Gök Tanrı (Gök Tanrı Dini)

Tarih: 22 Ağustos 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

göktanrı ve şamanizmEski Türkler’de ve Moğollar’da TANRI kelimesi GÖK ve İLAH anlamlarında kullanılmıştır. Yani Türkler ve Moğollar Önceleri GÖK’e tapıyoriarmış. Tanrı, GÖK olarak kabul edilmiş. GÖK için kullanılan kavram aynı zamanda GÖKTANRI’yı ifade için kullanılmış.

Şamanist halklarda GÖKTANRI göğün belli bir katında bulunan ve insana benzeyen bir varlık olarak düşünülmüştür. Altaylar’da göğün üç veya dokuz katından söz edilir. Ayin sırasında Şaman bu göğün katlarına yolculuk eder. Bu katlardan yedi veya dokuz katı aşmak gerekiyor. Bu tabaka veya katlanrı sayısı bazen 17’ye çıkmaktadır. Orta Asya’da ayin için kurulan çadırlar doğrudan doğruya göğü temsil eder. Bazı yerlerde 33 gök dairesinden bahsedilir.

Tanrı veya en büyük ruh, göğün en üst katında ve insan biçiminde düşünülünrıüş. Abakan Türkleri Tanrı’dan söz ederken onun çadırım bile anlatırlar. Altay Türkleri’nin inantşlanrıa göre ise, Ülgen alün kapılı bir sarayda, altın bir taht üstüne otururmuş.

Göktanrı; çeşitli kudret ve sıfatlan ile tanınır. Gökte yaşayan en büyük ruh olarak ye^üzünü, güneşi, ayı ve yıldızlan, gökkubbeyi yaratan düzeni sevk ve idare eden, kaderi tayin eden bir güçtür. Göktanrı her şeye sahiptir. O her şey yapabilir. İnsanlara çocuk veren odur. O yalnız iyilik eder. İnsanlara kötülük etmez.

Göktanrı yeryüzüne kızarsa bu tepkisini; kıtlık, fırtına gibi Çeşitli doğa ol aylan gibi şeylerle ifade eder. Bazı halklar da Göktanrı’nın insanların yaptığı işlere karışmadığı inancındadırlar. Tanrı Ülgen’e genellikle ilkbahar, yaz ve sonbaharda dinsel törenler yapılır. Bu törenlerde kurban olarak beyaz kısrak kesmek gelenektir.

İman ve İslam

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

İman: Lügat manası bakımından; bir şeye inanmak ve bir şeyi doğrulamak demektir. Dini teriminde ise; Yüce Allah’ın dinini kalb ile kabul edip Resülullah efendimizin bildirdiği şeyleri kesin olarak kalb ile doğrulamaktır.

İmanın aslı bu olmakla birlikte bir engel durum bulunmadıkça kalb ile kabul edilip inanılan bu hükümleri dil ile söylemek ve şahadette bulunmak lazımdır. Çünkü inanılması gereken şeyleri kalp ile benimseyip kabul eden kimse, bunları dili ile söylemezse, onun iman durumu insanlar tarafından bilinmez, onun Müslüman olduğuna hükmedilmez.

Kalp ile doğrulamak, dil ile söyleyip ikrar etmekle meydana gelen imanla beraber namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ameller de gereklidir. Çünkü biz, bu görevleri yapmakla sorumluyuz. Bu görevler yapmak imana kuvvet verir. İmanın kalpteki nurunu çoğaltır. İnsanı azaptan kurtarır. Yüce Allah’ın ihsan ve ikramlarına kavuşturur.

Hristiyanlık ve Türkler

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hristiyan türklerTürk Ortodokslarına ne zamandan beri “Karamanlılar” dendiği hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. “Karamanlıca” adı verilen ve “Grek harfli Türkçe” yazının kullanılmaya başlamasını, şayet Türk Ortodokslarına, “Karamanlılar” adının verildiği tarihi kabul edersek, o zaman Fatih Sultan Mehmet dönemini esas almamız gerekecektir.

Gerçi Selçuklular dönemine ait, yazarı bilinmeyen, fakat XIII. yüzyılın ikinci yarısında yazılan bir kaynakta; “Yaranşahrda iki kilisenin inşa edildiği, bunlardan birinin Romalıların kilisesi, diğerinin de Karamanlıların kilisesi olduğu”21 belirtiliyorsa da, başka kaynaklarla desteklenmediği için şimdilik bu kaydın ihtiyatla karşılanması daha uygundur.

Daha önceleri Grek harfleri ile yazılmış birkaç Türkçe kelime bir yana bırakılırsa; Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethini takiben, Rum Ortodoks Patriği II. Gennadios Skolarius’un kaleme alarak Fatih’e sunduğu “İtikadnâme”nin tercümesi ile, “Karamanlıca” kullanılmaya başlamıştır.22 O zaman Karamanlılar adının da, bu İtikadnâme’nin Sultan Fatih’e takdiminden itibaren kullanılmaya başlandığı söylenebilir.

Osmanlı’da Hristiyan Türkler

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hz isa ve hristiyanlıkGagauzlar, Hıristiyan olmalarına rağmen, Hıristiyanlığın temel espirisine aykırı olarak kurban kesmekte, hatta Divanü Lugati’t-Türk’te izah edilen “ıduk” kurbanını “Allahlık” adı altında yaşatmakta; Türk destanlarında önemli bir yer tutan ve Türk kavimlerince kutsal kabul edilen kurt için “Kurt Bayramı” (Canavar Yortusu) kutlamaktadırlar.

Gagauzlar, Osmanlı idaresinde yaşadıkları süre içerisinde, Türk olmalarına rağmen Hıristiyanlıkları sebebiyle ihmal edilmiş; Rum ve Bulgar papazların dinî ve kültürel baskısı altında bırakılmışlardır. Bununla birlikte onlar bu dönemde Anadolu kültürü ile ilişkilerini “Karamanlıca” adı verilen Grek harfleriyle Türkçe yazılmış kitapları okuyarak sürdürmüş, bu kitaplardan birçok hikâye, masal ve türkü öğrenmişlerdir.

Romanya’dan gelerek Türkiye’ye yerleşmiş olan Gagauzlar, nüfus hüviyet cüzdanlarında din ve milliyetlerini belirten bir sütun olmadığından din ve mezhepleri yerine “Hıristiyan Ortodoks” olarak kaydedilmiş ise de 16.09.1943 tarihinde icra vekilleri Heyeti aldığı bir kararla bunları diğer Hıristiyanlardan ayırmak amacıyla mezhep sütununa “Türk Ortodoks” kaydının konulmasını uygun görmüştür.

  Yukarı çık!