Canan (Peyami Safa)

Tarih: 7 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Mutlu bir beraberlikleri olan Bedia ve Lami’nin arası açılır ve Lami eve uğramaz olur. Bedia bundan dolayı hastalanır ve yataklara düşer.Bedia ve Lami beş sene önce evlenmişler ve Bedia ‘nın ailesiyle beraber yaşamaya başlamışlardır. Evlerinde Bedia’nın babası,Abdullah bey, Gülşen dadı,büyükannesi ve hizmetçileri perver ile birlikte yaşarlar.

 

Lami artık bu sıkıntılı gördüğü hayattan bıkmış ve gönlünü kaptırdığı Canan ismindeki kadınla yaşamaya başlamıştır. Lami Canan’ın babası gibi gördüğü ve yanında yetiştiği Şakir Beyin yanında yanında çalışır. Şakir bey gün görmüş ve biraz çapkın bir adamdır. Şakir Bey, karısı Reknaz Hanım, kızı Perihan ve damadı Şemsi(aynı zamanda Bedia’nın ağabeyi), oğlu Faik ve Canan’la beraber yaşar.

Saray ve Ötesi (Halit Ziya Uşaklıgil)

Tarih: 7 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

II.Abdülhamit’in tahtan indirilmesinden sonra yönetim de değişmiştir. Yeni Padişah 5. Sultan Mehmet Reşat’tır. Yönetimle beraber yönetici kadro da değişmiş ve Osmanlı Devletinde Meşrutiyet dönemi başlamıştır.

Reşat Efendi’nin beşinci Sultan Mehmet namıyla cülüsü üzerine saray mabeyn başkatipliğine atanan Uşaklıgil, sarayı Meşrutiyet yönetimine uygun bir biçimde düzenlemek amacındadır. Başkatip olmasından dolayı padişahla her zaman yüzyüzedir. Sarayda olup bitenleri, padişahın günlük faaliyetlerini, nelerden hoşlandığını, nelere tepki göstereceğini, kısaca davranış biçimini çok iyi bilmektedir. Sarayda olup biten herşeyle yakından ilgilendiği için , padişahtan önceki söz sahibidir. Yani başkatip durum incelemesi yaparak, konunun padişahı nasıl etkileyeceği veya söz konusu durum karşısında ne gibi bir sonucun çıkacağını değerlendilir.

Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar)

Tarih: 6 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: 3 yorum  |   Yazar:

mor salkımlı evYazar kitaba küçükken yaşadığı olayları an an hatırladığını anlatarak başlıyor. İlk önceleri anılarında Mor Salkımlı Ev ve annesi vardır. Annesi ile ilgili anıları çok sürmüyor çünkü yazar küçük yaşta annesini kaybediyor. Annesinin ölümüyle ilgili hatırladığı belki de en önemli anı, annesinin cenazesinde gördüğü safran rengi örtüdür.

Bundan dolayı yazarın korkularında ve nefretlerinde hep safran rengi vardır. Babası sarayda görevli Edip Bey’dir. Evlerinde ilk önceleri görevli olarak Rasim Dadı ve Ali lala vardır. Yazar Rasim dadıyı sevmez. Rasim dadı ise Ali lalayı sevmektedir. Yazar Rasim’i sevmediğinden dolayı kızın, durumu aileye bildirmesinden korkarlar. Bir gün bundan dolayı yazarı döverken anneannesi bunları görür ve görevlilerin ikisini de evden attırır. Yazarın, annesinin ölümünden sonra en sevdiği iş, babasının atıyla saraya gidişini izlemektir.

Bir gün aniden, nöbete kalan babasını görmek ister. Ağlar, sızlar ve sonunda seyis ile saraya gönderilir. Durumu zar zor nöbetçilere anlatan seyis sonunda kızı babasına ulaştırır. Daha sonra başka bir evde ailesinden tanımadığı fertlerle tanışır. Bunlardan en çok dayısının oğlu Refat ve on yaşındaki ablası Mahmure’yi hatırlar ve bazı anılarını anlatır.

Türk’ün Ateşle İmtihanı (Halide Edip Adıvar)

Tarih: 6 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türkün ateşle imtihanı30 Ekim 1918’de İngilizler’in İstanbul’u işgal etmesiyle Türk insanının durumu yorgun, şaşkın ve canından bıkkın bir haldeydi. Yıllarca süren savaştan, sefaletten sonra bir de yurdumuzun işgal edilmesi, yani özgürlüğümüzün elimizden alınmak üzere olması Türk insanını bu hale getirmişti. İstanbul’da yaşayan, çoğunluğunu genç subayların oluşturduğu milliyetçiler, gizli dernekler kurup İtilaf Devletleri’nin toplattığı silahları Anadolu’ya kaçırmaya çalışıyor, bir yandan da memleket için kurtuluş yolları arıyorlardı.

Halide Edip, bu derneklerin başkanlarına yakın biri olarak, milliyetçilerin bir araya gelip toplantı yapmak için ne büyük zahmete katlandıklarını bizzat yaşamıştır. Halk ise gazeteler sansür altında olduğundan, olan bitenden habersiz, padişahın İngilizler’le kurduğu yakınlıktan ve İngilizler’in medeni bir devlet olmasından dolayı Anadolu’yu Osmanlı Türklerine bırakacaklarını sanıyordu. Bizi savaşa sokan ittihatçıların çoğu Meclis-i Mebusan’da vekildi ve halk bunlara tepki duyuyordu. Bunu fırsat bilen Tevfik Paşa meclisi kapatmıştı.

15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgalinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden bütün yolları tutmuşlar, tenha yolları da Osmanlı içindeki Hristiyan çetelerine tutturmuşlardı. Dernekler faaliyetlerine devam edemez olmuş, Halide Edip gibi milliyetçi kişiler hakkında idam kararları çıkarılmaya başlanmıştı. Özellikle Halide Edip’in Sultanahmet mitinginde söylediği “…hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir.” sözü şimşekleri kendi üzerine çekmişti.

  Yukarı çık!