Türk Kağanlarının Görev ve Sorumlulukları

Tarih: 3 Temmuz 2014  |   Bölüm: Tarih  |   Okunma: 661  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türk kağanlarıTürk hükümdarı bütün devlet teşkilâtının başı ve toplumun lideri olarak, en büyük güç ve yetkileri kendi şahsında topluyordu. Her emri, kanun hükmünde ve değerindeydi. Devletin her kademesindeki görevliler ve bütünüyle halk, bu emirlere uymak zorundaydı. Öte yandan Türk hükümdarı, en büyük yargıç durumundaydı. O, bu sıfatıyla yüksek mahkemeye başkanlık ederdi. Şahsına ve devlete karşı suç işleyenler için tutuklama kararı alabilir; bizzat yargılamasını yapabilir; ölüm dahil çeşitli cezalar verebilirdi.

Türk kağanı, devletin başı olarak iç ve dış siyaseti düzenler; savaş ve barışa karar verir; savaş ve akınlarda ordulara komuta eder; elçiler gönderir, elçiler kabul eder; devlet teşkilâtının her kademesindeki görevlileri tayin eder veya görevlerinden alırdı.

Türk kağanlarının en önemli görevlerinden biri de, Türkçe konuşan ve Türk soyundan olan bütün toplulukları bir devlet çatısı altında toplamak idi. Bu, ancak kuvvet, yani silâh gücü ile yapılabilmekteydi. Bunun için Türk kağanları, ordular sevk ederek savaşmak, devletleri ortadan kaldırmak, toplulukları itaat altına almak, birlik ve bütünlüğü sağlamak durumundaydılar. Bu durum Göktürk Yazıtlarında “İlliyi (devletli olanı) ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık. dizliye diz çöktürdük, başlıya baş eğdirdik (itaat altına aldık) şeklinde ifade ediliyordu.

Türk kağanları, sadece Türk topluluklarını değil, yabancı soydan kavimleri de bir devlet çatısı altına toplamayı kendilerine gaye edinmişlerdir. Başka bir ifade ile söylemek gerekirse, onlar daima dünya hâkimiyeti dâvâsı gütmüşlerdir. Çünkü Türk kağanları, dünya hâkimiyetinin Tanrı tarafından bir görev olarak kendilerine verildiğine inanıyorlardı. Bilge Kağan, bu hususta Göktürk yazıtlarında âdeta dünya hâkimiyetini gerçekleştirmiş bir hükümdar gibi şöyle konuşmaktadır: “Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum”. Bu sözler, hiç şüphesiz ulaşılmış olan hedefi değil, ulaşılmak istenilen bir hedefi göstermektedir.

Hüseyin Hatemi

Tarih: 2 Temmuz 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Okunma: 445  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hüseyin hatemiHüseyin Hatemi esas olarak hukukçudur. Fakat gerek hukukî konularda, gerek sosyal konularda, gerekse dinî konularda çeşitli kitaplarıyla, makaleleri ve bilhassa televizyon konuşmalarıyla fikirlerini beyan etmiştir ve etmektedir. İslâmî konulardaki görüşlerini her fırsatta açıklayan Hüseyin Hatemi, tabiî hukukun ilâhî hukuk olduğunu ileri sürer.
Hüseyin Hatemi’nin, sosyalizm tartışmalarının gündemde olduğu dönemde Nureddin Topçu’nun İslâm sosyalizminden bahsettiği sıralarda bu konuda “İslâm Açısından Sosyalizm” adlı kitabı yazmıştır.

Nureddin Topçu’nun “Önsöz”ü ile çıkan kitapta, maden ve toprak mülkiyeti, zararlı servet yığılmalarının önlenmesi, riba (faiz) yasağı, ticaret serbestisinin Kur’an-ı Kerim’deki sınırları, servetin nasıl kazanıldığı, miras, bağış, sadaka, el emeği cihat şuurunun iktisadî sahaya tesiri, İslâm’ın emperyalist bir güçle uzlaşabilir mi, İslâm emperyalist olabilir mi? Ticarî ve iktisadî faaliyet ve münasebetlerinin düzenlenmesi, içki-kumar-isrâf, altın ve gümüş yasağı ile içtimaî yardım teşkilâtı İslâmî açıdan incelenmiştir.

Hüseyin Hatemi, İslâm’ın ve İslâm düşüncesinin sahip olduğu dinamizmi kavramış, bu düşünceyi sosyalist anlayışa ve onun iktisadî ve toplumsal sorunlarına uygulamıştır. O, aynı zamanda İslâm cemiyetinin ideal düzenini ortaya koymaya çalışmıştır. Yazar, kitabın sonunda şöyle diyor: İslâm, Allah’ın dosdoğru ve eksiksiz yoludur. Marxist teori ile marksist tatbikatı nasıl birbirinden ayırıyorsanız, İslâm’ı da İslâm ülkelerindeki uygulamalardan ayırarak düşünmemiz gerekir. Bu ayırmayı yaparak İslâm’ı incelerseniz, onda en küçük bir kusur bulmanıza hiçbir zaman imkân yoktur. Bu, yalnız “iman”ın değil, aynı zamanda gerçeğin ifadesidir.

Hüseyin Hatemi (d. 12 Aralık 1938, İstanbul, Türkiye) Türk akademisyen, yazar ve hukuk profesörü. 1898′de İran Şahpur’da doğan Ali Asgar Hatemi Bey ile 1910′da İstanbul’da doğan Azerbaycan göçmeni Cemile hanım’ın ikiz çocuklarından biri olarak dünyaya geldi. İkiz kardeşi Hasan Hüsrev Hatemi iç hastalıkları profesörüdür. Tam adı Hüseyin Perviz olduğu halde daha sonradan, ikinci isminin İslam Peygamberi Muhammed’in mektubunu yırtan İran hükümdarıyla aynı adı taşıdığını öğrenince bu ismi mahkeme kararıyla sildirdi.

Erol Güngör

Tarih: 23 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Okunma: 411  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

erol güngör kimdirErol Güngör, Mümtaz Turhan’ın asistanı olarak psikoloji ve sosyal psikoloji sahalarındaki araştırmalarıyla tanındı. O da hocası gibi, ağırlıklı olarak, kültür ve kültür değişmeleri ve bunlara bağlı meseleler üzerinde durdu. Türk kültürünün tarihî seyri içinde ve bugünkü hali içinde muhteva tahlillerini yaptı. Ayrıca İslâm’ın meseleleri ve tasavvufun meseleleriyle ilgili birer kitap yazdı. Türk kültürünün yapısını, oluşumunu ve unsurlarıyla gelişimini yanlış anlayanları tenkit etmiştir. Bunların başında Ziya Gökalp gelir. Erol Güngör O’nu, “Türk kültürünü yanlış anlayanların en kalitelisi” olarak takdir etmiştir. O, kültür, kültür değişmeleri Batılılaşma, modernleşme, laiklik, teknoloji ve değer ilişkileri ile milliyetçilik hakkında fikirlerini kültür ve milliyetçilik kelimelerinin ikisinin isminde yer aldığı iki ayrı kitabında açıklamıştır:

1. Türk Kültürü ve Milliyetçilik
2. Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik.

Erol Güngör, Atatürkçülüğü, ideolojik aşırılıklara engel olmak ve pluralist demokrasinin ayakta kalmasını sağlamak gayretini güden siyasî tedbirlerden ibaret diye tanımlar. Atatürkçülük fikrî, siyasî, felsefî bir sistem veya ekol değildir. Atatürkçülük, genç cumhuriyetin yaşama çabasını temsil eder. Erol Güngör, milliyetçilerle inkılâpçıları ayırır. İnkılâpçıları, modernleşme gayretinde Fransızlaşmaktan Marksistleşmeye kadar uzun bir dönüşüm geçirmiş kimseler olarak niteler. Bunların kökenlerinin Osmanlılar olduğunu belirtir.

Erol Güngör, önce milliyetçilikle halkçılık arasında sıkı bir ilişki kurar. Bütün milliyetçilik hareketlerinin ortak özelliklerinden birisinin halkçılık olduğunu tespit eder, ama programında halkçılık bulunan her siyasî hareketin milliyetçi olmadığı uyarısında bulunur. Böylece milliyetçiliğin hudutlarını da tespit etmiş olur. Erol Güngör, kültürü değişik şekillerde tarif eder. Kültür, “Bir hayat tarzıdır”, “Bir dünya görüşüdür” gibi tariflerin yanında kültürü, bir cemiyetin problemlerini çözme tarzı olarak da tarif eder. O şöyle der:

Halil Vehbi Eralp

Tarih: 23 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Okunma: 414  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

halil vehbi eralpLisansını Sorbon’da yapmış, “Descartes Fiziğinin Metafizik Temelleri” isimli doktora tezini Türkiye’de hazırlamıştır. Alfred Weber’in el kitabı olarak alaka gören “Felsefe Tarihi”ni Türkçeye çevirmiştir. H. Vehbi Eralp, felsefe tarihinin, eski Yunanlılardan başlaması gerektiğine kanidir. Çünkü rasyonel bilgi onların buluşudur ve ondan önce yoktur, der. Öte ömrünün elli senesini Çin ilmine veren Joseph Nedham, M.Ö. Çinlilerin Descartes’ten büyük matematikçileri ve filozofları olduğunu iddia eder.

H. Vehbi Eralp, felsefede herkes tarafından benimsenebilecek sonuçlar bulunmadığını söyler. Felsefe öğretiminde, günlük hayatın tecrübelerinden, bilimlerin ve sanatların sorunlarından hareket edilmesi, öğrencilere, filozofların metinlerinden bol bol örnek gösterilmesi gerektiğini düşünür. Düşünürümüz, insanın hür bir varlık olduğunu ama hürriyetin bize hazır verilmediğini, insanın bunu hak ederek mücadele ile elde etmesi icap ettiğini vurgular. Âlem, maddî görünüşüyle determenizme bağlı ise de insan sayesinde, hürriyete çevrilmiştir. Dolayısıyla insan eyleme, pratiğe yönelmeli madde âleminin niteliklerine bir ölçüde uyarak özgürlüğünü gerçekleştirmektir. Halil Vehbi Eralp, Yahya Kemal’in yakın dostu ve sohbet ehlidir; bu sebeple Macit Gökberk’te ve Takiyeddin Mengüşoğlu’nda görülen Türk tarihine, Türk kültürüne kesin ve çoğu yanlış genellemeden ibaret olan yargılara H. Vehbi Eralp’a rastlanmaz.

İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1925-1930 tarihleri arasında bir yıl müddetle İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe zümresine devam ettikten sonra Avrupa talebe sınavlarında başarılı olarak devlet tarafından Fransa’ya gönderildi ve bir yıl Bordeaux’da, lisenin felsefe bölümüne devam etti. Bordeaux Edebiyat Fakültesi’ne girdikten sonra 1929-1930 yılında Gaston Richard’ın yanında sosyoloji ve ahlâk; Darbon’un yanında Umumî Felsefe ve Mantık sertifikalarını aldı ve bundan sonra eğitimine Sorbonne’da devam ederek orada Prof. Henri Delacroix ve Georges Dumas’dan psikoloji, Prof. Emile Brehier ve Albert Riveaud’dan felsefe tarihi sertifikalarını aldı, Latince sınavını verdi.

"..." Yılında Neler Oldu? Anlamli Sozler Arkası Yarın Arkası Yarın Dinle Arkası Yarınlar Arkası Yarın MP3 Arkası Yarın Tekniği Arkası Yarın TGRT Arkası Yarın TRT Arkası Yarın İndir Atalarimizdan Sozler Atatürk Atatürk İnkılapları Atsız Aşk Sözleri Bedava Sesli Kitap Beleş Sesli Kitap Bilgili Sozler Bitkisel Yağ Bitkisel Yağlar Bitkisel Yağlar ve Faydaları Bitkisel Yağların Faydaları Bitkisel Yağların Kullanılışı Bitkisel Yağların Kullanımı Bitkisel Yağların Yararları Biyografi Biyografiler Bozkurt Resimleri Damar sözler Derin Sozler Dini Radyo Tiyatrosu Etkileyici sözler Fıkra Güzel Sözler Hayati Hikaye Dinle Hoca Fıkraları Hoca Fıkrası Kimdir Kim Kimdir Kitap Dinle Kitap Sesli Komik Fıkra Komik Sözler Komik Özlü Sözler Kültür Kısa Fıkra Kısa Nasreddin Hoca Fıkrası Milliyetçi Resimler Nasreddin Hoca Fıkraları Nasreddin Hoca Fıkrası Nasrettin Hoca Nasrettin Hoca Eserleri Nasrettin Hoca Fıkra Nasrettin Hoca Fıkraları Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa Nasrettin Hoca Fıkraları Resimli Nasrettin Hoca Fıkrası Nasrettin Hoca Hayatı Nasrettin Hoca Hikayeleri Nasrettin Hoca Komik Fıkralar Nasrettin Hocanın Fıkraları Nasrettin Hoca Oyunları Ogretici Sozler Ozlu Ozlu Soz Ozlusozler Radyo Tiyatroları Radyo Tiyatrosu Radyo Tiyatrosu Arkası Yarın Radyo Tiyatrosu Arşivi Radyo Tiyatrosu Dinle Radyo Tiyatrosu Metinleri Radyo Tiyatrosu mp3 Radyo Tiyatrosu TGRT Radyo Tiyatrosu TRT Radyo Tiyatrosu TRT Arşivi Radyo Tiyatrosu İndir Radyo Tiyatrosy Dinle Roman Roman Dinle Roman Özeti Rusya Sanatçıların Biyografileri Sene Sene Tarih Sesle Kitap Sesle Kitaplar Seslendirmeli Kitap Sesli E-Kitap Sesli Kitap Sesli Kitap Arşivi Sesli Kitap Dinle Sesli Kitap Dinleme Sesli Kitap Dinlemek Sesli Kitap Download Sesli Kitap Full Sesli Kitaplar Sesli Kitaplar Dinle Sesli Kitaplar MP3 Sesli Kitaplar Paketi Sesli Kitaplar İndir Sesli Kitap MP3 Sesli Kitap Nedir Sesli Kitap Okuma Sesli Kitap Paketi Sesli Kitap Seçme Sesli Kitap İndir Sesli Kitap İndirme Sesli Kitap İndirmek Sesli Kitap İndir MP3 Sesli Yazı Sovyetler Birliği Soz Tarih Tarihte Bu Sene Tarihte Bu Yıl TGRT Radyo Tiyatrosu TRT Radyo Tiyatrosu Türk Türkiye Türk Tarihi Türkçe Sesli Türkçe Sesli Kitap Türkçü Resimler Unlu Sozler Uçurum Vecizeler Vecize Sözler Yazarların Biyografileri Yağların Faydaları Yağların Yararları Yağların Çeşitleri Yağların Önemi Yaşam Öyküsü Yüz Temel Eser Yüz Temel Eser Dinle Yüz Temel Eser Sesli Kitap Yüz Temel Eser İndir Yıl Yıl Tarih Öykü Dinle Özdeyişler Özlü Cümleler Özlü Sözler Özlü Sözler Mevlana Ücretsiz Sesli Kitap Ünlülerin Biyografileri Ünlülerin Sözleri Ünlü Sözleri İşitsel Kitap Şairlerin Biyografileri
  Yukarı çık!