Ankara Üniversitesi

ankara üniversitesiAtatürk, tarih ve dil tezleri ile Türk dili ve tarihi araştırmalarını Dil ve Tarih kurumlarından başka özel bir fakültenin sürdürmesini istiyordu. 14 Haziran 1935’te Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulması hakkındaki kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmişti. 9 Ocak 1936’da da Atatürk’ün de hazır bulunması ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açıldı. Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan açılış söylevinde “Orta Asya’da kültür kurmuş ve bunu dünyanın beş bucağına yaymış bir ulus, çok tabiidir ki yarattığı kültür eserlerinin adını ve bu eserlerle bağlı fikir sistemlerini birlikte götürmüş ve içlerine girdikleri uluslara yaymıştır” demekteydi.

Aynı gün ilk tarih dersini Afet (İnan) vermişti.84 Fakültede çağdaş yabancı dil bölümleriyle birlikte, tarihin birçok ölü diline yer verilmişti. Etice, Çince, Sanskritçe, Sümerce üzerinde çalışmalarla Türk dilinin karanlık devirleri ortaya çıkacaktı. Bunlar arasında Sümerce, Etice özel önem taşıyordu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 1925’te kurulan Adliye Hukuk Mektebi ve 1935’te kurulan (10 Haziran’da Mülkiye Mektebi Siyasal Bilgiler Okulu adını alır) Siyasal Bilgiler Okulu’nun, 5 Kasım 1936’da İstanbul’dan Ankara’ya nakli ve bu üçünün birleştirilmesi ile Ankara Üniversitesi haline getirildi. 9 Haziran 1937’de Tıp Fakültesi kuruldu. Sonra, Eczacılık, Fen, İlahiyat, Ziraat, Diş Hekimliği, Veteriner Fakülteleri kuruldu.

Ankara Üniversitesi Cumhuriyet tarihini ve misyonunu milletiyle özdeşleştirmiş, bütünleştirmiş bir üniversitedir. Nasıl Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, salt bir yönetim biçimini değiştirmenin çok ötesinde, çağdaş bilime, çağdaş demokratik değerlere ve kurumlara dayalı büyük bir toplumsal dönüşüm sistemi ise; Ankara Üniversitesinin açılışı da bilinen üniversite amaçlarının çok ötesinde, farklı bir misyonun somutlaşmasını ifade eder. Ankara Üniversitesi, Atatürk ilke ve inkılaplarının dayanaklarını oluşturmak, yurt geneline yaymak, kökleştirmek ve çağdaşlığın, bilimin ve aydınlığın ifadesi olan bu ilkelerin yılmaz savunuculuğunu yapmak üzere, temeli bizzat yüce Atatürk tarafından atılmış bir üniversitedir.

Genç Cumhuriyetin yüksek öğretim alanındaki ilk ve çarpıcı icraatları, laik ve demokratik Cumhuriyetin yeni hukuk düzenini gerçekleştirecek hukukçuları yetiştirmek için 1925′te kurulan Hukuk Mektebini, Türk çiftçisine hizmet etmek üzere 1933′te öğretime başlayan Yüksek Ziraat Enstitüsünü, zengin Anadolu kültürünü araştırmak ve Türkiye’nin dünya ile dil ve kültür köprüsü kurmak amacıyla 1935′te açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini, 1859′dan beri Mektebi Mülkiye adıyla üst düzey kamu yöneticileri yetiştiren ve 1936′da Ankara’ya taşınan Atatürk’ün özel emir ve ilgileri ile kurulan Siyasal Bilgiler Okulunu açmak olmuştur.

Bunlara, hazırlıkları Atatürk tarafından başlatılan ancak kuruluşu II. Dünya Savaşı nedeniyle 1940′ların başına kalan Tıp ve Fen Fakültelerini eklemek gerekir. 1925′te kurulmuş olan Hukuk Fakültesi, 1935′te faaliyete başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 1943′te açılan Fen Fakültesi, 1945 yılında kuruluşu tamamlanan Tıp Fakültelerinden oluşan Ankara Üniversitesi 1946 yılında resmen kuruldu. Üniversite 1948′de Yüksek Ziraat Enstitüsünün Ziraat ve Veteriner Fakültelerini bünyesine almış, 1949′da İlahiyat Fakültesi, 1935′de kurulan 1950′de Fakülte adını alan Siyasal Bilgiler Okulu , 1960′da Eczacılık Fakültesi, 1963′de Yüksekokul olarak kurulan 1977′de Fakülte olan Diş Hekimliği Fakültesi, 1965′de Eğitim Bilimleri Fakültesi ve 1965 yılında da şimdiki adı İletişim Fakültesi olan Basın Yayın Yüksekokulu kuruldu. Mühendislik Fakültemiz, Fen Fakültesi bünyesinden ayrılarak 2001 yılında kuruldu; Sağlık Eğitim Fakültemiz ise 1996 yılında eğitim-öğretime başladı ve 2007 yılında da Sağlık Bilimleri Fakültesi adını aldı.

Üniversitenin kendi sitesine “buradan” ulaşabilirsiniz.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!