Ankara Üniversitesi

Tarih: 29 Mayıs 2013  |   Bölüm: Eğitim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

ankara üniversitesiAtatürk, tarih ve dil tezleri ile Türk dili ve tarihi araştırmalarını Dil ve Tarih kurumlarından başka özel bir fakültenin sürdürmesini istiyordu. 14 Haziran 1935’te Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulması hakkındaki kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmişti. 9 Ocak 1936’da da Atatürk’ün de hazır bulunması ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açıldı. Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan açılış söylevinde “Orta Asya’da kültür kurmuş ve bunu dünyanın beş bucağına yaymış bir ulus, çok tabiidir ki yarattığı kültür eserlerinin adını ve bu eserlerle bağlı fikir sistemlerini birlikte götürmüş ve içlerine girdikleri uluslara yaymıştır” demekteydi.

Aynı gün ilk tarih dersini Afet (İnan) vermişti.84 Fakültede çağdaş yabancı dil bölümleriyle birlikte, tarihin birçok ölü diline yer verilmişti. Etice, Çince, Sanskritçe, Sümerce üzerinde çalışmalarla Türk dilinin karanlık devirleri ortaya çıkacaktı. Bunlar arasında Sümerce, Etice özel önem taşıyordu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 1925’te kurulan Adliye Hukuk Mektebi ve 1935’te kurulan (10 Haziran’da Mülkiye Mektebi Siyasal Bilgiler Okulu adını alır) Siyasal Bilgiler Okulu’nun, 5 Kasım 1936’da İstanbul’dan Ankara’ya nakli ve bu üçünün birleştirilmesi ile Ankara Üniversitesi haline getirildi. 9 Haziran 1937’de Tıp Fakültesi kuruldu. Sonra, Eczacılık, Fen, İlahiyat, Ziraat, Diş Hekimliği, Veteriner Fakülteleri kuruldu.

Ankara Üniversitesi Cumhuriyet tarihini ve misyonunu milletiyle özdeşleştirmiş, bütünleştirmiş bir üniversitedir. Nasıl Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, salt bir yönetim biçimini değiştirmenin çok ötesinde, çağdaş bilime, çağdaş demokratik değerlere ve kurumlara dayalı büyük bir toplumsal dönüşüm sistemi ise; Ankara Üniversitesinin açılışı da bilinen üniversite amaçlarının çok ötesinde, farklı bir misyonun somutlaşmasını ifade eder. Ankara Üniversitesi, Atatürk ilke ve inkılaplarının dayanaklarını oluşturmak, yurt geneline yaymak, kökleştirmek ve çağdaşlığın, bilimin ve aydınlığın ifadesi olan bu ilkelerin yılmaz savunuculuğunu yapmak üzere, temeli bizzat yüce Atatürk tarafından atılmış bir üniversitedir.

Öğrenme

Tarih: 25 Eylül 2012  |   Bölüm: Eğitim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

öğrenmeÖğrenmeyi desteklemek, geliştirmek eğitim kurumlarmm en temel amacıdır. Bu kurumlar; bir kreş, bir devlet lisesi, bir halk eğitim merkezi, bir fakülte ya da bir hizmet içi eğitim birimi olabilir. Bu eğitim kurumlarmm hedefleri, süreleri, programları, büyüklükleri, fizikî donanımları, yöntemleri, ürünleri, atmosferleri, örgütsel yapıları birbirinden çok farklı olsa da bu kurumlara devam eden öğrenenlerin hepsi ortak bir amaca sahiptirler. Paylaşılan bu ortak amaç öğrenmedir. toprak tipleri

Öğrenme, yaşantı ürünü ve nispeten kalıcı izli davranış değişmesi olarak tanımlanmaktadır (Gagné & Driscol,1988; Ertürk, 1986; Fidan, 1986). Ancak, süreklilik göstermesine rağmen öğrenme olmayan bir davranış değişikliği vardır: büyüme (Gagné & Driscol,1988). Bunun yanında hastalık, ilâç, yorgunluk, uykusuzluk, alkol vb. etkisi altındaki değişmeler de organizmanın geçici hâllerinin bir sonucu olduğundan dolayı öğrenme niteliğinde değildir. Öğrenme niteliğindeki değişmeler yaşantı ürünü o-luş özellikleri ile yukarıda sözü edilen davranışlardan ayrılırlar (Ertürk, 1986). Öğrenme niteliğindeki değişmeler bilişsel (örneğin: “Yeryüzü şekillerinin yaşantımız üzerindeki etkisini açıklayabilme”), duyuşsal (örneğin: “Bayrak sevgisi”) ve psiko-motor (örneğin: “bisiklet sürebilme”) olmak üzere üç türlü olabilir.

Öğretme

Tarih: 25 Eylül 2012  |   Bölüm: Eğitim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

öğretmeBir eğitim programının gerçekleştirilmesi sürecinde öğrencinin yanı sıra öğretmen en önemli öğedir. Öğretmen, öğrenmeyi ilerletmek, geliştirmek, desteklemek amacıyla öğrencinin çevresinde uygun eğitim durumları düzenlemekten sorumlu kişidir. Gagné (1988, s.2) öğretmeyi; bireyde öğrenmeyi başlatmak, harekete geçirmek ve desteklemek için tasarlanan etkinlikler kümesi olarak tanımlamaktadır. toprak horizonları

Ertürk’e (1986, s.83) göre öğretme; herhangi bir öğrenmeyi kılavuzlama veya sağlama faaliyetleridir. Fidan (1986, s.18) öğretmeyi, hedeflerle belirlenen davranışların öğrenciye kazandırılması için öğrenme yaşantısı oluşturma süreci olarak ele almaktadır. Glasser (1992, s.174) ise öğretmeyi; açıklama, model olma gibi yöntemler yoluyla, bilgiyi yaşamlarına şimdi ya da ileride kalite katması için edinmek isteyen kişilere verme süreci olarak tanımlamaktadır.

Kadının Meta Olarak Yansıtılması

Tarih: 15 Ağustos 2012  |   Bölüm: Eğitim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kadının metalaşmasıGazetelerin arka sayfalarında yer alan yarı çıplak kadın resimlerini beğenmiyor, kadınların sadece bir cinsel obje olarak yansıtılmasına karşı çıkıyoruz.

Kadın vücudunun vitrinde satılan bir mal gibi sergilenmesi, Türk gencinin ahlaki yapısını çökerttiği gibi Türk’ün kadına gösterdiği değeri de küçültmektedir.

Bu tür müstehcen yayınlarla beyinlerini dolduran, mahmur gözlerinin genç kalpleri fethetmek; narin vücutlarının ise erkekleri cezp etmek için yaratıldığını sanan küçük hanımlar; rezil gece âlemlerinin doğasına hayran olarak, kendisini kapıp koyuvermiş çıtkırıldım efendiler, bilin ki;

Türk kadınının özelliklerinden en önemlisi: mükemmel bir ahlaka sahip olan, dünyanın en iyi eğitimcileri olmalarıdır. Yetiştirdikleri her çocuğu, kusursuz bir ahlak ve bilgi ile büyütmüşlerdir. İşte bu analar sayesinde dünyaya nam salan Mete Han’dan, Attila’dan, Atatürk’ten bahsedebiliyoruz.

Türk kadını; iffetini korumasını bildiği gibi, vatanını, bayrağını ve milletinin esenliğini korumak için de cephede savaşmış şehit düşmüş, gazi olmuştur.

  Yukarı çık!