütünleşmesinin temel kaynağıdır. Töre’nin buradaki etkisi daha çok geleneği temsil etmesinden kaynaklanır. Çünkü bu kuralların oluşması ve de kabul görmesi onun asırlar öncesine dayanan gelenekleşmesine bağlıdır. Elbette ki gücünü geçmişten alan kurallar etkilidir ve de kendi merkezi etrafında birleştirici niteliğin esasını teşkil eder.2

Genel hatlarıyla bakıldığında kişiler ve zümreler arasındaki ilişkileri, hak ve vazifeleri belirleyen usuller zinciri denilebilir. Elbette ki Töre hükümleri değiştirilemez kalıplarda değildir. Bir sosyal-hukuki kurallar toplamı olarak Töre, çevre ve imkânlara uygun yaşamayı gerekli kılacak yeniliklere de çoğu kez açıktır.3

Kaynak:

1 -GÜNGÖR Erol, TARİHTETÜRKLER, 1992 Ankara.

2-Doç. Dr. TanerTatar, TÖRE KAVRAMININ MANASI, Töre Drg. 2001.

3-BORAY Ferit Erden, BİLİNMEYEN TARİH ve TÜRKLER, cilt I, Kumsaati yayınları, İstanbul 2005, s. 59

Muzaffer Sarı

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!