Altay Türkleri

altaylar altay türkleriTürkün anavatanı, Türk dili birliğinin ise kaynağı sayılan Altay’lar binlerce yıl boyunca, Türklüğe sadık öz sakinlerini bugüne değin yaşatmış ve beslemiştir. Orta Asya tarihinde özel bir durumu olan saha, Türk kavimlerinin yerleşme ve taşmasında da gereken rolü oynamakla, Türk kültür tarihine karışmıştır. Bugünkü Sovyet idaresi ayarlanmasına göre, asıl Türk halklarının tarihî sahibi bulundukları bölge 1922 yılında 92,600 kilometrekare olarak tespit edilmiş ve 1948 yılına kadar Oyrot muhtar eyaleti adını almıştır. Başşehirleri de Oyrot – Tura olmuştur. Lâkin 1948 yıllarında, rus ihtilâli ile vücuda getirilen tarihi Oyrot [< Oyrat < mog. Oyirad] etnonimi, ortadan kaldırılmıştır. Asıl yerli Türk halkları da, ister istemez kendi millî kavim adları ile zikredilmeğe başlanmıştır. Tıpkı Hakas Türkleri gibi Altay Türkleri de, çeşitli Türk halkları karmasından vücuda gelerek, başlıca 6 Türk boyundan türemiştir. Literatürde “Altay – Kiji”, “Oyrot”, “Gerçek Altaylı” lar ve saire gibi türlü etnik adlandırmalar altında geçen bu Türk halkları başlıca: 1) Altay-Kiji, 2) Telengit, 3) Teleüt, 4) Tuba, 5) Kumandı-Kiji ve 6) Kû-Kiji yahut Çalkandu-Kiji, Türk kavimlerinden teşekkül etmiştir. Bu boyları kısaca gözden geçirelim:

1. Altay-Kijiler

Altay-Kijiler yani Altay-Kişi’ler, aşağı yukarı yüz yıl öncesine kadar Oyrot = Öyröt kavim adı altında tanınmakta idi. Altay’-m gerçek Türk sekenesini teşkil eden bu kavim, bugün: Katun, Ursul, Sema, Mayma, Çarış, Kan, Pesçanaya gibi ırmakların çeşitli bölgelerinde yerleşmişlerdir. Bunlardan Mayma ırmağı boyunda oturanlar ayrıca “Mayma” halk adını da almışlardır. Fakat ou adlandırma, çok dar bir bölgeye mahsus olarak kalmıştır.

2. Telengitler

Telengit’ler yaşadıkları ırmak boylarına göre de adlandırılmaktadırlar. Çûy ırmağı bölgesindekiler, kendilerine Çûy ve Telengit kavmî adını verdikleri halde, ruslar bunlara 18. yüzyılda “Ur-yanhay”, “Uryanhay Kalmuk”lan, bazan da, sırf 1856 yılma kadar hem Rusya’ya, hem de Çin’e vergi vermek mükellefiyetinde olduklarından, rusça “iki vergi verenler” anlamında olan “Dvoedantsi” kelimesini etnonim olarak vermişlerdir. Bir kısmı ise, Orhun yazıtlarında adlan geçen tarihi “Tölös” halk adını almışlardır. Dağınık olarak Çûy, Çulışman, Argut, Ulagan, Koş-ağaç, Başkaus ırmak ve bölgelerinde oturmaktadırlar. finlandiya

3. Teleütler

Edebiyatta Teletit adıyla geçen bu Türk boyu, kendisine “Telenggut”, yahut “Telengget” adım vermeği tercih etmiştir. Bir aralık ruslar tarafından “Belıe-Kalmuki” = Beyaz Kalmuklar adıyla da anılmışlardır. Çeşitli bölgelere dağılmışlardır. Az bir kısmı Çerga ırmağı yöresinde, esas kitle ise Büyük ve Küçük – Basat ırmağı bölgesinde yerleşmişlerdir. Şamanist olup inanışlarına ait merasimleri yapmaktan çekinmezler. Tarihî olaylara ait halk edebiyatları vardır,

4. Tubalar

Tuba’lar diğer bir deyimle “Tuva” veya “Tuma” adlı bu Türk halkı kendine “Yış-Kiji”, yâni “Orman halkı” adını verdiği halde rus idaresi bunları, Biya, Katunya ırmakları ile Teles gölü arasındaki bölgede yaşadıklarından dolayı, sırf komşularına izafeten “Cernevıe Tatarı” gibi yanlış bir etnik ad altında zikretmiştir. Radloff bu deyimi “Kara-orman Tatarları” diye çevirmiştir. Uymen, Puja, Büyük ve Küçük îşa, San ve Kara Kokşı, Mayma gibi küçük ırmaklar etrafında yaşamaktadırlar. Daha fazla Altay Türkleri topluluğundan sayıldıklarından sayıları hakkm–daki bilgimiz tam değildir.

5. Kumandılar

Kumandı’lar kendi tabirlerince “Kumanda-Kiji’ler, yalnız az ,bir kısmıyla Altay bölgesinde yaşamaktadırlar. Bunlar Biya’mn sağ kıyılarıyla Lebed ırmağının kaynağı etrafına serpilmişlerdir. Çoğunluğu ise Altay eyaletinin Solton ve Staraya – Barda bölgesinde yerleşmişlerdir. Aşağı – Kumandı, Yukarı Kumandı adı altında iki esas gruba ayrılırlar. Küçük köycükler halinde yaşarlar. fransa

6. Lebed Türkleri

Lebed Türkleri çeşitli etnik adlarla anılmaktadırlar. Biya .ırmağının bir kolu olan Lebed. ırmağı boyunda oturduklarından bu nehir adı kenidlerine etnonim olarak verilmiştir. Rusça olan Lebed kelimesinin anlamı “ Kuğu kuşu” olduğundan, bunlar da kendilerine kendi ana dillerine uygun düşen Kû-Kiji kavim adını almışlardır. Yakşı ve Çalkan gibi iki esas soya ayrıldıklarından, bazan da Çalkandu – Kiji, Çalkan – Kiji, hattâ Şalgandu, gibi adlarla anılmaktadır. 1955 tarihli “Der grosse Brockhaus” adlı Alman Ansiklopedisi bunların umumî sayısını 150.000 civarında gösteriyor. Bazı boyları başka gruplara katan Rus Ansiklopedisi 47.700 rakamını veriyor, Türk Ansiklopedisi de bu rakamı tekrar ediyor (fas.12, 1947, Altaylılar maddesi). Mühim kaynaklardaki rakamları, artış imkânlarını da göz önünde tutarak ele alan Türk Kültürü dergisinin 5. sayısındaki incelemede (Türklerin yaşadıkları yerler ve sayılar), Altay Türklerinin sayısı, Sovyetler Birliği’nde 270.000 ve Moğolistan’da 120.000 olmak üzere, cem’an 390.000 olarak hesap edilmiştir.

***

Bünyesini ve yapısını teşkil eden Türk boylarının adlarına bakılacak olunursa Altay Türkleri, cidden eski Türk özlülüğünü ve gerçek türeyişlerini olduğu gibi muhafaza etmişlerdir.

Bir nevi anavatanlarının canlı tarihini yaşatmışlardır. Bunu bizzat Altay Türk halklarını vücuda getiren boy ve soy isimlerinden anlıyoruz. Şöyle ki: Teleüt’lerin bir uruğunu teşkil eden Tölös’ler Orhun yazıtlarında geçtiği gibi, Çin kaynaklarınca da “T’ie’le” şeklinde tespit edilmiştir. Telengit’ler ise yine aynı kaynaklarda “To-lan-ko”, Moğolların “Gizli Tarihlerinde” ise “Tenggut” olarak geçmektedir. Tuba’ların bir soyu olan Tirgeş de eski Türgeş’lerden başka bir şey değildir. Aynı şey Altaylı’lar soyundan olan Kırgız, Kıtang, Nayman, Mörküt ve saire gibiler hakkında, serbestçe söylenebilir. Bu suretle Altay – Türklerinin, 1500 yıllık millî tarihle rine sadakatle bağlı olduklarını görmekteyiz.

Din bakımından da Altaylılar, eski Türk şamanizmine bağlı, kalmakla, mânen kendilerini yabancı tesirden korumasını bilmişlerdir. Tarih öncesi çağları andıran bazı millî şuur ve İçtimaî hayat geleneklerine rastlamak kabildir. Maziye bağlılık, millî varlık muhafazasının en sağlam vasıtası olmuştur. Tayga’ların iklimi, ren geyiklerinin beslenmesi, bugün bile Altay Türklerinin eski müşterek hayat hâtıralarını yaşatmaktadır. cümlenin ögeleri

Kendilerine toplu bir ad olarak Altay-Kiji kabile adını vermelerine rağmen, eski aile teşkilâtı yönünden 24 soya (= sök, kemik) ayrılırlar. Müşterek ve birbiriyle karışık bir halde yaşamalarına rağmen, herkes kendi soyunu mükemmelen bilir ve ona bağlı kalmayı şeref sayar. O kadar ki, kendi soyundan olan her kişiyi ‘soy kardeşi” olarak sayar ve kendi aralarında asla evlenmezler. Her soyun, üstelik kendine mahsus koruyucu ruhları ve ibadet çeşitleri vardır. Buna göre de yaşadıkları yerlerde bir takım putlar asılır. Bunlar ya bir çenber içinde kol ve bacakları gerilmiş K u d a i, yani tanrı tasvirleri veya bir keçeye sarılı tavşan postudur. Ba-zan da bir tele bağlı çeşitli renklerde dokuz şerit veya paçavra sarkıtılır. Şamanların eseri olan bu putlar, yerli inanışa göre hem yurda saadet ve kut getireceklerdir; hem de insanları kötü ruhtan koruyacaklardır. En büyük tanrı Ülgön’dür. Karanlığın hâkimi Erlik veya şeytandır. Evdeki putlara Yersu da denilir.

Altay Türkü doğuştan dürüst, temiz, uysal ve her bakımdan dayanıklı ve sâkindir. Şikâyet nedir bilmez. Yurtlarında ve ülkelerinde hırsızlık anlamı mevcut değildir. Küçükler büyükleri sayar, hürmet ederler. Her şeyin üstünde tuttukları hürriyettir. Onu bir nevi sembolik tapmak haline getirmişlerdir. Zenginler yanında çalışanlar, örfe göre, aile efradından sayılırlar. Bu yüzden 24 soyluk koca Altay Türklüğü, âdeta büyük bir aile sayılır.

Kendilerine göre, ufak ağız farklarına ayrılan, milli halk türküleri vardır. Düğün, ölüm gibi merasimlerde söylenir. Sahanın azametli vâdileri, berrak çağlayan suları, uçsuz bucaksız otlak yerleri, elbette Altay Türkünü müli halk edebiyatından mahrum bırakamazdı. Zengince masal, efsâne ve tarihî olayları yaşatan çeşitli halk mahsullerine sahiptirler. Efsaneler, şaman duaları, destan ve masallar, nağmesiz söylenir. Kahramanlık destanları ise manzumdur.

Bugün kullandıkları yazı rus hurufatıdır. Ufak tefek mektep kitaplan vücuda getirilmiştir. Ağızlarının gramer ve sözlükleri de yazılmıştır.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

  1. 1 Şub, 2013 - 17.34 | #1

    güzel bir metin olmuş. elinize sağlık

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!