Estetik Ameliyat Hakkında Her Şey

Tarih: 22 Mart 2013  |   Bölüm: Bilim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

estetik ameliyatEstetik cerrahi yaklaşık 4.000 senedir uygulanmaktadır. Mısır’da ve Hindistan’da burun ve dudak estetikleri yapılıyordu. Cerrahi tekniklerin ve anestezinin büyük gelişmeleri ile estetik cerrahinin alanı genişlemiş ve gelişmiştir.

Mükemmel bir güzellik yoktur. Güzelliğin ölçüsü kesin değildir, değişkendir ve çoğumuz ideal bir güzelliğe sahip değiliz-dir. Doğa herkese eşit şekilde güzellik vermemiştir. Tümörlerin, fazla maddelerin vücuttan çıkarılması, yanıkların, çeşitli kaza izlerinin kapatılması estetik cerrahinin alanı içine girer. Hiç kimse bu ameliyatların gerekliliğini inkâr edemez. Hiç kimse sevimsiz, itici hatları olsun istemez. Kimi zaman ise insan kendisini fiziki hatları içinde iyi hissetmez. Aslında rahatsızlık çoğu kez fiziksel değil psikolojik bir sorundan kaynaklanmaktadır. Bu durumda da estetik cerrahi en iyi çözüm değildir, kuşkusuz.

Saç Dökülmesi (Nedenleri ve Çözümleri)

Tarih: 20 Mart 2013  |   Bölüm: Bilim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

saç dökülmesiSaçların dökülmesi çoğu zaman çok kötü bir olay gözü ile bakılmaktadır. Kelliğin nedeninin erkeklik hormonu testosteron olduğu ileri sürülmektedir. Saçların yeniden çıkması için eskiden beri çeşitli tedaviler uygulanmaktadır ama hiçbiri mucize yaratmaz. 4 erkekten 3’ü kel kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu olay sebum salgılanımım etkileyen erkeklik hormonları ile bağlantılıdır. Aynı zamanda irsi bir olaydır. Eğer dedeniz, babanız ya da amcanız kel ise sizin kel olma şansınız fazladır. Buna dengesiz bir beslenme veya bakımsızlık da eklenince olasılık yüzdesi daha da artar. Çeşitli şoklar, üzüntüler, stresler de kelliğe sebep olabilir. Eğer otuz yaşında saçların yarısı dökülmemişse önemli bir kellikle karşılaşılmaz. 50 yaşında ilk saç dökülmelerle karşılaşılırsa kellikten söz edilmez. Yalnızca saçlarda azalma görülür. Saç dökülmesi düzenli değildir. Yorgunluk dönemi,üzüntülü bir dönem, hormona! değerin bozulduğu dönemler gibi belli dönemlerde hızlanır. Vücuttaki hiçbir madde dökülen saçın yerine yenisini çıkmasını sağlayamaz. Günümüzde dış etkenlerle dökülen saçların yeniden çıkarılması ya da cerrahi (dikme yoluyla) ve krem ve şampuanlarla önleme çabaları hız kazanmıştır.

Enerji Kaynakları

Tarih: 30 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilim  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

enerji kaynaklarıİnsanların her yönden gelişmesine hizmet eden malzemeler, arz kabuğunda bulunan çeşitli madenler, mineraller ve kayalardır. Bunların başında ise hem ham madde hem de enerji kaynağı olarak kullanılan kömür ve petrol gelmektedir. Bilhassa 19. ve 20. asrın başlarından itibaren kullanılmaya başlanan bu iki madde sayesinde insanoğlu kültürel ve teknik yönden başdöndürücü bir hızla ilerlemeye ve her türlü elektronik cihazdan gezegenlere kadar giden taşıtları yapmaya başlamıştır. Bu enerji kaynakları sayesinde insanoğlu, okyanuslar arasında seyrüsefer yapan gemi ve uçakların, traktör ve çeşitli tarımsal makinelerin, fabrikaların çalışmasını sağlayarak önemli bir ilerleme kaydetmiştir.

Günümüz dünyasında enerji üretimi ve tüketimi, ülkelerin gelişmesi ile doğrudan ilişkilidir. Zira enerji; bilgisayarın kullanımından, haberleşmeye, bir evin aydınlatılmasından tutun da fabrikaların çalışmasına ve ulaşımın sağlanmasına varıncaya kadar tüm alanlarda kullanılan ana girdidir. Enerji üretimi ve tüketimi olmaksızın bir toplumun, ülkenin gelişmesi imkânsızdır. O bakımdan tüm ülkeler enerji yatırımına son derece fazla önem vermektedir. Her yıl enerji üretimi ve tüketimi sürekli artış göstermektedir.

Güneş Enerjisi

Tarih: 30 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilim  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

güneş enerjisiGüneş, Güneş Sistemi’nin en büyük ve tek enerji kaynağıdır. Bir gezegen olarak Dünya’nın Güneş’ten aldığı enerji toplamı bir yılda 1,5 katrilyon megawatt/saattir. Bu enerji miktarı, dünyada insanların 1 yılda tüketilen enerjinin 28 000 katı kadardır.

Esasen dünyada jeotermal ve nükleer enerji dışında tüm enerjinin kökeni Güneş’e aittir. Petrol ve kömürdeki enerji, güneş enerjisinin ta kendisidir. Zira bitkiler fotosentez sırasında Güneş’ten aldıkları enerjiyi dokularına kimyasal olarak bağlayarak CHO bileşenlerini üretir; burada Oksijen (O) yanıcı, Hidrojen (H) yakıcı ve Karbon (C) ise bağlayıcı olan maddedir. Bitkinin yanması, çürümesi esnasında bu enerji tekrar açığa çıkar. Daha önce belirtildiği gibi petrol ve kömür yatakları, organik kökenlidir ve güneş enerjisinin birikmiş olduğu birer konsantre depodur.

Kurak tropikal ve yarıkurak subtropikal bölgeler, güneş enerjisi yönünden büyük potansiyel göstermektedir. Türkiye’de güneş enerjisinin potansiyeli 25 milyon ton petrole eş değerdir. Ülkemizde güneş enerjisinden sıcak su üretilmektedir.

  Yukarı çık!