Arama Sonuçları: ‘Amaç Ne’

    Amaç Ne?

    amaç neBeyince, Türk Dil Kurumu’nun tanımadığı bir sözcüktür. Çünkü kısmen uydurma olmakla birlikte, derin bir felsefeye sahiptir. “Bir sosyal beyin fırtınası yapma gayreti içerisinde olan, sanal bir beynin mütevazı hâlidir beyince…

    Hiçbir zaman toplumsal yararı göz ardı etmeden, bazen ciddiyetle bilimsel konuları ele almayı, bazen ise insanî bir ihtiyaç olan geyiğe sarmayı amaçlamaktayız efendim. Küçük bir site diyerek geçiştirmediğimiz büyük projelere imza attık, yenilerine girişme gayretindeyiz.

    Sitemize her gün eklenen onlarca içerikle, hem adeta bir çöp yığınına dönmüş olan bu internet deryasını bir nebze olsun ferahlatmak hem de yarının gençlerine, Türk evlatlarına elimizden geldiği kadar fayda sağlamak amacındayız.

    İnternetteki bilgi kirliliğine tepki olarak, hem yararlı / öğretici paylaşımlar yapmak hem de birçok insanın duygularına tercüman, düşüncelerine araç olmak adına yazıp çizerek seviyeli bir paylaşım ortamı oluşturmak temel felsefemizdir.

    Tüm bunları yaparken sitemize gelen konuklarımızdan hiçbir şey talep etmemekte, onlara istedikleri tüm bilgiye özgürce ulaşma şansı tanımaktayız. Bunu bizim vermiş olduğumuz bir lütuf olarak değil, ziyaretçilerimizin sahip olduğu bir hak olarak görüyoruz. Çünkü bugünün dünyası, bilgi çağında; bilgi ise, her şeyden daha değerli…

    Ayrıca, sadece biz değil siz de sitemize katkıda bulunarak amacımıza ortak olabilir, tek amacı bilgiyi paylaşmak olan bizlere yardımcı olabilirsiniz. Söz Sizde bölümümüzden faydalanarak, bu bilgi binasına bir tuğla da siz koyabilirsiniz.

    Türk milletinin değerlerini yüceltecek araştırmalara önayak olmak, kültür değerlerimizi yarınlara taşıyacak kıvılcımlar yaratmak da bunlar arasında sayılabilir…

    Özetle; her şey sizin için. :)

    Ses, Harf ve Alfabe Nedir?

    ses, harf, alfabe nedir

    Konuşma dilinin en küçük parçaları olan ses, “ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta, bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim” olarak tanımlanmaktadır. Dillerin ortaya çıkmaları üzerine geliştirilen teoriler de göz önüne alındığında, dillerin sesler üzerine kurulu olduğunu söylemek mümkündür. Dil, hammaddesi ses olan ve sese dayalı olarak gelişen bir varlıktır. Bildirişimi sağlama amacıyla ses veya ses demetlerine saymaca değerler yüklenmektedir. Dil denilen bu yapay sistemin temel yapı taşı ise sestir.

    Kuşkusuz burada sesin iki boyutunu ele almak gerekir. Ses, fizik bilimi teknikleriyle laboratuvarda incelenebilecek bir gerçeklik olmanın dışında, “fonoloji” adı verilen ses biliminde dilin anlam yönüyle bağlantılı olarak sosyal bilimlerce incelenen toplumsal bir konudur. “İnsanoğlunun dünya sahnesine çıkmasıyla anlam kazanan ses, zaman içinde işlenerek insanlar arasındaki iletişimin ana aracı olmuş ve insanlar, onun sayesinde amaçlarına ulaşmışlardır.

    Sesler, akciğerlerdeki havanın birçok organ tarafından etkilenmesi ve işlenmesi sonucunda düzenli ve devamlı birlikler hâlinde ortaya çıkarak bir dilsel göstereni karşılar. Sesin ortaya çıkmasında akciğerler, nefes borusu, yutak, ses telleri, yutak boşluğu, burun boşluğu, ağız boşluğu, dil, dişler, avurtlar, ön damak, arka damak, küçük dil, dudaklar ve çeneler görev almaktadır. Akciğerlere dolan hava, diyaframın göğüs kaslarına yardımıyla soluk borusundan gırtlak, boğaz, ağız kanalı, geniz ve burun boşluğundan geçirilmekte ve sesin özelliğine göre işlenerek dil sesleri oluşmaktadır.

    Sürrealizm / Gerçeküstücülük Akımı

    sürrealizm nedir, temsilcileriSürrealizm, arı fikri, toplumsal ve ahlakça her türlü ön düşünce etkisinden kurtularak anlatma amacını güden sanat akımıdır. 1924 yılında kurulan gerçeküstücülük, düşüncenin gerçek işlevini sözlü ya da başka bir biçimde ifade etmek üzere seçilen katıksız ruhsal otomatizm. Düşüncenin her türlü ahlaksal ya da estetik kaygıdan uzak, aklın denetimi olmaksızın ortaya konması şeklinde tarif edilir.

    Gerek söz gerek yazı gerek başka biçim ile düşüncenin gerçek çalışmasını anlatan, katışıksız ruhsal bir otomatizmadır. Akıl ve mantığın bütün kontrolünden, bütün estetik ve ahlaksal kaygıdan kurtulmuş olan düşüncenin anlatımıdır. Akıl ve mantığın bütün kontrolünden, bütün estetik ve ahlaksal kaygıdan kurtulmuş olan düşüncenin anlatımıdır.

    Sürrealizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Philippe Soupaut, gerçeküstücülüğün ortaya çıktığı dönemi kendi ifadesiyle ‘bir tanık’ olarak şöyle anlatırken bir başkaldırı edebiyatı olarak da bilinen sürrealizmin şairlerinde başkaldırı gerçeğinin anlatır: …Savaş, yoğun propaganda… ‘toprağın edebiyatçıları’, eski muharipler..zafer baba…Versailes Antlaşması… Milyanlarca sic(ölü)… Sakatlar… Gazla zehirlenmişler… Yaralılar… Unuttuklarımı geçiyorum… Ama her şeyi unutmadım. Ve sonra doğuda Ekim ihtilalı vardı. Özünde olup bitenleri öğrenmemiz için sürekli kafa patlatılsa da bizim için düpedüz ihtilaldi. Doğrusunu söylemek gerekirse, sisler içinde yaşıyorduk. Bununla beraber giderek başkaldırmaya başladığımı anımsıyorum.

    Kübizm

    kübizm nedir, özellikleriKübizm, somculuk da denilen bu sanat akımı, yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressam Picasso tarafından resimde açılmış, sonra öteki sanat kolları ile birlikte edebiyata da geçmiştir. 1980 yıllarında empresyonizme ve o güne kadarki diğer sanat anlayışlarına tepki olarak doğduğu söylenen kübizm önce bir resim akımı olarak görüldüğü1913 den sonra edebiyatın şiir türünde özellikle etkili olduğu 1930’lu yıllara kadar etkilerinin devam ettiği ifade edilir.

    Dünya edebiyatında; Max Jacob (1876-1944) Guillaumme Apollinaire (1880-1918), Andre Salmon (1881-1969), Blaise Cendrars (1887-1961) Jean Cocteau (1889-1963),
    şiirleriyle bu akıma örnek gösterilmiştir.

    Kübizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Kübizm, var olanı olduğu gibi anlatmak yerine sanatçının görmek istediği şeyi görmek istediği gibi anlatması olarak yorumlanır. Çetişli kübizmin orataya çıkışını anlatırken öncelikle geleneksel sanat anlayışı ve mimesisten söz eder. Esas olanı taklit etme olarak açıklanan mimesis, sanat eserinde diş dünya gerçeğini yansıtmak olarak kabul edilirken kübistlerin bu kabule karşı çıktıklarını, sanat eserinde gerçeğin benzerini yansıtmak zorunda olmadığına inandıklarını ifade eder.

  Yukarı çık!