Mehmet Sait Aydın

Tarih: 12 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

İslâm’ın modern dünyadaki meseleleri hakkında farklı ve değişik araştırmalar yapıp yeni fikirler ileri süren, bunları, TV kanallarından halka da ulaştıran Mehmet Aydın, bir ilâhiyatçıdır. İslâm felsefesi alanında İngiltere’de doktora yapmıştır. Türkiye’de modern manada ilk önemli ve ciddî “Din Felsefesi” kitabını yazmıştır. Kitap, pek çok baskı yapmıştır. Her eğilimden insanın müracaat kitabı olmuştur. İlâhiyat fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Kendisi Batı ve İslâm dünyasında da tanınmıştır.

Mehmet S. Aydın, İslâmî ve felsefî konulardaki araştırmalarını çeşitli kitaplarda toplamıştır. Dinî meseleleri ise ele aldığı esas iki kitabı vardır;
1) İçe Kritik Bakış-Din, Felsefe, Laiklik,
2) İslâm’ın Evrenselliği.

Mehmet S. Aydın, birinci kitapta, genellikle din ve laiklik meselelerini ele almıştır. Fakat üzerinde ağırlıkla durduğu bazı meseleler, İslâmî Rasyonalizm, laiklik modernleşme karşısında İslâm, ilim ve İslâmî bilgi, din ve demokrasi gibi meselelerdir.

Mehmet S. Aydın, nasıl bir rasyonalite, istemektedir? Onun düşündüğü rasyonalite (aklilik) bölmeci, indirgemeci değil, bütünleştirici, birleştirici, “Tevhit ilkesine göre oluşan ve bu ilkeye sadık kalan bir rasyonelliktir. Bu rasyonellik, her türlü yeni tecrübeye daima açık, oluşum süreci içinde bulunmayı muhafaza etmesi gereken bir rasyonelliktir.” “İslâmî rasyonellik içinde vahiy, sadece ontolojik değil, epistemolojik bir istikrar da oluşturur.” Bu rasyonellik, bir gelenek içinde gelişir, zenginleşir, post-modern tutumu da benimsemez.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

Tarih: 12 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

hıfzı veldet velidedeoğlu

Türkiye’de Üç Devir” adlı eserine; Türk’ün geri kalması, “…Kendisini afyonlayan ve bir kanser uru gibi bütün iliklerine yayılan” softaların telkinleridir. Bu telkinler onu, bilimden, doğal olayları araştırma yolundan, hür düşünceden, aklın kudretine inanmaktan alıkoymamıştır. Buna karşılık Atatürk devri, akıl ve zekâ ile düşünüldüğü devirdir. Türk zekası, her alanda bu devirde parlamıştır. Atatürk devrimi sürecek ve devamlı olacak bir devrimdir. Amacı, her yönden Batı seviyesine ulaşmaktır.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 1949’da İstanbul Üniversite Hukuk Fakültesi Dekanı iken o zamanki İstanbul Müftüsü olan Ömer Nasuhî Bilmen’in “Hukuk-ı İslâmiye ve İstilâhât-ı Fıkhiye Kamusu” adlı altı ciltlik eseri, Hukuk Fakültesi’nin yayınları arasında çıkarmış; kitaba İslâm hukukunu ve eseri öven bir de takdim yazısı yazmıştı. Fakat sonraki yazılarında İslâm hukukunun okutulmamasını istemiştir.

Ord. Prof. Dr.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu (d. 24 Ağustos 1904, İstanbul – ö. 24 Şubat 1992, İstanbul), Türk hukukçu, akademisyen, yazar ve gazetecidir. Trabzon Lisesi (1924) ve Ankara Üniversitesi, Adliye Hukuk Mektebi (Hukuk Fakültesi) (1928) mezunudur. Doktora çalışmalarını İsviçre’de yapmıştır (1933). 1934 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak atanmıştır. Aynı yıl Doçent, 1942 yılında Profesör, ve sonra da Ordinaryus Profesör ünvanlarını almıştır.

Suat Sinanoğlu

Tarih: 10 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

suat sinanoğlu

Suat Sinanoğlu “Türk Hümanizmi” adlı eserinde M. Saffet (Engin) ve Celâl Bayar gibi Atatürk devrimlerinin, gelmiş geçmiş ihtilâllerin en büyüğü, en radikali (köktenci) olduğunu söyler. Suat Sinanoğlu, Batı uygarlığının esasını, “tam bir hak özgürlüğü” olarak belirler.10 O, Atatürk’ün uygulamasında üç aşama görür:

1) Askerî, siyasî ve toplumsal
2) Ekonomik
3) Başarılan işlerin, ideolojik bir sistem içine oluşturulması aşaması.

Atatürk ihtilâlinin fikrî temeli var mıdır? Suat Sinanoğlu olmadığını söyler: “Güçlü bir zekânın hazırladığı devrim, Fransız İhtilâli’nin tersine fikir düzeyinde hiçbir köklü hazırlığa dayanmıyordu.” Neden dayanmıyordu? Suat Sinanoğlu bunun sebebini şöyle açıklar:

…devrim yalnızca Atatürk’ün olağanüstü kişiliği ile gördüğü büyük saygınlık sayesinde, bir de Türk ulusunun bir önder etrafında toplanmaya iten ve Atatürk tarafından zaman zaman büyük ustalıkla değerlendirilen olaylar sayesinde gerçekleşme olanağını bulmuştur.

Hasan Ali Yücel

Tarih: 9 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

hasan ali yücelHasan Ali Yücel’in hayatı “Yeni Hayat” adlı şiirinde “Tanrıyı göklerden yere indirdik” diyerek pozitivist düşünceyle Atatürkçülüğü ve Batılılaşmayı bağdaştırarak gelişim göstermişdir. Kendisi çift yönlü bir düşünürdür. Kendini “Yeni hayatın erenleri”nden gören Hasan Ali’ye göre Atatürk, hürriyetsizlik nizamını yıkmış olup, devrimler birer baskının kaldırılması hareketidir. Atatürk, asla “tek şahıs” olmamış (S. Sinanoğlu aksini söylüyordu), her istediğini de yapamamıştır. Yapacaklarını önceden konuşup danışmıştır.

Hasan Âli Yücel (d. 17 Aralık 1897, İstanbul – ö. 26 Şubat 1961, İstanbul), öğretmen, eski Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri‘nin kurucusu. Hasan Âli Yücel 17 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. Aslen Göreleli olan babası; Ertuğrul Fırkateyni’nin kaptanı olan Amiral Osman Bey’in oğlu Ali Rıza Bey’dir, annesi Neyire Hanım ve eşi Gülsüm Refika Hanım’dır. Eğitim yaşamını sırasıyla Mekteb-i Osmani, Vefa İdadisi, Cağaloğlu Darülmuallimin-i Âli’ye (Yüksek Öğretmen Okulu) okullarında sürdürdü.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi ve 19 Aralık 1922’de öğretmenliğe başladı. 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin (Türk Dil Kurumu) kurulmasıyla Hasan Âli Yücel etimoloji kolu başkanlığına getirildi. 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden, İzmir Milletvekili olarak Meclise girdi, art arda dört dönem milletvekilliği yaptı.

  Yukarı çık!