Türkiye Adının Kökeni ve Anlamı

Tarih: 2 Aralık 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 3.221  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

türkiye adının anlamıTürkiye, Türklerin yaşadığı, hâkim olduğu coğrafyalara veya kurdukları devletlere verilen bir addır. Tarih boyunca Türklerin yaşadığı ve siyasal egemenlik kurduğu coğrafyalar, genellikle, “Türkia, Turkhia, Türkistan, Türk ili/Türk eli, Türkiye” biçiminde adlandırılmıştır. Türkiye adı, kimi zaman bizzat Türkler tarafında verilmiş ve devletin resmî adı olarak kullanılmıştır kimi zaman da onlardan bahseden başka milletler, Türklerin kurduğu devletleri bu ad ile anmışlardır.

Türk Kağanlığı / Göktürkler ya da Türk Devleti olarak bilinen ve MS 552 tarihinde bugünkü Moğolistan coğrafyasında kurulan Türk devleti, Türk adını kullanan ilk devlettir. Bizans kaynakları VI. yüzyılda, yani Türk Kağanlığının kurulduğu yüzyılda, Orta Asya için “Türkia/Türkiye” adını kullanmışlardır. Yine batılı kaynaklarda, IX. ve X. yüzyıllarda Karadeniz ve Hazar denizinin kuzey bölgelerine, İdil (Volga) boylarından Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş coğrafyaya “Türkia/Türkiye” dendiği bilinmektedir. Bu tarihlerde söz konusu coğrafyada Hazar devleti yaşamakta idi. XII. yüzyıldan itibaren önceleri Anadolu’nun doğu bölgeleri için daha sonra da bütün Anadolu için Türkia adının kullanıldığını görüyoruz.

Özellikle bu tarihlerde batılı araştırmacıların hazırladığı tarih ve coğrafya kitapları ile kimi haritalarda bu ad açıkça görülmektedir . Selçuklu çağında yazılan birçok yerli ve yabancı kaynak, bizim Selçuklu devleti olarak adlandırdığımız devletin hâkim olduğu toprakları adlandırırken de yine, zaman zaman Turkia/Turkhia/ Turquia adını kullanmışlardır . Mısır ve Suriye bölgesinde kurulan devlete biz bugün Memluk ya da Kölemenler devleti derken, Memlukların kendileri, Devlet-i Türkiyye (Türk Devleti) adını kullanmışlardır. Bu ad, Memluk devletinin resmi adıdır . Batılılar da, XIII. yüzyıldan itibaren Mısır ve Suriye bölgelerine Türkiye demeye başlamışlardır .

Eski Türklerde Savaş Aletleri

Tarih: 27 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 30.927  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

türk savaş aletleriSavaş araç ve gereçlerinin başında at ve silâh yer alıyordu. Türklerin savaşlardaki başarıları, bu iki aracı çok iyi kullanmalarından ileri geliyordu. Türk atı ufak yapılı ve üstelik kaba kıllı idi. Onda saf kan Arap atının zarafeti ve gösterişi yoktu. Fakat son derece dayanıklı, çevik ve süratli idi. Türkler bütün işlerini atları vasıtasıyla görüyorlardı. Kaşgarlı Mahmûd’un ifadesiyle, kuş için kanat ne ise Türk için de at o idi. Bundan dolayı her çadırın önünde daima koşumlu bir at hazır bulunmaktaydı.

Süvari tekniğini ilk bulan ve uygulayan kavim Türklerdir. Türk savaş sisteminde atlı birlikler başlıca rol oynamaktaydı. Komşuları, özellikle Çinliler süvari tekniğini Türklerden öğrenmişlerdir. Hatta Çinliler, M.Ö. 307 yılında yaptıkları bir reformla hareket kabiliyeti az, ağır savaş arabalarını hizmetten kaldırarak, Hun Türklerininki gibi hafif süvari birlikleri oluşturmuşlardır.

Savaş araç ve gereçlerinin en önemli kısmını silâhlar oluşturmaktaydı. Eski Türk toplulukları silâha “tolum”, silâh kuşanmaya da “tolum manmak” veya “tolumlanmak” diyorlardı. Eski Türk askerleri, seferlerde ve savaşlarda silâhlarını ve yiyeceklerini yanlarında taşırlardı. Halbuki başka ordular, silâhlarını ve yiyeceklerini taşımak için binlerce araba kullanıyorlardı. Et ihtiyaçlarını karşılamak için de, ordunun arkasından binlerce sığır sevk ediyorlardı. Bu durum ise ordunun hareketini son derece güçleştiriyor ve yavaşlatıyordu. Türkler ise, yiyecek ihtiyaçlarını, genellikle yanlarına aldıkları et konservelerinden (kurutulmuş et) karşılamaktaydılar. Çinliler ve Avrupalı kavimler et konservesi yapmayı Türklerden öğrenmişlerdir.

Eski Türk silâhlarının başında ok gelmekteydi. Türkler oku, daha ziyade uzaktan yaptıkları savaşlarda veya taktik gereği geri çekilme sırasında kullanmaktaydılar. Özellikle, at üzerinde dört nala giderlerken oklarını önlerinde, arkalarında ve yanlarında bulunan hedeflere isabetli bir şekilde atmaktaydılar.

Türk Savaş Taktikleri / Stratejileri

Tarih: 25 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 5.961  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türk savaş taktikleri

Türk savaş sistemi “hareket ve sürat” üzerine kurulmuştur. Süratin savaştaki önemini ilk keşfeden millet Türklerdir. Türklere, savaşta hareket ve sürat üstünlüğünü sağlayan başlıca unsur at idi. Diyebiliriz ki, Türkler, atın sağladığı sürat ve hareket sâyesinde karşı konulmaz bir güce ulaşmışlardır.

Türklerin savaş yetenekleri ve uyguladıkları taktikler çağdaş tarihçiler tarafından şöyle tasvir edilmiştir:

Ammianus: “(Hunlar) piyade olarak dövüşmeye hiç alışkın değillerdi. Bir defa eyere oturduktan sonra, küçük ve çirkin, ama yorulmak bilmeyen ve yıldırım gibi giden atlarına sanki yapışık kalırlardı. Savaşlarda korkunç çığlıklar atarak, düşmanın üzerine çullanırlar.

Bir direnme ile karşılaşınca, hemen dağılırlar, ama kısa zaman sonra aynı süratle gelerek, önlerine çıkan her şeyi delip geçerler. Buna rağmen bir müstahkem mevkii kuşatıp, merdivenlerle ele geçirme sanatını bilmezler. Ancak, şaşılacak kadar uzak mesafelere attıkları ve demir kadar sert ve öldürücü sivri kemikten uçlu oklarını atmada gösterdikleri maharete hiç kimse erişemezdi.”

Ammianus: “(Hunlar) yürürken ağır aksak, fakat at üstünde pire gibi çevik ve dayanıklıdırlar. Korkunç savaşçılar olup, yay ve kement kullanmakta eşsizdirler.”

St. Efraim: “(Hunların) haykırmaları arslanların kükremesini andırır. Atları üzerinde ufukta bir fırtına gibi uçarlar. Ordularıyla bir tufan gibi kapladıkları bütün arz üzerinde dehşet uyandırmışlardır. Silâhlarına karşı gelebilecek kimse mevcut değildir.”

Eski Türklerde Halk / Millet

Tarih: 24 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 2.130  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

eski türklerde halkEski Türklerde halka “kün”, “bodun veya “él” (il) denmekteydi. Bunlardan “bodun”, “boy” (bod) sözünün çoğulu olup, boylar birliği anlamına gelmektedir. Çünkü, “bodun” (halk) aynı soydan olan ve aynı dili konuşan boyların bir başkan etrafında toplanmasıyla meydana gelmekteydi. Yine bir başkan tarafından “bodunlar”ın bir araya getirilmesiyle de Türk devleti (Türk eli) ortaya çıkmaktaydı.

Tarihî kayıtlara göre, Türkçe konuşan ve Türk soyundan olan topluluklara ilk defa millî kimliklerini sezdiren ve onlara büyük bir millet olduklarını öğreten lider, büyük Hun Hükümdarı Mete’dir (Bagatır/Batur).  (M.Ö. 209-174). Mete, komşu devletleri birer birer yenip, baskı altına aldıktan sonra bütün güç ve enerjisini Hun siyasî birliğini kurma faaliyeti üzerinde toplamıştır.

Bunun için 25 yıl gibi uzun bir süre mücadele eden Mete, 26 kadar büyüklü küçüklü devleti ortadan kaldırarak, Hun siyasî birliğini kurmuştur. Mete, M.Ö. 176 tarihli bir belgede bu faaliyetlerinin sonucunu, amacına ulaşmış bir liderin mutluluğu içinde, “Ok ve yay gerebilen kavimleri bir aile gibi birleştirdim; şimdi onlar Hun oldular” şeklinde bir ifade ile açıklamıştır. Bundan da anlaşılıyor ki, Mete, sadece Hun siyasî birliğini kurmakla kalmamış, aynı zamanda Türk topluluklarına “Hun olma”, yani millet olma bilincini de aşılamıştır.

"..." Yılında Neler Oldu? Anlamli Sozler Arkası Yarın Arkası Yarın Dinle Arkası Yarınlar Arkası Yarın MP3 Arkası Yarın Tekniği Arkası Yarın TGRT Arkası Yarın TRT Arkası Yarın İndir Astroloji Atalarimizdan Sozler Atatürk Atatürk İnkılapları Atsız Aşk Sözleri Bedava Sesli Kitap Beleş Sesli Kitap Bilgili Sozler Bitkisel Yağ Bitkisel Yağlar Bitkisel Yağlar ve Faydaları Bitkisel Yağların Faydaları Bitkisel Yağların Kullanılışı Bitkisel Yağların Kullanımı Bitkisel Yağların Yararları Bozkurt Resimleri Burçlar Burçların Uyumu Burç Uyumları Cumhuriyet Damar sözler Derin Sozler Dini Radyo Tiyatrosu Duvar Kağıtları Etkileyici sözler Fıkra Güzel Sözler Hikaye Dinle Hoca Fıkraları Hoca Fıkrası Hüseyin Nihal Atsız Kafiye Kitap Dinle Kitap Sesli Komik Fıkra Komik Sözler Komik Özlü Sözler Kültür Kısa Fıkra Kısa Nasreddin Hoca Fıkrası Milliyetçi Resimler Nasreddin Hoca Fıkraları Nasreddin Hoca Fıkrası Nasrettin Hoca Nasrettin Hoca Eserleri Nasrettin Hoca Fıkra Nasrettin Hoca Fıkraları Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa Nasrettin Hoca Fıkraları Resimli Nasrettin Hoca Fıkrası Nasrettin Hoca Hayatı Nasrettin Hoca Hikayeleri Nasrettin Hoca Komik Fıkralar Nasrettin Hocanın Fıkraları Nasrettin Hoca Oyunları Ogretici Sozler Osmanlı Ozlu Ozlu Soz Ozlusozler Radyo Tiyatroları Radyo Tiyatrosu Radyo Tiyatrosu Arkası Yarın Radyo Tiyatrosu Arşivi Radyo Tiyatrosu Dinle Radyo Tiyatrosu Metinleri Radyo Tiyatrosu mp3 Radyo Tiyatrosu TGRT Radyo Tiyatrosu TRT Radyo Tiyatrosu TRT Arşivi Radyo Tiyatrosu İndir Radyo Tiyatrosy Dinle Roman Roman Dinle Roman Özeti Rusya Sene Sene Tarih Sesle Kitap Sesle Kitaplar Seslendirmeli Kitap Sesli E-Kitap Sesli Kitap Sesli Kitap Arşivi Sesli Kitap Dinle Sesli Kitap Dinleme Sesli Kitap Dinlemek Sesli Kitap Download Sesli Kitap Full Sesli Kitaplar Sesli Kitaplar Dinle Sesli Kitaplar MP3 Sesli Kitaplar Paketi Sesli Kitaplar İndir Sesli Kitap MP3 Sesli Kitap Nedir Sesli Kitap Okuma Sesli Kitap Paketi Sesli Kitap Seçme Sesli Kitap İndir Sesli Kitap İndirme Sesli Kitap İndirmek Sesli Kitap İndir MP3 Sesli Yazı Sovyetler Birliği Soz Tarih Tarihte Bu Sene Tarihte Bu Yıl TGRT Radyo Tiyatrosu TRT Radyo Tiyatrosu Türk Türkiye Türk Tarihi Türkçe Türkçe Sesli Türkçe Sesli Kitap Türkçü Resimler Unlu Sozler Uçurum Vecizeler Vecize Sözler Yağların Faydaları Yağların Yararları Yağların Çeşitleri Yağların Önemi Yüz Temel Eser Yüz Temel Eser Dinle Yüz Temel Eser Sesli Kitap Yüz Temel Eser İndir Yıl Yıl Tarih Öykü Dinle Özdeyişler Özlü Cümleler Özlü Sözler Özlü Sözler Mevlana Ücretsiz Sesli Kitap Ünlülerin Sözleri Ünlü Sözleri İşitsel Kitap
  Yukarı çık!