Ekmek (Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey)

Tarih: 25 Mart 2013  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

ekmek hakkındaCiddi istatistikleri yapıldığı ileri sanayi ülkelerinde, örneğin Fransa’da ekmek tüketimiyle ilgili şu rakamlar, oldukça ilginç: 1880’de günde 600 g; 1910’da 500 g; 1925’te 325 g; 1965’te 263 g; 1980’de 160 g! Görülüyor ki bir yüzyıl içinde bu ülkede ekmek tüketimi, daha değerli besinler lehine üçte ikiden daha yüksek bir oranda azalmış (etler, taze meyva, şekerli besinler). Elbette kişisel farklılıklar önemli olabilir. Öte yandan 1980 tüketimi rakamlarına ekmekten başka karbo-hidrat kaynakları da katılmış (biskü-vit, peksimet, çeşitli krakerler, tuzsuz ekmek vb gibi). Her şeye rağmen ekmek tüketiminin büyük azalma gösterdiği bir gerçek. Yine istatistikler buğday tüketiminin 1959’da günde ve kişi başına 263 g’dan 1975’te 203 g’a düştüğünü gösteriyor. (16 yılda % 28 daha az!) Geçmiş yıllardaki kutsal niteliğini yitiren ekmek de, artık diğer besinlerden farklı değil.

Ekmek Üretimi

Ekmek hamurunda eskiden beri uygulanan yöntem 100 pay un, 60 pay su, 2 pay tuz ve 1 ya da 2 pay maya.

Hamur yoğurulduktan sonra (şimdi ekmek fabrikalarında yoğurma işlemi de makinelerde gerçekleşiyor), hamur dört-altı saat arasında dinlendi-rilmeye bırakılıyor. Bu mayalanma döneminde karbonik gaz oluşuyor. Hamur kabarıp üzerinde az çok düzenli kabarcıklar, delikler oluşuyor. Daha sonra istenilen biçimde bölünüyor.

Dayanıklılık ve Direnç

Tarih: 25 Mart 2013  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

dayanıklılık dirençSporda şematik olarak İki tip güç ayırt edilir: Dayanıklılıkla çalışma (aerobi) ve dirençle çalışma (anaerobi).

Dayanıklılık

Dayanıklılık normal bir gücü uzun süre devam ettirebilmektir.

Dayanıklılığın en önemli özelliği ihtiyaçlar ile getirilen oksijen arasında denge kurmaktır. Bu nedenle birkaç senedir fizyologlar dayanıklılık gücünden değil aerobi metabolizmasını sağlayan dayanıklılıktan, yani oksijen alındığında ortaya çıkan gerçek enerjiden bahsediyorlar. Aerobide oksijen, kaslara çalışmaları için yeterli derecede gelir. Genellikle dinamik ritimli güçten söz edilmektedir.

Psikanaliz ve Cinsellik

Tarih: 25 Mart 2013  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

psikanaliz cinsellikBu soruya psikanalizin cevabı şu olaçaktır: Cansız nesnelerin, bizim onlara yakıştırdığımız, bir ayna gibi bizi de yansıtan bir ruhları vardır. Sigmund Freud (1856-1939) bu isteğin beşikte başladığını söyler. Psikolojik bir araştırma metodunu ortaya koyan bu AvusturyalI doktor, katı düşünceli XIX. Yüzyıl sonlarında, çocuktaki cinsellik konusuna eğilme cesaretini.bulan ilk bilgin olmuştur.

Freud, bir ufaklığın “libido”suna (psikanalizde, canlı varlıklarda kendini cinsellikle ortaya koyan enerji) konu olarak ebeveynlerden birini ya da onların yerini tutan kişileri, fakat özellikle anneyi veya dadıyı, doğumun ilk günlerinden itibaren bu
rolü oynamışsa babayı seçebileceğini söyler. Tercihini, canlı ya da cansız tüm varlıklara yöneltebilir. Nihayet bu tatmini kendinde de bulabilir; nitekim çocukta parmak emmek bir ‘otoerotizm’ göstergesidir. Freud, çocuğun karşılaştığı bu duruma çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek bir sapıklık olarak bakmıştır. Bu sapıklığa görülen eğilimin ender rastlanan, olağan dışı bir şey olmadığını ve insanın normal yapısının bir parçası olduğunu da ilave eder. Çocukluk devresi peşpeşe gelen dönemlerden oluşmuştur. ‘Oral’ devre, yani emme devresi hayatın ilk altı ayım kapsar (bu veri, bundan sonrakiler gibi, bir bebekten diğerine farklılıklar gösterebilir). Burada ağız en önemli yaklaşım unsurudur.

Karbonhidratlar Hakkında Her Şey

Tarih: 24 Mart 2013  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

karbonhidratlarKarbo-hidratlar dengeli bir beslenmede organizmanın enerji gereksiniminin yaklaşık yarısını (% 50-55’ini) karşılıyor. Ama bugün, özellikle yaşam, düzeyi yüksek ülkelerde sağlanan kalorinin ancak % 40-43’ünü, bazen daha bile azını karşılıyorlar. Ayrıca insanlar giderek daha az nişasta ve daha çok şeker yiyor. Oysa bu iki tip karbo-hidratın kullanımı, hiç de aynı değil. Nişastalarda kullanım ağır. Glisemi dengesini hiç bozmuyor. Çabuk kullanılan şeker ve şekerliler için durum hiç böyle değil. Ayrıca nişastaya pekçok başka besin eşlik edebilirken, şeker tek başma yeniyor. Bu nedenle de şekerden daha çok “nafile kalori” diye söz ediliyor.

Ağır Kullanımlı Karbonhidratlar

Bunlar, tahıl ve tahıl ürünlerinden, kuru sebzelerden, patatesten ve bazı meyva-Iardan elde ediliyor. Tahıl taneciklerinin yapıları, birbirinin hep aynı. Besinsel öğelerinin bileşimi de. Dıştan içe doğru şunlara rastlanıyor:

• Sert lifler bakımından zengin kabuk kısmı; bunların geniş bir bölümü tasfiye ediliyor.

  Yukarı çık!