Ailenizin Yobazı: Necip Fazıl Kısakürek

necip fazıl kısakürekMilliyetçilik insanın doğasında varolan, olması gereken, farklı ölçülerde bulunan bir nesnedir. Ancak aslının değiştirildiği kutsal kitaplar Tevrat. Zebur ve İncil gibi bir sürü şekilde değiştirilmiş bir nesnedir. Bu yazımda da size bu durumu meydana getiren Necip Fazıl Kısakilrek’ten bahsedeceğim. Ancak öncelikle şunu belirteyim ki. nasıl şeriatçılık İslâm diniyle ilgili ve onun aslından üretilen bir siyasî görüş oluyorsa milliyetçiliğin de aslı, milleti oluşturan şey her şeyden önce kan bağı ve DAHA SONRA kültür bağı olduğu için, aslı böyle olduğu için asıl milliyetçilik, şu an kan bağı meselesini hiçbir menfaatin altına indirmeyen Türkçülüktür. Türk-İslâm sentezi, ulusalcılık gibi nesneler daha sonra zamanla ortaya çıkan, toplumun çeşitli kesimlerinin menfaatinden ötürü oluşturulmuş bir “milliyetçilik” anlayışıdır. Bunların tarihçesine girmeyeceğim.

Öncelikle bu Necip Fazıl Kısakürek’in kendisini nasıl tanımladığını kendi yazısından alalım:

“…Hâlbuki biz, Türk’ü Müslüman olduğu için sevecek ve Müslümanlığı nispetinde değerlendirecek bir milliyetçilik anlayışı peşindeydik ve bu anlayışa “Anadoluculuk” ismini veriyorduk. Bir konferansımızda, 15 yıl sonra söyleyeceğimiz gibi, “eğer gaye Türklükse mutlaka bilmek lâzımdır ki, Türk Müslüman olduktan sonra Türk’tür!” tezini güdüyorduk.”

Her şeyden öte. tüm siyasal görüşlerden ayrılmış, azıcık tarih bilgisine sahip bir insan, bunun su katılmış bir çorba misali olacağını görecektir. Çünkü “Türk” adı bir milleti ilade eder, bu milletin de su yüzüne çıkarılmış binlerce yıllık tarihi vardır. İslâm’dan önce de “Türk” adı vardı. İslâm sonrası da olmaya devam edecektir ve dileğimiz, dünya yok olana kadar devam etmesidir.

Anadoluculuk” adını verdiği bu ısıtılmış çorbanın ne kadar temelsiz bir görüş olduğunu da bir örnekle açıklayayım:

Bir insan düşünün, matematik öğretmenliği yapıyor, yani meslek olarak öğretmen ve bu işten para kazanıyor. Ancak astronotluğa da sevgisi çok büyük ve kendini bir astronot olarak tanıtıyor insanlara. Şimdi sizden yanıtı aslında belli olan şu soruyu soruyorum: Bu kişi astronot mudur, öğretmen mi? Güneşin balçıklasıvanamayacağı gibi, gerçeklerde saklanamaz. saklanmaya çalışsa bile zaman o gerçeği ortaya çıkaracaktır. Anadoluculuk. güneşi balçıkla sıvamaktan başka bir şey değildir.

Madem Türklerin dünya hayatına Anadolu ile başladığını iddia ediyorsun. 552 yılında kurulmuş GÖKTÜRK Kağanlığı’nı uzaylılar mı kurmuştur? Daha öncesine gitmeye gerek bile duymuyorum. Hadi Moğol. Hun Türk değil diyelim…

Necip Fazıl’ın desteklediği siyasal görüşün aslı budur. Şimdi de nasıl bir kişilik olduğunu, “üstad” hazretinin ne kadar dönme bir kişilik olduğunu açıklayalım. Aşağıda kendisinin kaleme aldığı, kadın bacakları temalı bir şiiri affınıza sığınarak sergiliyorum:

Her kadının bastığı yerde sanki kalbim var Kalbim ki zevk alır ezilişinden
Ömrümüzün geçtiği yolda bana sorsalar Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden

Bir kadının, içinden ağlayışı, gülüşü Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın
Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü Kadınlar, onlar varken konuşmayınız sakın

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe Bacakların ruhudur şekil veren, diyorum
Bacakları bir kalın örtüde saklı diye Mermerde kalbi çarpan Venüs’ü sevmiyorum

Boynuma doladığım güzel putu görseler İnsanlar öğrenirdi neye tapacağım
Kör olsam da açılır gözüm ona sürseler İsa’nın eli diye, bir kadın bacağını

Necip Fazıl Kısakürek

İşte yaşamının bir döneminde böyle şiirler yazan, hayata kadın bacağı perspektifinden bakan bir adam, daha sonra her nasılsa mübarek(!) ve milliyetçi(!) bir üstad(!) oluyor! Olur, şey değil. Evet. Müslüman ve milliyetçi olmaya çalışıyor ancak bunu bile beceremiyor “üstad”.

Aşağıda da bu milliyetçi ve Müslüman kişinin: Türk milletinin son kurtarıcısı olan Mustafa Kemal Atatürk için yazdığı havlamalardan birini sergileyeceğim:

Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;

Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp.

İşte bu “üstad”, böyle bir kişiliğe sahip birisi.

İleri kadın düşkünü, karakteri bozuk, hem de daha sonra adam olduğunu sanıp, onu da eline yüzüne bulaştıran, İslâm’ın da. Türklüğün de adını lekelemiş bir hainden başkası değildir. Nasıl ki şu dönemde Rus uşağı Nazım Hikmet hak ettiği yere düşürüldiiyse, bunun da aynı ölçüde muameleye ıııaruz bırakılması gerekmekledir, ders kitaplarından, eğitim belgelerinden silinmelidir.

Bu ermiş(!) kişi önceleri kadın düşkünüyken sonraları doğru yolu bulmuş sanıyor ya kendisini, işte asıl Türklük sevdalıları olan kişiler yaşamlarının hiçbir döneminde kadın bacağıyla ilgili şiirler yazma halasına düşmemişler ve düşmanlara adlarını lekelemesi için fırsat tanımamıştır.

Evet, şimdi de halen kendisinin “mübarek”, “üstad”. ve “Türkiye sevdalısı” olduğunu iddia edenler parmak kaldırsın.

Hamze Atalay

  1. yasemin
    1 May, 2014 - 20.30 | #1

    AYrica bu necip fazil bir kripto dur(Gizli yahudi) bunu bilen varmi peki??

  2. Ferhat
    22 Kas, 2013 - 16.38 | #2

    Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı iki dönemdem oluşmaktadır. Bu dönemin ilki yukarıda bahsettiğinizi ve KENDİSİNİN DE NEFRETLE YAD ETTİĞİ, HATIRLAMAK İSTEMEDİĞİ SERSERİ DÖNEMİDİR. Üstad’ın ikinci dönemi ise bugünkü bildiğimiz yaşamını kapsar. Her insanın geçmişinde hatalar vardır. Üstad’ı üstelik ölmüşken bu şekilde yansıtmanız çok çirkin olmuş. Üstad bu bahsettiğiniz dönemlerinden büyük üzüntü ve keder duymaktadır. Tövbe etmiş, Hakk’a yönelmiş ve en nihayetinde Hakk’a yürümüştür. Kınıyorum sizi. Ne olursa olsun, ölmüş bir insandan bu şekilde bahsetmek cahilliktir. Diyelim ki Üstad dediğiniz gibiydi, bu sizin yaptığınız ne? Hangisinin hangisinden üstünlüğü var? Ayıp.

  3. Osman
    12 Tem, 2013 - 09.59 | #3

    Asıl yobaz sensin. Nazım Hikmet ölmüştür ölü bir Adama senin oy verdiklerin tekrar Türk kimliği veriyor kim yobaz.

  4. Mehmet Avcı
    11 Kas, 2012 - 23.26 | #4

    Kadınla ilgili yazdığı şiirini kubura attığını duymuştum.

  5. Arda
    8 Eyl, 2012 - 10.21 | #5

    Demokrat Parti zamanında hükümetten dergisi için alınan gizli ödenekler bile, Necip Fazıl’ın şahsiyeti hakkında bize bilgi verir.

  6. Rabia
    2 Eyl, 2012 - 11.56 | #6

    Birde sanat özgürdür derler ama bizim ülkemizde ne mümkün olmuş ki bu mümkün olsun. Adam İslamcı olabilir görüşü a’yı b’ yi ilgilendirmez. Ve bunu şiirlerine yansıtmak zorunda hiç değil.. Olmadı eline bir liste verilseydi o listeye uygun şiirler yazılsaydı.. Şiir özgürdür kişinin duygularını yansıtır isteyen alır okur ismeyen saygı göstermekle kalır ve 1,2şiiri beğenilmedi diye “üstad” üstadlığından ödün vermez.!!

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!