3 Mayıs (Türkçüler Günü)

Yakın tarihimize göz attığımızda, Mayıs ayının Türkçülük için ne derece önemli olduğu görülmektedir. Türkçülüğün fikri ve fiili alanda attığı en ciddi adımlarından biri olan “3 MayısTürkçülük Hareketi” de bu aya rastlamaktadır. Biz de bu sayı için özellikle hazırlanmamız gerektiğini düşünerek, Genç Atsızlar olarak böylesine önemli bir günün yıldönümünü savsaklayarak geçiremeyeceğimizi düşündük Sizleri, dergimizi okuma keyfiyle baş başa bırakmadan önce 3 MayısTürkçülük Hareketi hakkında kısa bir hatırlatma safhasıyla meşgul etmek düşüncesindeyim.

3 mayıs 1944Altmış altı yıl önce Ankara’da H. Nihal ATSIZ’ ın önderliğinde bir kaç bin Türk gencinin gerçekleştirmiş olduğu Türkçülük Hareketi, milletin içine kadar girmiş olan Komünizm’e karşı verilecek mücadelenin şuurlu bir biçimde uyanışını teşkil etmektedir. Türkçülük için önemli bir adım olmasının yanı sıra büyük ıstırapların da başlangıcı olan bu cesur hareket, milli bilinci olmayan ve kendilerine kutlayacak gün arayan siyasi şamatacılar tarafından eğlenilecek bir gün gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Hâlbuki herTürkçünün kendisine bunalımdan çıkış yolu olarak kılavuz edinebileceği bu fedakâr hareket, kapsamlı şekilde öğrenilmeli ve onurlu bir duruşla her yıl anı İmalıdır. Bize 3 Mayıs günlerinde pilav yiyip halay çekecek insan yığınlarının kazandıracağı zerre fayda yoktur! “3 MayısTürkçülük Bayramı” şeklindeki yaklaşımları en şiddetli tavrımızla reddetmemizin gereği Atsız Ata’nın şu sözlerinde belirginleşmektedir:

“Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemeyeceğiz. Çünkü yıllarca süren büyük ıstırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşi ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerde gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen Türkçülük, 3 Mayıs’ta gafletten ayrılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür. Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs’a Türkçülerin Günü deyip çıkıyoruz!”

3 Mayıs 1944’te gerçekleşen bu hareketin, Kürşad’ın yapmış olduğu ihtilalden farkı yoktur. O zamanki Göktürk Devleti’nin bekası kırk yiğitle kurtarılmış,1944’te ise yirminci yüzyılın Kürşad’ı olmaya erişmiş H.Nihal ATSIZ ve birkaç binTürkçü genç aynı kahramanlıkla devletimizin devamını sağlamıştır. Aradan geçen süre içerisinde Türkçülerin vermiş olduğu mücadele, çekilen ıstıraplara rağmen kararlılığını yitirmemiştir. O zamanki Moskofçu zihniyet bugün kılık değiştirmiş şekliyle tekrar karşımızda durmaktadır.

Fakat bugün itibariyle Türkçülerin ciddi sıkıntıları vardır. Böylesine planlı bir tehlikeye karşı Türkçülerin ne medyası, ne sendikası, ne de sermayesi vardır. Hiçbir zaman siyasallaşmamış olan Türkçülük, milletin büyük çoğunluğu tarafından ırkçılık olarak görülmeğe başlanmış, neticesinde kendi soydaşlarımız tarafından dışlanır hale gelmiştir. Hâlbuki yıllarca devam eden siyasi denemeler göstermektedir ki; bu ülkenin geleceği yine Türkçülerin yüksek görev ahlakı sayesinde kurtarılacaktır.”Zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiçbir kuvvet duramaz.”

Atsız ve dava arkadaşlarının Türklük için verdikleri mücadele sahipsiz kalmamalıdır. Türkçülük hiçbir zaman siyaset batağına düşürülmemeli, hiçbir siyasi partinin tekeli altına bırakılmamalıdır. Binlerce yıldır ayakta kalmamızı sağlayan bu ülkünün; oy kaygılarıyla, kişisel menfaatlerle örtüşür bir tarafı yoktur.

Maalesef Türkçülük 1944’ten bu güne kadar çeşitli yöntemlerle sürekli olarak yıpratılmaya çalışılmıştır. Ülküleri uğrunda hiçbir fedakârlıktan kaçmayan Türkçüler, akıl almaz bahanelerle suçlu olarak yaftalanmıştır. Moskofçuluktan sonra Nurculuk ve Batıcılık da Türkçülüğe karşı açılan yeni cepheler olmuştur. Böylesine yabancı uyruklu fikirler ülkemizde kendilerine yandaş bulurken, Türkçülük toplumdan uzaklaştırılmıştır.

Kırk kişiyle Çin’e korku salan bir fikrin böylesine sahipsiz kalması bir Türk Vatanı için büyük gara bettir. “Ben Türkiyeliyim” diyenlerle kendimizi farklı yerlerde görmek istiyorsak, ufkumuzu genişletmeli ve Türk Soyu’na gerekli itibarı kazandırmalıyız. Bunun için atılacak ilk adım ise Türk Töresi’ni her alanda hayata döndürmek olacaktır. Atalarımızın bize bıraktığı buyrukta esarete kesinlikle yer yokken, milyonlarca esir Türk’ün olduğu bir dünyada Anadolu milliyetçiliği yapmak komiktir. Gerçek birTürkçünün fikrinde, Ankara ve İstanbul ne ise Kırım’da Kerkük’te, Doğu Türkistan’da aynı olmalıdır. Bizlere romanlarıyla ve denemeleriyle Türk Tarihi’ni ve Türk Dünyası’nı en ince noktalarına kadar anlatan ve zihinlerimizde kutsal birer değer olarak yer almasını sağlayan Hüseyin Nihal ATSIZ atamızın ruhunu şad etmenin en güzel yolu, Türk Dünyası’nı bir bütün olarak görmek ve öz kültürümüzü her şart altında yaşatabilmektir.

Bizi aynı hedefe yönlendiren ve tüm dünyanın gıpta ile baktığı Türkçülük Ülküsü, diğer ülkelerdeki soydaşlarımızın da başkaldırmasıyla layık olduğu yere gelecektir. Bundan şüphe dahi duyan varsa bu günden vazgeçmelerinde fayda vardır. Çünkü “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz.” Dünya üzerinde bu harekete inanan Türk Soylu kahramanların hep birlikte aynı hedefe yürüdüğünü görmek bile “Süper güç” diye tabir edilen ülkelerin kanını dondurmaya yetecektir.

Ülkemizin ve Türk Dünyası’nın içinde bulunduğu buhrandan çıkması için sağda, solda çare aramanın gereği yoktur. Her Türkçü kendisini Türklük gurur ve şuuruna sahip bir nefer gibi görmeli, atalarının bıraktığı buyrukları kusursuzca yerine getirmelidir. Tarih boyunca bu millet hiçbir zaman çaresizce beklememiştir. Bu gün de beklemeyecektir ve bütün Türkler bir ordu zihniyetiyle birleşip gerekli hamleyi yapacaktır.

Bahadır Çelikbaş

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!