Sanal Kuşak

Tarih: 21 Nisan 2013  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sanal kuşakBu gün de gözlemleyebildiğimiz gibi, gençlerimizin elinden telefon gibi teknolojik aletler düşmüyor. Aslında teknoloji faydalı bir buluş olup, hayatımızı kolaylaştırıyor. Fakat bunları amaç dışı kullandığımızda asosyallik kaçınılmaz oluyor.

Geçen gün bir yazı okumuştum. Tuz ve sigara bağımlılık yönünde yarışmaktalarmış. İleride bu yarışta teknolojik aletleri görmek hiç şaşırtıcı olmaz.

Televizyon, telefon ve bilgisayar gibi teknolojik aygıtların başında geçireceğimiz zamanı türlü etkinlikler yaparak değerlendirebiliriz. Çünkü ileride bu bahsettiklerimiz bizim kültür kaybımıza yol açabilir. Biz, hiçbir zaman kullanmayın bu aletleri demiyoruz ama bir amaç doğrultusunda, çizgiyi aşmadan kullanmalıyız.

Televizyon izlemekte ne var diyeceksiniz. Şimdiki gençlerde özentilik, hayranlık ve sanallığın dibine vurmuş bir kuşak yetişmekte. Tabiki bunları durdurmak bizim elimizde. Bu tür araçları gereksinim duyduğumuzda kullanarak kontrolü ele alabiliriz.

Hamburger Gençliği

Tarih: 19 Nisan 2013  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hamburger gençliği
Dengeli beslenme çok önemlidir. Ama bu çağda ne yazık ki hiçbir insan dengeli beslenmiyor. İnsanlar daha çok abur cubur yemeyi tercih ediyorlar. Bu beslenme alışkanlığı insanların hayatlarını mahvediyor. Günümüzdeki yemekler hiç sağlıklı olmadığı için, artık zararlı yiyeceklerden insanlar daha fazla yemek istiyor.

Bazen tabelalarda gördüğüm olmuştur. Bir yerde ev yapımı yemekler var. Diğer dükkânda ise hamburger satan bir yer. Fastfood (hızlı yiyecek) tarzı yiyecekler satan yerde çok, ev yemekleri satan yerde ise çok az müşteri var. Ülkemiz bu nedenle obezitenin tehdidi altına girmeye başladı.

Artık evde yemek yapmaya bile üşenen insanlar var. Arkadaşlar telefonu ellerine alıp bir pizzacıyı arayıp, pizza ve kola yemeyi marifet sayıyorlar. Belki ev yemekleri yeseler hem daha az para verecekler hem de daha sağlıklı beslenecekler.

Fahişelik (Dünyadaki en eski meslek)

Tarih: 2 Nisan 2013  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

fahişelikBilinen en eski yazılarda bile, fahişeliğin bahsi geçmektedir. Aşağıdaki satırlar “Ecclesiaste”tan (XL,10) alınmıştır: “Fahişelik yapan her kadın, tıpkı yol üzerindeki bir süprüntü gibi, ayaklar altında ezilecektir. “Romalı tarihçi Valere Maxi-me’in anlattıklarına göre, Kartaca yakınlarında bulunan bir Venüs tapınağında, bazı genç kızlar, kendilerine drahoma hazırlayabilmek amacıyla, bir müddet fahişelik yapmaktaydı.

Tiberius’un hüküm sürdüğü devirlerde, üzerinde hükümdarın resmi bulunan paraları taşıyan insanların bir geneleve girmeleri, direkt olarak krala karşı gelme sayılır ve ölüm cezasına çarptırılmalarıyla sonuçlanırdı. M.Ö Vll.yüzyılda yayınlanmış ve “Deuteronome” adı altında toplanmış Musevi kanunları “İsrail kavminden hiçbir kadının fahişelik yapamayacağını” belirtmiştir.

Daha sonraları şehrin sembolü haline gelen bir dişi kurt tarafından emzirilen Ro-mus ve Romulus’ün Roma şehrini kurmaları konusunu “Tanrının Şehri” adlı eserinde işlemiş olan St Augustin şöyle anlatır: “Onları, ağlayışlarını duyan bir fahişe bulmuş ve emzirmişti. O devirlerde fahişeler, dişi kurt adıyla çağrılmaktaydı. Onların iğrenç işlerini sürdürdükleri yerlere de, bu nedenle “Lupanar” (Genelev) denmiştir. (Dişi kurt: Louve)

Orhun Yazıtları (Orhun Abideleri)

Tarih: 8 Aralık 2012  |   Bölüm: Kültür, Tarih  |   Yorumlar: 5 yorum  |   Yazar:

orhun yazıtları abideleriTürk dilinin en eski yazılı belgeleri olan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları genellikle ‘Orhon yazıtları’ adı ile anılır. Bunun nedeni de bu yazıtların Orta Moğolistan’da, Orhon ırmağının eski yatağı yakınında, Koço-Çaydam adlı göl civarında dikilmiş ve 1889 yılında Yadrintsev tarafından orada bulunmuş olmalarıdır. Araları yaklaşık bir kilometre olan bu iki büyük yazıttan Kül Tigin yazıtı 732 yılında, Bilge Kağan yazıtı da 735 yılında yazılmış ve dikilmiştir.

Orhon yazıtları İkinci Doğu Türk Kağanlığı döneminde (682-744) yazılıp dikilen ve bize kadar gelebilen en eski ve çok değerli yazılı belgelerdir. Son yıllarda Moğolistan’ın Arhangay (Kuzey Hangay) bölgesinde 581 tarihinde, yani Birinci Kağanlık döneminde dikilmiş bir yazıt (Bugut yazıtı) bulunmuşsa da bu yazıt ne yazık ki Türkçe değildir. Yazıtın üç yüzü Soğdca bir yüzü de Sanskrit dilindedir. Bugut yazıtının Türkçe olmaması 6. yüzyıl sonlarında Türklerin henüz kendilerine özgü bir yazıları olmadığını gösterir. göktürk devleti

İkinci Kağanlık döneminden kalma üçüncü bir yazıt da Tunyukuk yazıtıdır. Tunyukuk yazıtı 1897’de ve Klementz tarafından Orhon yazıtlarından çok daha doğuda, Moğolistan’ın başkenti Ulan-Bator’un 50 kilometre kadar güney-batısmda, Nalayha kenti ile Tola ırmağının sağ kıyısı arasında, Bayn -Tsokto denilen yerde bulunmuştur. İki büyük taşın dört yüzüne yazılmış olan Tunyukuk yazıtı Orhon yazıtlarından daha eski bir tarihte, büyük bir olasılıkla 720 ile 725 yılları arasında yazılıp dikilmiştir.

Moğolistan’da İkinci Kağanlık döneminden kalma birkaç küçük yazıt daha vardır. Bunların en önemlileri de Küli Çor (İhe-Hüşötü) ve Ongin (Işbara Tarkan) yazıtlarıdır. Küli Çor yazıtının 719-723 yılları arasında, Ongin yazıtının da 732-735 yılları arasında dikilmiş olduğu sanılıyor.

  Yukarı çık!